Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Köle ticaretinden kazak satışı Black Friday’e

6.12.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bakın söylüyorum; yakında, “Şükran Günü”nü de kutlarsak hiç şaşmam.

Bir arkadaşım anlattı.

Geçen yıl yerleştiği İngiltere’de ilk heves ya, Şükran Günü kutlamaya kalkmış. Acaba bizi komşularımızdan biri “hindi” yemeğe davet eder mi diye bekleşirken bir bakmış ki, bu ülkede Şükran Günü kutlanmıyor.

Sonra, başta Amerika olmak üzere, Şükran Günü’nün ertesine denk gelen Cuma, her yerde “indirim bayramı” kutlanıyor.

Tam bir alışveriş manyaklığı. Öğrenmiş ki, şükredilen sadece ucuzluk gibi algılanan o tuhaf gün…

 

Gerçekten çok saçma

Sonra ülkeme döndüm baktım. Şu karara vardım: Bizim kadar ABD kültürüne sahip çıkan ve benimseyen o kadar az ülke var ki?

Black Friday’den (kara Cuma) Cadılar Bayramına kadar, elalemin neyi var, neyi yok kutluyoruz.

Bazı uyanıklarımız da, “Kara Cuma” değil,”Hayırlı Cuma” etkinliği diye olayı geçiştirmeye çalışıyor ama bilsinler ki, kimse yemiyor!..

Şahsen inanamadım. İstanbul, İzmir, Ankara’daki alışveriş çılgınlığı sırasına girenleri gördükçe, izledikçe şaşırıp kaldım.

Örneğin Nişantaşı’nda, İzmir’de Forum başta olmak üzere diğer AVM’lerde, Çankaya’da sabah erken saatlerde oluşan kuyruklar aklımı başımdan aldı.

Örneğin, aynı gün bir spor ayakkabı firmasının çıkardığı yeni model için parası olan "gençler", bin 500 liraya satılan ayakkabıyı almak için kuyruktaydı.

İndirimli olduğu için değil ha;  o gün vitrine çıktığı için, sıradaydılar.

Dükkanın açılmasına saatler kala, bir görevli, bekleyenlerin isimlerini yazdığı listeyle kontroller yapıyordu. Araya biri girmesin, sıradan çıkan varsa da listeden silinsin diye…

Yaşasın Hindi hakları

Biz de adet hindiyi genellikle yılbaşı gecesi yeriz. Ama belli ki bundan sonra şükran gününde yiyeceğiz. Mum yakmayı unutmayalım, masada el ele tutuşmayı da, dua edelim ve “amen” diyelim olsun bitsin bu iş. Ertesi gün, yani Cuma da indirime koşalım. Böylece Batılaşmış olalım!..

Göreceksiniz bu işi sonu böyle noktalanacak.

Bu arada deli olmamak da elde değil.

Kurban bayramında hayvan kesiliyor diye dellenenler, Nusret’te veya siyah eldivenlerle hamburger yenen lokantalarda poz vermeleri kadar saçma; hindi hayvan değil mi? Peki ona yazık değil mi?

Ey hayvan sever dostlar, niçin “hindi hakları” için yürümüyorsunuz?

Toplanıp hindi hakları için yürüsenize…

 

Black Friday için doğrular

Bu Black Friday: Büyük indirim günü nasıl ortaya çıktı?

Bugün, dünya çapında pek çok marka ve firmanın indirim yaptığı, müşterilerin indirimlerden faydalanabilmek için mağazalarda izdiham yarattığı gün olan Black Friday (Kara Cuma), ya da Türkiye'deki adıyla "Efsane Cuma-Hayırlı Cuma” geleneği nasıl başladı?

Black Friday, insanların her yıl Kasım'ın dördüncü perşembesinde kutlanan Şükran Günü'nden sonraki Cuma günü aileleriyle kent merkezlerinde alışverişe çıktığı ABD'de büyük buhran döneminde  başlayan bir gelenek.

Nereden mi geliyor.

Bu uygulama aslında kölelik serbest iken, ABD’nin Güneyinden bir alıntı. Güney Amerika’da,  “Black Friday” adeti köle ticareti ile başlamış. Bu yüzden de adı zaten “Kara Cuma…”

Söz konusu gün kurulan köle pazarlarında yüksek bir yere çıkartılarak sergilenen kölelerin fiyatları, normal pazarlardakine göre yüzde 50 indirimli oluyormuş.

