Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Geçiniz'' ve ''Unutuldu''; Çok severiz ikisini de…

27.12.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Trump, Putin unutuldu. Dış siyaset sıkışık.
Geçiniz.
Hayat mı pahalıymış? İşşizlik. Zamlar. Vergiler… Tarım bitmiş…
Tank Palet Fabrikası özelleştirilmesi mi?
Katar sermayesinin şirkete ortaklığı mı?
Geçiniz!..
Bu ülkede aileler geçim sıkıntısından Siyanürü keşfettiler intihar ediyor.
Dert değil(!)
Unutuldu, unutuldu hem de çoktan!
EYT de öyle…
Bebeklere tek taşlar; unutuldu…
Konkordatolar?
Çoktan unutuldu!..
Suriyeliler konusu da!
309 milyon TL para toplayan 15 Temmuz…
Şehit Yakınları Vakfı kaybolmuş(!)
Para da tabii!..
Unutuldu o da.
TCDD’de adamın biri 1 milyon 584 bin liralık ihaleyi karısına kurdurduğu şirkete vermiş;
Unutuldu!..
Filtresiz termik santraller vatandaşı mı zehirliyormuş?
Kime ne(!)
(NOT: Cumhur İttifakı’nın kabul ettiği Termik Santrallerin bacalarına filtre takılmasını erteleyen yasayı, Cumhurbaşkanı Erdoğan sonradan veto etti. Şimdi, bu düzenlemeyi savunan AK Parti-MHP milletvekillerini aklayacak bir haber yakışır CNN Türk’e!
Unutmadan; bu arada Erdoğan veto hakkını ilk kez kullandı!)
*
Bakanların ailelerine sağlık hizmetleri Ömür boyu ücretsiz olacak-mış(!)
Kamu bankalarının kapıları İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kapatılmış.
Kadınlara çocuklara her türlü şiddet, sömürü, ve cinsel istismar tavan yapmış!..

*
Ama geçiniz beyler…
Bunlar kimin umurunda!..
Günlerdir Saray’a giden CHP’li kim?’’le yatıp kalkmak çok daha önemli(!..)
TRT dahil bütün kanallar Muharrem İnce’nin basın toplantısını verip bizi bilgilendirdi ya; buna da şükür!..
Ya iktidara yakın gazetelere ne demeli;
Dr. Ceyhun İrgil dostumuz da haklı olarak soruyor;
‘’Demokratik ve medyası özgür bir ülkede tüm gazetelerin aynı gün -aynı haberi-aynı başlıkla manşet yapma olasılığı ne kadardır?
Kılıçdaroğlu, “Saray’ın partiyi karıştırdığını’’ öne sürüyor, İnce’ye de gönderme yapıyor;
‘’Süreçte hiç kimse, açıklamaları ile saraya hizmet eder hale gelmemelidir!’’

*
Ülkenin içinde bulunduğu zorluklar, kaos unutuldu.
Dikkatler uzun süredir CHP’nin üzerine çevrildi.
Hem de sırasıyla…
Önce Kılıçdaroğlu, ardından Muharrem İnce, sonrasında Urla Belediye Başkanı Burak Oğuz, Kanal İstanbul ile Ekrem İmamoğlu ve ardından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş…
Sırada kim var; az bekleyin…
*
Ne güzel değil mi?
Neticede ülke sorunlarının
konuşulması/tartışılması engellendi, unutturuldu.
Ammaaaaa…
-Enflasyon 2022’de yüzde 4.9’a düşecekmiş. (Enflasyonun inşallah haberi vardır bundan?)
-Asgari Ücret, dört kişilik bir ailenin 9 günlük ihtiyaçlarına ancak yetiyormuş. Tek bir çalışanın yaşama maliyeti aylık 2578 TL’ymiş.
-Son 1 yılda hayat pahalılığı yüzünden çalışanların yoksulluğu yüzde 12 artmış.
-Türkiye büyümede Almanya, İtalya ve Norveç’i sollamış (Gülmeyin lütfen! Anadolu Ajansı haberidir.)
-Cibuti’de Diyanet Vakfı adına cami açmaya gidenlerin özel uçak masrafı 744 bin liraymış!.. (12.6 milyon dolara çıkmış cami yapımı)
-Cem Uzan, Türkiye’ye dönüyormuş!
-Gerici yazar çocuk evliliklerini savunmuş, “’Bu konudaki sınır, kişinin inancıdır’’ demiş!
-Ana okullarında din eğitimi uygulaması başlatılmış!..
-İçişleri Bakanı Soylu ‘’Adil Öksüz’ün nerede olduğunu biliyoruz’’ dedi! (Mesele; yakalanması/yargıya teslim edilmesi değil midir?)
-Çorum-Sungurlu’da eli baltalı poz veren Özel İdare Müdürü muhalefet partilerine hakaretler yağdırmış. Müdüre soruşturma açılmış.
-Mersin’de Aleviler’in evlerine tarih atılmış!..
-Fatih Altaylı, “GS’li Ömer Bayram’ın yaptığı hareketi FB’li Emre Belözoğlu yapsa burada ne konuşurduk” diye soran kadın moderatöre sinirlenip yayını terk etmiş. (Kim demiş kadınlarla futbol konuşulmaz!)

