Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Sancar kardeş; seni de bırakmayız-gidemezsin!

17.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bizim Sancar; yani Sancar Maruflu;

İzmir Atatürk Ormanı’nı ve Kültürpark’ı Koruma Derneği Başkanı, neredeyse tüm hayır işlerinde gönüllü görev alan İzmir’in simgesi Sancar Maruflu’dan söz ediyorum.

“Bizim Sancar” lafını da, aramızdaki samimiyetten kullanıyorum; önce bunu bilin.

Maruflu, Fuar/Kültürpark’taki yapıların yıkılmasına isyan etti. Öyle bir isyan ki, damarlarında akan kanı ve kalp atışları bile, İzmir… İzmir… diye atan Maruflu, “Artık İzmirli değilim, şehri terk edeceğim” dedi, ortalık karıştı.

İtirazı, İzmir’i terk etmeye kadar vardırdığı tepkisinin nedeni; Kültürpark'taki Ada, Göl, Kübana, Mogambo gazinoları ve Golf Restoran gibi tarihi mekanların yıkılmasıydı.

Maruflu, sosyal medya hesabından; "Ben artık İzmirli değilim. İzmir'i terk edip gideceğim. İzmirliliğimden utanıyorum. İzmir'de tarihi bir suç işleniyor" paylaşımında bulunmayı da ihmal etmedi.

Yok be Sancar Kardeş… Bir kere bil ki seni hiç yere bırakmayız.

İkincisi doğru söylüyorsun, 2019’da 88’incisini düzenlediğimiz Enternasyonal Fuarı’nda sözünü ettiğin yerler ile ilgili, İzmir’de doğup büyümüş ya da çok küçük yaşta bu kentte gelen herkesin bir anısı vardır.

Tıpkı benim gibi…

Sıkılmazsanız anlatayım:

30 AĞUSTOS KAPISI

İki dirhem bir çekirdek ailece Karataş-Asansör’den Kahramanlar troleybüsüne binerdik.

Çünkü en iyisi Kahramanlar Kapısı’ndan girmekti. Çok kişi bilmez Kahramanlar Kapısı’nın Fuar yerleşkesindeki adı; 30 Ağustos Kapısı’dır.

Kuyruğa girip bilet alır, içeri girerdik.

Bir sevinç, mutluluk kaplardı, içimizi…

Açık Hava Tiyatrosuna doğru ilerleyince, kulağımıza onca gürültü-patırtı arasında tavus kuşunun sesi gelirdi.

Açık Havanın etrafında bir kuyruk, belli ki bir etkinlik var. Konser mi, tiyatro mu diye meraklanırdık.

Bir tarafta Hayvanat Bahçesi, diğer tarafta Palmiyeler tam ortadayız…

Babam; “bir tabak makarnayla bira hiç de fena olmaz” der, annem olmaz dercesine kaşları çatar, biz iki kardeş ellerinden çekip Hayvanat Bahçesine sürüklerdik.

“Pak Bahadur” özlemiştir bizi diye düşünürdük.

Hızlı bir tur atıp soluğu Golf Restaurant’ın önünde alırdık.

Ferdi Özbeğen “Beni böyle yapayalnız bırakmasan olmaz mı” der, durup dinlerdik.

Karşısında Kübana’da Ümit Besen…

Etraf yavaş yavaş kalabalıklaşırdı.

Gölün kenarından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı pavyonuna girerdik önce…

Şeker Fabrikaları, Demir Çelik Fabrikaları, MKE, Aselsan, Çimento, Gübre Fabrikaları…

Sanki Cumhuriyetin bir özeti. Hepsinden birer broşür almak için kalabalık falan dinlemez itişip-kakışıp kapardık birer tane. Küçük hediyeler de cabası!..

KAYIP ANONSLARI

Tariş’de birer bardak şıra içer dışarı çıkardık.

Kulağımıza bir ses çalınırdı:

“Dört yaşlarında bir erkek çocuğu bulunmuştur. Anne ve babasının fuar müdürlüğüne müracaatı…”diye.

Annemiz, babamız daha bir sıkı yapışırdı elimize.

Göldeki su bisikletlerine binmeden olur mu?

Hem pedalları çevirir, hem de Göl Gazinosundaki programı dışarıdan izlemenin zevkini yaşardık.