Kara Cuma da işte bu köle ticaretinden bugün, olabildiğince fazla müşteriye ürün satmak isteyen şirketler arasında indirimli satış yarışına dönüşmüş.

Küreselleşmeyle birlikte de Black Friday'de indirim yapma kültürü, ABD'den diğer ülkelere yayılmış.

Önce Kanada uygulamış. Bugün Hindistan'dan Meksika'ya kadar çok sayıda ülkede aynı tarihlerde Black Friday indirimleri yapılıyor.

Nitekim; ABD merkezli iş dünyası sitesi The Balance'a göre ABD'deki Black Friday alışveriş hacmi 2002'den bu yana yüzde 72,3 artarak bugün 700 milyar doları aşıyor.

 

Türkiye'de 'Efsane Cuma'

Black Friday indirimleri farklı isimlerle son yıllarda Türkiye'deki mağazalarda da başladı.

Ülkenin en büyük çevrimiçi alışveriş sitelerinden biri 2015'te Black Friday indirimleri uygulamaya başlarken, geçtiğimiz yıl bir muhafazakar giyim firması ise Black Friday'e karşı aynı günü “Ehite Friday” olarak uyguladı.

Hayırlısı olsun!..

 

************

 

O artık çifte ödüllü…

Kendisini tanımadan önce...

Soğuk, kibirli, iş dünyasında hangi taşı kaldırsanız altından eli çıkan, öğrenimi nedeniyle kendisine ‘Mösyö’ denmesinden hoşlanan biri olarak görüyordum.

Çünkü, uzaktan bende olumsuz bir imajı vardı.

Vallahi niye böyle düşünüyordum onu da bilmiyorum.

Hatta bazen daha da ileri gidip, ‘cool’ takılmasına sinirlendiğimde, “millet ne buluyor bu Mösyö” efendide diye söylendiğim bile oluyordu.

Yoksulluğu hiç bilmediğini düşünür, “ne şanslı” diye hayıflanırdım.

Yoksul olmasını istediğimden değil ha; Kaf Dağı gibi burnunun belki de böyle bir ceza ile Konya Ovası gibi olmasını istediğim içindi bu dileğim.

Yoksul mahallelerin kıyısından geçip geçmediğini de merak ederdim.

 

Tanıyınca değiştim

Tanıyınca fark ettim ki... Uğur Yüce hiç de böyle biri değil.

Dobra bir adam. Tartışabilinen, yanında rahatça konuşulan, burnu asla havada olmayan biri...

Yine tanıyınca fark ettim ki ben tamamen yanılmışım.

Soğuk, kibirli biri asla değil.

Donanımlı bir entelektüel.

Kıyafet takıntısı yok. İkiçeşmelik, Kadifekale, Namazgah, Kemeraltı, Eşrefpaşa, Gültepe, Tepecik gibi İzmir’in nispeten yoksul ve dar gelirli semtlerini, buraların sorunlarını neredeyse benden daha iyi bilecek kadar bilgili.

Yaşamı tamamen sorun çözmeye odaklı.

Alçak gönüllü. Bana göre tam bir “halk adamı…”

Aynı zamanda iyi bir baba, evine, karısına düşkün bir erkek.

 

İki ödül birden aldı

O Uğur Yüce, Kasım sonu, Aralık ilk günleri… Bir haftalık zaman diliminde iki ödül birden aldı.

İlki bir Onur Ödülü, Üniversite-Sanayi İşbirliği Merkezler Platformu (ÜSİMP) tarafından verildi.

Yüce bu ödüle, Türkiye’de üniversite-sanayi işbirliği vizyonunun oluşumuna, işbirliği ortamının gelişimine ve yaygınlaşmasında yaptığı özverili, özgün çok yönlü ve etkin katkıları nedeniyle layık görüldü.

