Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Çağdaş ve demokratik Türkiye’yi inşa etmek

17.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Son dönemlerde ülkemizde yaşanan siyasal, sosyal ve kültürel değişikliklerle, çok geri noktalara düşülmüştür. Yaşanan bu olumsuz süreci, ‘farklı bir Türkiye inşası’ olarak nitelendirmek yanlış olmayacaktır.

Gerçekten ülkemizin toplumsal hayatında, hukuktan eğitime kadar uzanan hemen her alanda, önemli değişimler yaşanmıştır. Bu uygulamalar, 18 yıldır iktidarı elinde tutan siyasal anlayışın icraatlarıdır. Kısacası, ülkemize, halkımıza, insanımıza yeni bir hayat tarzı getirilmeye çalışılmıştır.

Bütün bu girişimleri, çabaları, iktidardakilerin kendi anlayışlarına uygun bir rejimi inşa faaliyetleri olarak değerlendirmek gerekiyor. Sonuçta toplumsal yaşamın hemen her alanında önemli tahribat oluşmuştur. Bu tahribatı onarmak ve gidermek hiç de kolay olmayacaktır.

 

İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem

Tahribatın en büyüğü ülkenin yönetsel sisteminde meydana gelmiştir. 150 yılı aşan bir geleneğe sahip olan parlamenter sistem terk edilmiş ve meclis işlevsiz hale getirilmiştir.

İşte bu nedenle, işe öncelikle sistem değişikliği ile başlamak gerekecektir. Yapılması gerekeni, yeniden eski sisteme dönmek olarak düşünmemek gerekiyor. Eski sistemin de aksayan yanları vardı. Dolayısıyla, bu aksaklıkları ve yeni ihtiyaçları da göz önüne alarak; iyileştirilmiş, güçlendirilmiş ve yenilenmiş bir parlamenter sisteme yönelmek, ülkemizin önceliği olmalıdır.

Ülkemizde, güçler ayrılığını temel alacak ve meclisi yeniden işlevsel kılıp saygın hale getirecek bir yönetsel değişiklik üzerinde, kolayca buluşulabileceğini düşünüyoruz.

 

Çağdaş ve demokratik anayasa

Çağdaş ve demokratik bir yönetsel yapının temel belgesi, elbette bu ilkeleri esas olan yeni bir anayasa olacaktır. Böylesi bir yeni anayasaya duyulan ihtiyaç, muhalefetin en geniş kesimlerinin de ortak düşüncesidir.

Yeni anayasa, ülkedeki toplumsal kesimlerin en geniş birlikteliği ve uzlaşısıyla hazırlanmalıdır. Her türlü dayatmacılıktan uzak, ‘ben yaptım oldu’ yaklaşımına prim vermeyen bir demokratik yol ve katılımcı yöntem izlenmelidir.

Bu çalışmalar, ülkenin önünü açacak tarzda olmalı ve halkımızın ihtiyaçlarına cevap vermelidir. Elbette yalnızca bugünün değil, geleceğin olası koşulları ve ihtiyaçları da gözetilmelidir.

 

Üretim ekonomisine yönelmek

Günümüzde yaşanan sorunların en büyük ağırlığı ekonomi alanında hissedilmektedir. Dolayısıyla, ivedilikle ele alınması gereken öncelikli konu, ekonomik politikalar ve uygulamalardır.

Bu alanda temel yaklaşım, üretim ekonomisine yönelmek olmalıdır. Ülkemizde yaşanan işsizliğin, yoksulluğun, gelir adaletsizliğinin ve geçim sıkıntısının temel çözümü, üretim ekonomisinden geçmektedir.

Çağdaş ve demokratik bir Türkiye’de, bütün bu sorunların üstesinden gelebilmek için; elbette ekonomi politikalarının değişimi ile birlikte, hukuktan eğitime kadar uzanacak bir dizi alanda yeniden yapılanma reformlarının da yapılması gerekiyor.

 

Barışçı dış politika

Günümüzde siyasal iktidarın izlediği dış politikalar, ülkemizi başta komşularımız olmak üzere hemen herkesle kavgalı ve sorunlu hale getirmiştir. Uluslararası alanda yalnız kalınmıştır. Bu nedenle dış politikada temel bir makas değişikliğine ihtiyaç vardır.