Uzaktan paraşüt kulesinden atlayanların bembeyaz paraşütlerini izlerdik.

Göl sefası bitince sırada şimdi ne var diye düşünürken kendimizi SSCB (Rusya) pavyonunda bulurduk.

Merakla ve biraz da korkuyla girerdik içeri. Çünkü kapısında polis bekleyen bir kaç pavyondan biriydi SSCB…

Sarmaşık Düğün salonundan düğün sesleri neşemizi tazelerdi.

Altında Filistin, Libya Halk Cemahiriyesi…

Şimdi sırada ne var? Kaskatlı Havuz…

Suların bir balerin edasıyla müzik eşliğinde dans edişlerine hayran kalırdık.

O ne? Bando takımı da katılmaz mı müziklere?

Kaskatlı havuzun yanında fotoğraf çektirmeden olur mu?

SIRADAKİLER

SSCB pavyonu görüldü şimdi sıra ABD’de. Aklımıza ilk uzay araçları geliyor.

Teknolojik ürünlerin tanıtımının yapıldığı pavyona ilgi yoğun!..

Sempatik beyaz saat kuleli yapısıyla Pakistan pavyonunda ulusal kıyafetli görevliler güler yüzle karşılardı bizleri.

Bir mektup arkadaşı edinebilir miyim diye bakışırdık sağa-sola…

Karşıda gıcır gıcır 302 Mercedesler…

Alman Pavyonu’na geldiğimizi anlardık.

Japonya pavyonu elektronik araç gereçleriyle ilgimizi en çok çeken katılımcı ülke olurdu.

Şimdi sıra Paraşüt Kulesinde.  Biraz cesaretiniz varsa ne duruyorsunuz haydi kulenin tepesine?..

Türk Hava Kurumu’nda çekiliş var bak!

Bir bilet alıyoruz. Yaşasın bir paket Piyale makarna çıkıyor.

Daha adı Hot Dog konmadan sosisli sandviç yerdik birer tane.

Artık sıra Lunapark’ta…

Dönme dolap, çarpışan arabalar, salıncaklar, korku tüneli ve aynalar…

En çok güldüğünüz aynalar!..

UZUN KUYRUKLAR

Lunapark gazinosunun önünde uzun bir kuyruk daha.

Çamlık Senar’da Nejat Uygur tiyatrosu.

Odalar Birliği pavyonunu gezmeden olur mu?

Manolya Bahçesi’den Zeki Müren’in sesi geliyor. Durup yarım saate yakın dinlerdik rahmetliyi…

Haydi alışverişe şimdi…

Okullar da açılacak, Faber’den defter, kitap, kalem alınacak. Hediyelik eşya alınırdı, eşe dosta…

TERCİHLER FARKLI

Zaman ne de çabuk geçti değil mi?

Oysa daha gezemediğimiz onlarca yer var!..

Neyse bir başka akşama inşallah.  Nasıl olsa 20 Eylül’e kadar daha çok zaman var.

Biz, iki kardeş Apollo Sirkine gelelim diye tutturur.

Annem, Ekici Över Gazinosuna matineye diye sızlanır.

Babam ise telaşlı. Bir an önce çıkalım diye sürekli vıdı-vıdı…

Çıkışta kapının bir köşesinde Yeni Asır, öte yanda Ege Ekspres gazetesi yığınları.

İkisinden de birer tane alınırdı.

İlk Fuar seferimiz, gece yarısına doğru, troleybüse doğru ilerlerken noktalanırdı.

Hiç acele edilmezdi. Nasıl olsa bire kadar çalışıyordu Fuar zamanı boynuzlular!..

ZEKİ MÜREN’SİZ OLMAZDI

İki-üç-beş…

Adımımızı atmadık yer kalmazdı Fuar’da…

Sirke de giderdik; lunaparka da…

Annem Ekici Över’in matinelerine, mahalledeki komşularıyla grup halinde giderdi.

Zeytinyağlı yaprak dolması, kuru köfte, taze soğanlı-marullu kısır hazırlanırdı evlerde.

Babam sert-otoriter; “tek hakkınız var, seçin” derdi.

