Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Gazetecilik mesleği irtifa mı kaybediyor?

13.12.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

 

Geçmiş Zaman olur ki-Engin Köklüçınar ve Akkan Suver'e 50 yıl önce Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Merhum Mustafa Yücel Cemiyet Rozetini takıyor.

Bir kaç yıldır, yazılı ve sözlü basın ilgi çekmez hale geldi.

Gençler bilmeyebilirler;  1980'li yıllarda yalnız üç gazetenin tirajı bir buçuk milyonun üzerindeydi. Hürriyet, Tercüman ve Türkiye gazetelerinin toplam tirajı bir buçuk milyondan fazlaydı. Eklemek isterim ki o yıllarda Türkiye'nin nüfusu bugünden otuz beş milyon daha azdı.

Bu arada, küçük tirajlı, fakat müthiş itibarlı gazeteler de vardı.

Falih Rıfkı ile Bedii Faik'in sahibi oldukları Dünya Gazetesi'nin tirajı on binli sayılardaydı, ama büyük itibarı vardı.

Çetin Altan'lı, Ulunay'lı Milliyet aydınlar nezdinde bir gazeteydi.

Geçenlerde vefat eden Mehmet Şevket Eygi'nin ilk dini gazete hüviyetli Sabah gazetesi seksen bin satıyordu.

Gazetecinin şimdilerde turkuvaz renkli olan sarı basın kartı ise pek itibarlıydı.

Telefon ve uçak parası o dönemin milletvekillerine sağlanan haklara sahipti.

Her gazetenin mutlaka bir karikatüristi, bir başyazarı vardı.

Gazetelerin dışında dergiler vardı. Siyaseten Akis, Büyük Doğu, Yön, Yeni Düşünce, mizah olarak Akbaba, habercilikte Hayat, gençlere hitapta Yelpaze, Ses, musiki alanında Radyo Dergisi tirajlarıyla yaşayan dergilerdi. Bunlar mütevazi imkanlarla çıkan ama saygınlığı olan basın yayın organlarıydı.

Gazeteciler Cemiyetleri vardı.50 yıllık üyesi olduğum İstanbul Gazeteciler Cemiyeti'nin kongresinin açılışına mutlaka bakan, vali, belediye başkanı gelirdi. İstanbul’un olduğu gibi diğer gazeteciler cemiyetlerinin iktidar ve muhalefet partisinden milletvekilleri bulunurdu.

Gazeteci bugünkü kadar otomobil, villa, yalı sahibi değildi. Hepimiz tren, vapur,  otobüs, tramvay gibi vasıtalarla gider gelirdik. Dar gelirlinin üzerinde zengin sınıfın altındaydık. Rahmetli Bülent Ecevit Çalışma Bakanlığı sırasında, maden işçileri ile basın işçilerini ağır işçi olarak değerlendiren bir kanunun çıkmasına önayak olmuş ve bizlerin asgari ücreti, diğer asgari ücretlerin üç katı olmuştu.

Basın kartı nüfus cüzdanı gibiydi. Şimdilerde pek çok kendini bilmezin saymadığı, kabul etmemeğe yeltendiği basın kartı o dönemlerde inanılmaz derecede önemliydi.

Evet, meslektaşlarımız parasızdı. Ama saygındı, itibar sahibiydi.

Şimdi bu saygınlığı kardeşlerimiz aşağıya çekmek için adeta yarışmaktalar.

Bayağı da başarılı oldular!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test