Ödülünü İstanbul Harbiye Askeri Müze ve Kültür Merkezi’nde törenle TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ın elinden alan Yüce,  “Bugün hayatımın en onurlu günlerinden birini yaşıyorum. EBSO’daki görevim sırasında Ege Üniversitesi rektörlüğünden ayrılmış, TÜBİTAK Bilim Kurulu’nda büyük emekleri olan ve 1980-1989 yılları arasında EBSO Genel Sekreteri olarak görev yapmış, rahmetli ve sevgili hocam merhum Prof. Dr. Yusuf Vardar’ın bizleri eğitmesi ve yönlendirmesi, arkamda Ege Bölgesi Sanayi Odası gibi köklü bir kurumun desteği olmasaydı, üniversite – sanayi işbirliğinin tesisi de mümkün olmazdı” diye konuştu.

Yüce, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün kuruluşundaki meşakkatli süreçte emeği geçen merhum Prof. Dr. Erdal Saygın’ı da unutmadı, ödülünü hem Ege Bölgesi Sanayi Odası hem de değerli hocalarının adına aldığını söyledi.

 

2. ödül İzmir’e katkılarından

Uğur Yüce’ye aynı hafta içinde ikinci ödül 125’inci kuruluş yılını kutlayan Yeni Asır tarafından verildi.

İzmir’e katkı yapan kişiler arasından seçilen Yüce, “İzmir’e Katkı Veren Sivil Toplum Kuruluşu Ödülü”ne layık görüldü ve ödülünü İzmir Valisi Erol Ayyıldız’ın elinden aldı.

 

************

 

Gerçek ne yazık ki bu değil!..

Son yıllarda moda oldu. Büyük şirketler, holdingler, bankalar ulusal gün ve bayramlarda dokunaklı, etkileyici, insanın gözünden iki damla yaş akıtan reklam filmleri yayınlıyorlar.

Atatürk’ü sevenler, kitleler bu reklam filmlerini hislenerek, bir duygu patlaması içerisinde izliyorlar. Sosyal medya ise bu duygu patlamasını körüklüyor.

Biliyor musunuz beni hiç etkilemiyor.

Ben bu filmleri şirketler açısından çaresizlik sendromu olarak algılıyorum.

Neden mi?

Bu filmler, bugünlere nasıl gelindiğinin üzerini örtüyor da ondan!..

Türkiye sermaye sınıfı, sanki sol düşmanlığıyla, sol korkusuyla İslamcılara iktidar kapılarını açmamış, sanki Cumhuriyet’e ihanet etmemiş, sanki 12 Mart’a, 12 Eylül’e, Kenan Evren’e, Turgut Özal’a övgüler düzmemiş gibi, bu filmler üzerinden kendini aklamakla kalmıyor, gerçekleri gizliyor…

Oysa bugünlere durup dururken gelinmedi. İslamcılık, tarikatlar, yeşil sermaye durup dururken güçlenmedi. Komünizme karşı dinini bilmesi gereken nesillerden, Komünizmle Mücadele Dernekleri’nden, İlim Yayma Cemiyetlerinden, Türk-İslam sentezinden, Milliyetçi Cephe hükümetlerinden, Fethullahçı çeteden, Mumcu’ların, Turan Dursun’ların öldürülmesinden, Sivas katliamından gelindi.

Sol bitirildikçe, sol ezildikçe, sola tekme tokat girişildikçe, ülkede İslamcılık yükseldi, halkın inançları, dini duyguları daha kolay istismar edildi, daha kolay sömürüldü ve sermaye; Koç’u’yla, Sabancı’sıyla, TÜSİAD’ıyla ve diğerleriyle bunun bir parçasıydı.

Cumhuriyet’i birlikte yıktılar ve şimdi o filmlerle adeta günah çıkarıyorlar.

Timsahın gözyaşları gibi!..

Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler…

Bir siyasal mücadele verecekseniz, öncelikle bu saçma sapan filmlere gözyaşı dökmeyi bırakmalısınız.

Gelinen nokta, o reklam filmlerindeki gibi değil; “memleketin bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş” sözündeki gibidir.

Bilin ki hakikat budur…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 3 Nisan 2020 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 2 Nisan 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarımız ve eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu imzasıyla yayımlanan genelgeye ilişkin değerlendirmede bulundu.

Günlük Burç Yorumları Aşk 1 Nisan 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 31 Mart 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 30 Mart 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test