Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yıldız Kenter tiyatromuzu hep aydınlatacak

22.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bir DİVA’mız daha aramızdan ayrıldı. Yıldız Kenter yok artık! Ne demektir DİVA? “Diva", halk tarafından çok sevilen ve sayılan, hatta tapılacak derecede hayran olunan, olağanüstü şöhrete erişmiş, genelde kadın ses ve sahne sanatkarlarına verilen unvandır.” Sözcüğün kökeni, Latince "divus" (ilahi) ve "deus" (Tanrı) sözcüklerine dayanıyor. Bir sanatçının Diva unvanını kazanabilmesi için “üstün yetenek, özel bir ses ve yaratıcılığın yanı sıra, disiplin, özveri ve sağlam bir kişilik” gerekli.

Evet, üstün bir sanatçı olmasının yanısıra disiplinli, özverili olması bir yana sağlam bir kişilik barındırmalı DİVA. Dikkat ederseniz tam da büyük sanatçı Yıldız Kenter tanımlanıyor bu sözler ile…

Sahnedeki ilk rolünü, Shakespeare’in ‘Onikinci Gece’sinde oynadı. Tiyatromuzun büyük ustası Muhsin Ertuğrul, 12 Aralık 1948 tarihli mektubunda kendisine şöyle seslenmiş: “Yıldız, iki gözüm kızım, bugün senin meslek hayatına ilk adımını attığın mübarek bir gündür. Mübarek diyorum, çünkü Shakespeare gibi bir dâhinin (ONİKİNCİ GECE) kadar güzel bir eserinde baş kadın rolü oynayarak sahneye atılmak, şimdiye kadar çok az bahtiyara nasip olmuştur. Fakat sakın bu başlangıç seni gurura sürüklemesin, bilakis daha çok çalışmıya ve daimi bir tevazua bağlasın. Esasen ben senin dürüst ve kuvvetli seciyenden bunu bekliyorum.”

Türk yazarları ihmal etmedi

Yıldız Kenter’i ilk kez 1963 yılında çağdaş tiyatronun öncülerinden Lonesco’nun ‘Ders’ oyununda izlemiştim yanılmıyorsam. 1965 yılında kendisiyle yaptığım bir söyleşide “Kent Oyuncuları olarak yazarlarımıza, dolayısıyla tiyatromuza nasıl faydalı olmayı düşünüyorsunuz?” şeklindeki soruma şöyle cevap vermişti:

“Her yıl bir telif eser oynamayı amaç edindik. Kendi tiyatromuza bir kavuşsak, devamlı olarak bir tercüme, bir telif oyun oynardık. Matine ve suarede… Öğünmek gibi olmasın ama, ortada doğru dürüst bir köy piyesi yokken Necati Cumalı’nın “Nalınları”nı oynayan da Kent Tiyatrosudur.”(19 mayıs 1965 tarihli YENİ ASIR gazetesinin Tiyatro sayfasından)

Bunları söylerken 1968 yılında perdelerini açan Kenter Tiyatrosu daha ortada yoktu. İlerleyen yıllarda, Sovyetler Birliği, ABD, İngiltere, Almanya, Hollanda, Danimarka, Kanada, Yugoslavya ve Kıbrıs’ta İngilizce ve Türkçe 100’ün üstünde oyunda oynadı.

Shakespeare, Çehov, Brecht, Inoesco, Pinter, Albee, Tennessee Williams, Arthur Miller gibi dünyaca ünlü pek çok yazarın yanı sıra Melih Cevdet Anday, Necati Cumalı, Güner Sümer, Adalet Ağaoğlu, Hidayet Sayın, Muzaffer İzgü, Güngör Dilmen gibi pek çok Türk yazarının da oyunlarında oynadı.

Büyük sanatçı son yıllarını kardeşiyle birlikte İzmir’de geçirdi. Usta fotoğraf sanatçımız Aykut Uslutekin ile birlikte görürdük kendisini. Hayranlarını, müthiş bir alçakgönüllülük ile kucaklardı. Bornova Belediyesi Mart 2010’da Altındağ’da, ‘Yıldız Kenter Sahnesi’ni hizmete sokarken çok mutlu olmuştu.

Tiyatro hep bedel ödetir

Yazar Asuman Figen Tümer, hosteslik yaptığı günlerdeki bir anısıyla Onu çok iyi tanımlamış: “Yıldız Kenter’le İzmir’e gidiyoruz.DC9 uçağının en arka koltuğunda oturuyor. Yanında 4-5 yaşlarındaki torunu var. 1978 senesinin Temmuz ayındayız. DC-9’ların iniş ve kalkışta buharlanma sorunu var…  Yıldız Hanım’ın İzmir’de oyunu var o akşam. Kucağında kalın dosyalar duruyor… Fazla bilet satılmış. Bir yolcu ayakta. Yer personeli Yıldız hanımdan torununu kucağına almasını istiyor. Yıldız Kenter uçak rötara girmesin diye çocuğu kucağına alıyor. Kalkışta dosyasını bana veriyor. Yüzünde en ufak bir asabiyet belirtisi yok.Ben özür diliyorum şirket adına. Gülümsüyor… Tavan boşluğunda ısı farkından biriken su Yıldız Hanım’ın üzerine damlamaya başlıyor.  Öyle çoğalıyor ki, üstü başı sırılsıklam oluyor. El çantamda küçücük bir şemsiye var. Açıp üzerine tutuyorum. Halimiz bir komedi filmini aratmayacak kadar komik. Kocaman gözlerle bana bakıyor. Önce biletli çocuğun kucağa alınması, ardından 22.000 feette yağan tavan yağmuru.‘İyi ki tekstler sizde’ diyor yine asabileşmeden;  ‘ya onlar ıslansaydı!’

Uçaktan inerken bukleli saçları, beyaz koton pantolonu, bej rengi gömleği ıslaktı.

Berbat bir yolculuk yapmıştı. Ama elini uzatıp bana teşekkür etmişti. ‘Akşama oyununuz var, ne kadar sıkıldınız’ dedim. ‘Tiyatro hep bedel ödetir; zordur, ama aşktır işte...’ dedi.”

İsmiyle Uyumlu Yıldız

Yıldız Kenter, 80'li yaşlarının ortalarına kadar sahneye çıktı. En son yaşlanmış bir oyuncuyu canlandırdığı ‘Kraliçe Lear’de seyretmiştim kendisini. Pek çok ülkede İngilizce ve Türkçe sahnelediği ‘Ben Anadolu’ oyunu şu sözlerle sona eriyordu: “Oyuncu bir varmış, bir yokmuş; tıpkı o söylencelerdeki kuş gibi kendi küllerinden tutuşan. Ben de yüreğinizden kopacak kıvılcımlarla tutuşabilmek için yeniden eğiliyorum önünüzde".

Prof. Semih Çelenk’in ölümünden sonra yazdığı gibi Yıldız Kenter, “ismiyle müsemma bir yıldızdı; biraz uzaklaşsa da aydınlığı hep sürecektir...”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test