Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Milyarlar şatafata değil üretime

6.12.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM yazı kurulu İZSİAD Başkanı Hasan Küçükkurt ile çok verimli bir sohbet toplantısı yaptı. Deneyimli bir iş insanı olan Küçükkurt, günümüzde Türkiye ekonomisinin can alıcı noktasına dikkat çekti: Tasarruf. Tabandan tavana kadar tasarruf.  Küçükkurt’un görüşlerinin ayrıntıları kendisiyle yapılan söyleşide bulunabilir.

Buradan biz de halkımızı tasarrufa çağırıyoruz. Nitekim Kurtuluş Savaşı sırasında, Türk halkının, Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı tasarruf çağırılarını destekleyerek Mehmetçiklere güç verdiğini iyi biliyoruz. Böylesi bir toplumsal hafızanın mirasçılarıyız.

Gösteriş sevdası

Tavandaki tasarruf bilincine gelince. Burada tam bir boşlukla karşı karşıyayız. Siyasi iktidar düzeyinde müthiş bir vurdumduymazlıkla şatafatlı bir yaşam göze çarpıyor. Saray gibi binalar, dev gibi uçaklar, lüks ziyafetler, halkın tasarruf anlayışına ket vuruyor. Ankara’daki “külliye” yetmezmiş gibi, şimdi de Marmaris Okluk’taki tatil yerleşkesinin ardından Bitlis Ahlat’ta da lüks binalar yapılıyor ne yazık ki!        

Yeni havalimanı, şehir hastaneleri, İstanbul’da oluşturulmaya çalışılan “Finans Merkezi”, Çamlıca’da bomboş duran (ya da namaz kılsın diye zorla insan taşınan) 70 bin kişilik devasa camii, gösteriş merakının tipik örnekleri.

Oysa Devlet kurumlarının, örnek olarak, biriken tasarruflarla geleceğe yatırım yapması, üretimi teşvik etmesi gerek. Nitekim TÜSİAD’ın Yüksek İstişare Konseyi toplantısında Başkan Tuncay Özilhan da,"üretim yapısında radikal değişikliklerin gerekli olduğunu" belirtti. Ne var ki, harcamalarda tasarrufun dikkate alınmadığını Cumhurbaşkanlığı Ofisleri bütçesinde görmek mümkün. Buradaki artışlar, enflasyon için ön görülenlerin çok üstünde oldu.

İstanbul Kanalını unut

Siyasi iktidarın en tehlikeli “çılgın” projesi, İstanbul için öngörülen “meşhur”(!) kanala gelince… Son günlerde yine gündeme getirilen bu anlamsız kanalın, 2. Dünya Savaşı ertesi filizlenen “soğuk savaş” döneminde ABD ordusunun istihkâm haritalarında işaretlendiğini daha önce yazmıştım. Sovyetler Birliği ile ilişkilerin gerginleştiği 1945-50 arasında, Amerikalıların Montrö antlaşmasını delecek bir çıkış aradıkları, bunun için de ikinci “boğaz” peşinde oldukları anlaşılıyor.

İstanbul’a kanal yapılacağını, zamanın Başbakanı olarak Tayyip Erdoğan Haziran’daki Genel Seçimlerden önce, 27 Mayıs 2011’de açıklamıştı. Oysa ben bu kanal düşüncesini aylar önce, Hollanda merkezli bir firma sahibinden öğrenmiş, bunu da GÖZLEM’e yazmıştım. İzmir’de körfeze ada yapmak isteyen söz konusu kişi, e-posta yoluyla projesini anlatmaya çalışırken, İstanbul kanalından da söz etmiş, konudan zamanın Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de bilgi sahibi olduklarını belirtmişti.

Demek ki kanal fikrinin arkasında başka bir hinoğlu hinlik var! Geçtiğimiz günlerde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan kanal için ihaleye çıkılacağını açıkladı. Şu anda öngörülen fiyatı yaklaşık 75 milyar dolar. 40-45 km. uzunluğunda, 125-150 metre genişliğinde, 20 metre derinliğinde devasa bir “oyuk” bu. 1,5 milyar metreküp toprak çıkarılıp, başka bir yere taşınacak. Oluşacak toprak hareketliliği düşünüldüğünde tam bir felaket. Türkiye ve dünyanın içinde bulunduğu durum düşünüldüğünde bitmeyecek bir  “işkence”!

Çevresel riskler

Kanalın ekonomik çöküşe neden olabileceği olgusunun yanısıra, birçok mahsurlu çevresel etkisi de var. Ünlü bilim insanı Prof. Dr. Naci Görür’ün belirttiği gibi, “vadi ve çevresindeki ekosistem, fauna ve flora büyük ölçüde tahrip olacak; beklenen deprem gerçekleşirse Kanal’ın Marmara ağzı 9-10 şiddetinde etkilenebilecek, ayrıca Orta Avrupa’nın tüm sanayi kirliliği Marmara’ya dolacaktır.”

Hepsinin ötesinde, kanalın yapılmasıyla tarihi Yarımada, çevresine güvenliği su götürür köprüler ile bağlı bir ADA haline gelecektir. Hiç istenmese de, olası bir savaş durumunda köprülerin yıkılması sonucu, bu ADA ülkeden tecrit edilmiş bir toprak parçasına dönüşecek. Kısacası kanal işinin, ciddiyetle ele alınması gereken JEOSTRATEJİK bir yanı bulunmaktadır. Ülkenin bekası üzerinde duranların konunun bu yanı üzerinde düşünmeleri zorunludur.           

Adalet eski Bakanlarından Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, Dışişleri Bakanı Mevlût Çavuşoğlu’nun “kanal İstanbul’a kazmayı vurduğumuz zaman dünyada denizcilik ve ulaşım bakımından tarih değişecek” sözlerine çok anlamlı bir cevap verdi:

“İstanbul Boğazı’na alternatif bir kanal açılmasının, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının hukuki statüsünü düzenleyen 20 Temmuz 1936 tarihli ‘Montreux Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasına zemin hazırlayabileceğinin de unutulmaması gerekir; bu Sözleşme, Türkiye’nin 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması’ndan sonra yürürlükte olan en uzun ömürlü uluslararası antlaşmasıdır.”

Sayın Cumhurbaşkanını uyarıyoruz: Jeostratejik düzlemde yapılan bir hata, FETÖ olayında olduğu gibi basit bir özür ile geçiştirilemez. Geri dönülmesi olanaksız hatalı bir seçimdir bu! Bizden söylemesi…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 Ocak 2020 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 22 Ocak 2020 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 21 Ocak 2020 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 20 Ocak 2020 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları Aşk 19 Ocak 2020 Pazar hafta sonu. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test