Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Dünya ticareti yeniden yapılanıyor

17.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Demokrasi ve serbest ticaret, ikinci dünya savaşı sonrası dünyaya egemen olan ve korunması için büyük gayret sarf edilen iki kavram olmuştur. Ancak zamanla her iki kavram da, her ülkenin kendi çıkarlarına uygun şekilde uygulanmış, farklı biçimde tanımlanmış ve doğal olarak yıpranmıştır.  Bu konu akademik düzeyde halen tartışılmaktadır. Ancak serbest piyasa ekonomisinin yara aldığı ve başıboş bir uygulama haline gelmekte olduğu görüşü yaygındır. Tartışma, küreselleşmenin sonunun geldiği iddiasına bile varmıştır. Örneğin, demokrasi ve serbest piyasa savunucusu,  ABD’li Prof Fukuyama’ya göre, ’insanlara özgürlük ve refah sunmayan, demokratik ve liberal olmayan hiç bir rejim bir anlam taşımaz ve başarılı olamaz. Dünyanın sonunda her ülke, her medeniyet, liberal demokrasi ve serbest piyasa mekanizması ilkeleri etrafında birleşecektir.

Daha sonraları gittikçe yaygın bir şekilde paylaşılan bir anlayışa göre ise, başıboş bırakılan serbest rekabet ortamı bazı ekonomik, sosyal ve kültürel sorunları beraberinde getirmektedir. Tam ve katı bir regülasyon ise zaten demokrasi ile bağdaşmamaktadır.  Bu konuyu en çarpıcı şekilde savunan düşünürlerden biri,  adını (Capital in the Twenty-first Century/21’nci Yüzyılda Capital) adlı eseriyle duyuran Fransız ekonomist Thomas Piketti olmuştur.  Piketti’ye göre ‘kapitalizmin, serbest ekonomi düzeninin görünmeyen elinin sonunda mutlaka dengeleri sağlayacağı varsayımı geçerli değildir. Sistem zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapmıştır.  Kolay para kazanma yolu açılmıştır. Toplumda yozlaşma başlamıştır. Kültür ve sanata bir başka blok, derinliği olan düşüncelere saygı kalmamıştır’

Elbette bu görüş te şiddetle tartışılmakta ve özgürlüklere zarar vereceği öne sürülmektedir. Serbest piyasa mekanizmasının muhafaza edilmesi ancak başıboş bırakılmaması yolundaki görüşler tartışılmaya başlanmıştır. Nobel sahibi Prof. Tirol’e göre, piyasaların, istikrar sağlamada başarısız oldukları veya başarısız olacaklarının anlaşılması halinde, devletin mevcut veya yeni oluşturulacak üst düzenleme ve denetleme kurumları aracılığı ile piyasaları regüle etmesi en doğru yol olacaktır. Türkiye dahil birçok ülkede bu tür kurullar oluşturulmuştur. Ancak esas olan bu kurumların idari ve mali yapılarının bağımsız olması, kararlarında ekonomik gerekçelerle hareket edebilmeleridir. Bu sağlanmadıkça işlevleri, alternatif ve bürokrasi kademeleri olarak kalacaktır.

Herhalde artık şunu söyleyebiliriz. Dünya ticareti yeniden yapılanmaktadır. Ülkeler arasında amansız ve yoğun bir rekabet dönemi başlamıştır. Her uluslararası toplantıda korumacılığın kaldırılması ve serbest piyasa düzeninin korunması ilkelerinde mutabakat sağlandığı açıklanmakta ancak her ülke bir şekilde yerli sanayini ve hizmet sektörünü korumaya çalışmaktadır. Bunu açık, yarı açık veya gizli şekilde yapmaktadırlar. Ekonomik alanlardaki anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümü için 1995 yılında oluşturulan Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) ağırlığı da giderek azalmaktadır.

Dünya ticareti, bölgesel ve hatta ikili ticaret düzeyine inmeye başlamıştır. Batılı ülkelerin kurduğu bölgesel işbirliği anlaşmalarından AB’nin eski gücünde olmadığı söylenebilir. Kabul edilecek göçmen sayısı, Libya’da desteklenecek taraf, Birliğe sonradan katılanlarla ekonomik dengenin kurulamaması, Brexit ve Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşımı gibi gelişmeler bu duruma örnektir. Rusya’ya enerji bağımlılık oranı ile İran’la yapılan nükleer silahlar anlaşmalarında da ABD ile AB arasında anlaşmazlıklar vardır. Yine ABD ile imzalanma aşamasına gelen Transatlantik Anlaşması yürürlüğe girmemiştir. Ticaret savaşlarının varacağı nokta bilinmemektedir. Türkiye ile AB arasındaki tam üyelik anlaşması çalışmaları durmuş gibidir. Göçmen meselesi gündemin esas maddesi haline gelmiştir. Gümrük Birliği Anlaşması revize edilemediği için, ciddi manada serbest ticaret anlaşmaları da yapılamamaktadır. Oysa dünya ticareti bu yöne kaymaktadır.

Bir başka blok genellikle Doğu Bloku olarak bilinen ülkeler tarafından kurulan Şanghay İşbirliği Örgütü’dür.(eski adıyla (Şanghay Beşlisi)

Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan asıl, Hindistan, Pakistan, Moğolistan gözlemci, İran katılım aşamasındadır. Amaç, askeri, ekonomik ve kültürel işbirliğidir. Türkiye 2012 de ‘diyalog üyesi’ olmuştur. ABD’nin en büyük kaygısı, Rusya ve Çin’in belki de Hindistan’I da yanlarına alarak dev bir blok oluşturmasıdır.

Bir diğer önemli blok Batı’nın ve Doğu’nun ortaklaşa oluşturduğu ASYA-PASİFİK (APEC) ÖRGÜTÜ’dür. Çok yenidir. Ekim 2015 ayı başlarında Pasifik Okyanusu’na kıyısı olan 12 ülke tarafından imzalanmıştır.28 trilyon dolarlık bir GSMH’yı kapsamaktadır. Anlaşma, dünya ekonomisinin % 40’ını oluşturmaktadır.

ABD’den Kanada’ya, Japonya’ya, Çin’den Rusya’ya kadar geniş bir yelpaze içinde faaliyet gösterecektir. Amaç, ticaret ve yatırımın serbestleştirilmesi, ticaretin teşviki, sosyo-kültürel alanda, çalışma yaşamında ve eğitim konusunda çalışmalar yapmaktır.

Türkiye, her üç bloğa da üye olmadığı için, ayrıcalıklardan yararlanamamakta ve geleceğe dönük rekabet gücünde sıkıntıya düşebilecek bir konumda bulunmaktadır.

Dış politika, giderek uluslararası ekonomik ve ticari ilişkilerde daha fazla rol oynamaya başlamıştır. Siyasi veya güvenlik alanlarında ittifak yapan ülkelerin ekonomik alanlarda daha yakın işbirliğine gittikleri aksi durumda çeşitli engeller çıkarttıkları görülmektedir. Bu durum, çeşitli gerginliklerin yaşandığı bölgemizde daha belirgindir. İkili veya bölgesel nitelikte işbirlikleri için uygun zemini oluşturmak her ülke için zorunlu hale gelmektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 2 Nisan 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarımız ve eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu imzasıyla yayımlanan genelgeye ilişkin değerlendirmede bulundu.

Günlük Burç Yorumları Aşk 1 Nisan 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 31 Mart 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Mart 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test