Ya Bornovalı Nuri’nin Lunapark Gazinosu ya da Manolya Bahçesi…

Bülent Ersoy olursa Lunapark, Zeki Müren ya da Muazzez Abacı içinse Manolya tercih edilirdi.

Atalay Noyaner’in Akasyalar’ı unutulmazdı. Ama gazino kısmına değil de, çay bahçesi bölümüne oturur, babamız nargilesini fokurdatırken, annem çayını yudumlar biz de Cinci Bir gazozuyla oyalanırdık.

Sonraları, büyüyünce mutlaka Ferdi Özbeğen, babamın işleri o yıl iyi ise, bir de Kübana Ümit Besen yapılırdı.

Nejat Uygur, Ali Poyrazoğlu, Levent Kırca… Gelirlerse Zeki Alasya-Metin Akpınar’sız Fuar kapatılmazdı…

Gençliğimizde ise Mogambo tercihimizdi.

Saffet Amca’nın gece kulübünde, Alsancak’ın zengin ve güzel kızları ile masadan masaya gözlerimizle birbirimizi yerdik!..

Zengin ve varlıklı ailelerin, nişan-düğün tercihleri Mogambo olurdu.

Orta halliler ve garibanların adresi, Fuar Evlendirme Dairesi idi.

Ve ben; çocukluğumda Göl Gazinosu bütçemize uygun olmadığı için o yıllarda kapısından dahi içeri giremeyenlerdendim. Ancak çalışmaya başladıktan sonra gidebilmiştim. Bir de gazetecilik (muhabir) yıllarımda, Yeni Asır’ın Sarmaşık eki için magazin haberi yapmak için her gece uğrardım bu mekana…

ÇOK ÖZLÜYORUM

Bilmem ki, Fuar galiba o zaman Fuar ve Kültürpark idi benim için.

Şüphesiz çok yıllar geldi-geçti.

Hayranlıkla seyredip içine girip gezdiğimiz 302’ler sıradanlaştı.

Görmek dinlemek için çırpındığımız sanatçılara bir tuşa basarak ulaşmak çocuk oyuncağı hale geldi.

Bilim-teknoloji-yenilikler günlük paylaşımlara dönüştü.

Yerli malı üretimi, sanayi tesisi, fabrikalar özelleştirme kılıfı adı altında satıla satıla kalmadı.

İzmir Enternasyonal Fuar’ını Fuar, Kültürpark’ı Kültürpark yapan her değer yok oldu gitti.

Kala kala bizlere anılarla dolu bomboş binalar kaldı.

Sancar şimdi; bu binaları da yıkıyorsunuz. Oysa hepsi tescilli tarih soluyan yapılar. İzmir’i İzmir yapan, Kültürpark’ı Kültürpark yapan mekanlar diyor, ekliyor:

Suç işliyorsunuz… İzmir’i yıkıyorsunuz…

Haklı…

Yüz kere… Bin kere… Milyon kere değil;100000000000000000000000000000 kere haklısın…

Son bir istek ve öneri…

Sayın Başkan…

Sayın Tunç Soyer;

Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer olarak oturup bu hikayeyi yeniden yazman gerekiyor…

Bakın o zaman ben bile koşa koşa Fuar’a gitmezsem namerdim!..

 

Savaş falan çıkmaz!..

Hamdi söylemişti dersiniz; savaş falan çıkmaz boşuna germeyin kendinizi…

ABD televizyonlarında aylardır İranlı general Kasım Süleymani'nin terörist başı olarak propagandası yapılıyordu, Trump ise önümüzdeki seçimleri için kamuoyunda oldukça fazla güven kaybetmişti.

Nitekim önce halkına devamlı terörist başı olarak lanse ettiği Süleymani'yi öldürterek kaybettiği güveni geri topladı ve tam anlamıyla Amerikan seçmenlerine karşı şovunu yaptı.

BU DA İRAN CEPHESİ

İran'a gelirsek zaten uzun zamandır yenilikçi cenahın rejime karşı bir baş kaldırması vardı. Türk Hükümeti bu eylemlerin ülkemize sıçramaması için basın yasağı koydurmuş olsa da özellikle kadınların başı çektiği özgürlük ve demokrasi eylemleri İran rejiminin başına bela olmuş, onlarca insan hayatını kaybetmişti.