Bu makas değişiminin özü de, dış politikada barışçı bir anlayışı ve yaklaşımı egemen kılmaktır. Mustafa Kemal Atatürk’ün ve cumhuriyeti kuran kadroların temel felsefesi olan ‘Yurtta Barış, Dünyada Barış’ ilkesinin temel alınmasıdır.

Sözün özü, ülkemizi Suriye - Ortadoğu batıklığından çıkaracak ve Libya çöllerinden kurtaracak bir dış politika anlayışına yönelmek gerekiyor.

 

Muhalefet bu sürece hazırlanmalıdır

Elbette yapılması gerekenler, yalnızca bu ana başlıklar altında sıraladığımız konulardan ibaret değildir. Ülkemizde, hukuktan eğitime ve kültürden sosyal yaşama kadar uzanan hemen her alanda yeniden yapılanma gerekiyor.

Mevcut tahribat çok büyük ve ağırdır. Bu nedenle, yapılması gerekenler bir ‘restorasyon’ anlayışı ile ele alınamaz. Ülkenin, tepeden tırnağa, hayatın hemen her alanında, köklü bir yeniden yapılanmaya ihtiyacı vardır.

İşte biz bunun için, yeni süreci, ‘çağdaş ve demokratik Türkiye’nin inşası’ olarak görüyor ve değerlendiriyoruz. Muhalefetin de şimdiden bu süreci hazırlaması gerektiğini düşünüyoruz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Burtay Mutlu

22.01.2020 - 12:26
Balık baştan kokar. Sadece Türkiye değil, dünyada da parlementer sistemlerde tıkanma ve işlevsizlik var. Ve çözüm her şey'e karşın "demokrasi"de olduğu için, işe önce parlamenter sistemden başlamak gerekiyor. Ancak kişileri değiştirmeyle, mevcut bu işlevsizlik aşılamaz. Şu anki halde, hangi parti gelirse gelsin iktidara, tüm söylem farklılıklarına rağmen, işlevi aynı olacaktır.Hiç bir işe yaramayacaktır. Çünkü parlamenterler, halkı temsil etme yetilerini ve özelliklerini kaybettiler. Partilar, maddi imkanları ve çevreleri nedeniyle ekonomik olarak güçlü ve çevresi olanlara yönelirken, halkla olan bağları kopardılar. Artık hiç bir parti halka (tam anlamıyla) inemiyor. Bugün bırakın meclsi vekilliğini, belediye meclis vekilliği maliyeti bile bir çok sıradan vatandaş için büyük. Bir de aday gösterilmeme veya seçilememe riskini de düşünürsek, bu riski göze alıp siyasete girecek vatandaş profili iyice daralıyor.Bu yüzden siyaset arenası, zenginler kulübü misali, sermayenin başka bir mecrasına dönüştü. Ve istediğiniz kadar vatansever, milletperver olsun, bu camiadan gelen birisinin, elektrik, ulaşım, pazar ve kira gibi gündelik sıradan dertleri çözüm arayan vatandaşın sorunlarını ve ihtiyaçlarını doğru teşhis etmesi ve çözüm geliştirmesi mümkün olmuyor. En iyi niyetli çözüm bile, kendi dünya görüşü ve yaşam alışkanlıklarıyla yoğrulmuş çözümler oluyor. Sonuç, siyaset ve yönetim halktan kopuyor. Halk ondan sonra kendi çözümünü başka yollarla ve özellikle bir gruba dahil olmayla çözmeye çalışıyor. Böylece toplumsal parçalanma,kutuplaşma da sağlanıyor. Kişiler öncelikle kendilerinin ve dahil oldukları grubun menfaatini ön plana alıyor. Gerisi zaten şu anki manzara...Bu yüzden çözüm istiyorsanız, önce parlamenter sistem içinden ve bu sistemin teamüllerinden işe başlamak gerekiyor. Yoksa sistem ve bunun alt sistemleri (partiler, sivil toplum örgütleri, vs. ) hep bir kişi etrafında odaklanmış, göstermelik demokratik kurumlar olarak aynı yapıyı sürdürür.Şu anki durumda, ne iktidar ne muhalefet; ne tek başlarına ne de bunların toplamı bir koalisyon ile bile çözüm üretecek mentalitede ve kapasite de değiller.Dediğiniz kökten çözüm için önce bu köklerdeki ayrık otlarını ele almak gerekiyor.
Yazarlar
Website Security Test