*
Hâlâ neden görevden alındığı belirsiz Kentini parsel parsel sattığı iddia edilen belediye başkanı da İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile İl
Başkanı Kaftancıoğlu kazlı yemekte şarap içtikleri iddiasını ortaya atmış.
Yemeği organize edenler arasındaki Karslı köşe yazarı da ‘’Her yıl kaz sezonu açılışında yapıyoruz. Geçen yıllarda Binali Yıldırım da katılmıştı. İmamoğlu ve Kaftancıoğlu da su içtiler’’ paylaşımını yapmış!

*
Gülmeyin, şaşırmayın!..
Burası Türkiye!..
İç ve dış siyaset sıkışmış.
Açlık, garibanlık, yoksulluk…
İşsizlik… Asgari ücret… Toplu intiharlarmış…
Geçiniz!..
Kriz bahane,
Kaz şahane!..
Bu da hepimize kapak olur inşallah.
Çünkü müstahakız!..
(Atilla Köprülüoğlu’na teşekkürler)

------------------------------------------------------------------

Çocuklarımız ve dinsel sömürü

Gazeteler yazmadı. Yazdıysa da tek sütün vermiş olmalılar ki, gözüme bile çarpmadı.
İzmir Çiğli’de Akiş Öğütçü Ortaokulu’nda öğle arasında “Seccadem beni özler mi” adıyla namaz konferansı düzenlendi.
Katılım zorunlu tutuldu.
Üstelik, konferans öncesinde ve sırasında konuşmacıya ait kitap, okulda tüm öğrencilere dağıtıldı.
Tepki yok!..
Yani kimsenin ya umurunda değil ya da “aman bulaşmayayım, benden uzak dursun” modunda.
Oysa; devletin görevi çocuk ve gençleri insanlığın ortak evrensel değerleri doğrultusunda yetiştirmek, temel insan haklarını ve çocukların üstün yararını gözetmek, çocukların akılcı, bilimsel ve eleştirel düşünce becerisini kazanabilmesini sağlayacak eğitimi almalarını sağlamaktır.
Dini vakıf, dernek ve kişilerin okullarda örgütlenmesine hizmet etmek değildir.
ANAYASIMIZ ŞÖYLE DER
Anayasamız; eğitim ve öğretim “Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre”, “Anayasa’ya sadakat borcu altında”, “Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür” der.
Ama geldiğimiz nokta maalesef bu.
Eğitim sistemimizin içler acısı durumda.
Bunu söyleyen ben değilim. Dünya Ekonomik Formunun yayımladığı “Eğitim Kalitesi 2018” raporu böyle diyor.
Ne diyor?
“Türkiye’de, eğitimde bilimsel, laik ve demokratik ilke ve değerler temel alınmadığı sürece eğitim sıralamasındaki kötüye gidişin hızlanması kaçınılmazdır…”

 

BM SÖZLEŞMESİNE AYKIRI

Biz hala ne yapıyoruz?
Bu gün çocukları ders müfredatı dışında dini konferanslara katılmaya mecbur ederek; eğitim, bilim, sanat, spor özgürlüklerinden ve haklarından yoksun bırakıyor, okullarımızı kişilerin reklam aleti haline getiriyor çocuklarımızı dinsel istismara maruz bırakıyoruz.
Son örnek olduğu için yazıyorum; bu konferansla, taraf olduğumuz Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Anayasa ve diğer yasalarla güvence altına alınmış çağdaş ve bilimsel eğitim hakkı ihlal edilmiştir.
Haklı olarak İzmir Barosu da soruyor; eğitim kurumlarında demokratik, katılımcı, eşitlikçi, özgürlükçü, akılcı, insan hakları odaklı, bilimsel ve laik ilkelerin temel alındığı, sorgulayan, eleştiren, itiraz etmeyi öğrenen nesiller yetişmesini sağlayacak bir eğitim modelinin sağlanması zamanı gelmiş ve geçmektedir. Ama İzmir Barosu olarak buna yönelik mücadelemiz devam edecektir…”
Helal olsun sizlere…
İyi ki varsınız…

----------------------------------------------------------------

Rakamlarla durumumuz!..

Türkiye'de kaç okul var?
67 bin...
Kaç hastane var?
1220...
Kaç sağlık ocağı var:
6 bin 300...
Peki kaç cami var?
85 bin...
Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.
Peki kaç kilise var?
270...
Kaç cemevi var?
100.
*
Türkiye'de kaç doktor var?
77 bin...
Peki kaç din görevlisi var?
90 bin...
Türkiye'de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.
Ve Türkiye'nin 200 bin öğretmen açığı var.
* *
Türkiye'de kaç kütüphane var?
1435...
Almanya'da kaç kütüphane var?
11 bin...
Türkiye'nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var?
13...
Kaç kentte kuran kursu var?
81...
Bu kursların toplam sayısı kaç?
3852...
*
Türkiye'de 1 opera derneği var; 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.
Peki kaç tane "cami yaptırma derneği" var?
35 bin...
*
İçişleri Bakanlığı'nın bütçesi ne kadar?
783 trilyon...
Ulaştırma Bakanlığı'nın?
678 trilyon...
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın?
677 trilyon...
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın?
632 trilyon...
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın?
280 trilyon...
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın?
249 trilyon...
Çevre ve Orman Bakanlığı'nın?
404 trilyon...
Sadece Sünnileri temsil eden Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütçesi ne kadar?
1.3 katrilyon...
8 bakanlığın bütçesi kadar...
22 üniversitenin toplam bütçesine denk...
*
Bir ülke, Diyanet'e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor ve bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa,
Doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa,
Hastane değil cami yaptırıyor,
Kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa,
O ülkenin durup bir daha düşünmesi gerekmez mi?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test