Her geçen gün büyüyerek ülkeyi saran bu eylemlerin önüne ancak bir düşman çıkartılarak son verilebilirdi.

Sonuçta herkesin tanıdığı bir isim olan Süleymani'nin öldürülmesiyle bu düşman da gün yüzüne çıkmış oldu, halk da doğal olarak eylemleri bıraktı ve Amerika'ya karşı rejimin yanında saf tuttu.

Böylece yıkılmak üzere olan rejimde yaşanan ekonomik kriz, baskı ve yüklü vergilerine rağmen ömrünü uzatmış oldu.

KORUMASI YOKTU

Şunları da bilmenizde fayda var. İran aylardır hedef gösterilen generallerine suikast düzenleneceğini çok iyi biliyordu, peki neden hiç koruma önlemi almadı?

Neden ülkesine çekip güvende tutmak yerine, Irak'ın ABD üslerine yakın ıssız topraklarında öylece başıboş bıraktı?

ABD’Lİ ASKER YOK

Diğer taraftan baktığımızda da İran'ın füze saldırısı düzenlediği ABD üssünde tek bir Amerikan askeri bile yoktu, sadece içi boş çadırlar vardı ve 3 gün önce çoktan başka bir bölgeye taşınmıştı. Ve  bunu İran gizli servisi de biliyordu.

Peki bunu bile bile neden boş yere füze saldırısı yaptılar?

Mollalar, iç politikaya oynayıp bakın çok ağır karşılık verdik diyebilmek için !..

Zaten orada tek bir Amerikan askeri dahi olsaydı füzelere yönelik tasarlanan iki trilyon dolarlık hava savunma sistemleri mutlaka devreye girerdi, ama Amerikalılar bu sistemi çalıştırmaya ihtiyaç bile duymadılar...

Anlayacağınız güzel bir danışıklı dövüş oldu; Filler tepişti çimler ezildi…

Adım gibi eminim; savaş çığırtkanlığı yapmayı bırakın, yapanlara da kulak asmayın, millete boşuna gaz verip ortalığı bulandırmayın,çünkü SAVAŞ çıkmayacak !..

Kısacası; alan memnun, satan memnun durumu...

 

Çiçero teorisi…

1- Fakir çalışır,

2- Zengin Fakir’i sömürür,

3- Asker her ikisini de korur,

4- Mükellef üçü için öder,

5- Serseri dördünün adına istirahat eder,

6- Ayyaş beşi için içer,

7- Bankacı ilk altıyı dolandırır,

8- Avukat ilk yediyi aldatır,

9- Yalancı Hekim sekizini de öldürür,

10-Mezarcı dokuzunu da gömer,

11-Politikacı da 10’ların sayesinde yaşar!..

İki bin küsur yıldır bu dünya değişmedi!

Bir iki bin yıl daha boşuna değişecek diye beklemeyin!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Ümit

23.01.2020 - 19:56
Burası, hepimizin çocukluğunun zevk alarak,heyecanla ve neşeyle an geçirdiği bizlere yeşili gösteren bir parktır. Sağolsun Sayın Behçet Uz Bey'e ve bu projede çalıian kişilere..Ben 12 sene Montreal,Kanada'da yaşadım.Gördüğüm ,yaşadığım o şehirdeki parklar,botanik bahçesinden.Mühendisliğimden sonra isteyerek ve bilerek L'ITA,St.,Hyacinthe'de 3 sene okuyup Ziraat Teknisyeni olmuştum.Ve o muazzam güzelliği,bitkilerle tanışmıştım.Bu muazzam bir sevgidir..Dilerim, Belediye Başkanımız Sayın Tunç Soyer Bey,uzmanlarla birlikte o değerli Kültürparkı; seralarıyla birlikte İzmir Botanik Bahçesi olarak değerli İzmir'e kazandırır,lütfen Sayın Başkanım ...
Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 10 Nisan 2020 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 9 Nisan 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 8 Nisan 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 7 Nisan 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 6 Nisan 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Nisan ayı burç yorumları. 6-12 Nisan haftası burçları neler bekliyor?

Yazarımız eski Milli Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, İçişleri Bakanlığı'nın yayınladığı genelge ve CHP'li belediyelerin yardım toplamasıyla ilgili...

Yazarlar
Website Security Test