Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İçimizdeki Deve Kuşları...

25.10.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Hikaye bu ya, deve kuşuna sormuşlar; Deve misin, Kuş musun?

O da, Ben deveyim demiş.

O halde koş demişler.

Ben kuşum, koşamam demiş.

Madem kuşsun, o halde uç! demişler.

Ben deveyim, uçamam, demiş!..

Yani, ne develiğin gereğini yerine getirebilmiş, ne de kuşluğun!..

Her 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öncesinde bu deve kuşu gibilerin sayısı artar.

Bu görüşüm hiç değişmedi; bir insan, ne olursa olsun, samimi olarak bir yolda yürüyor ise, bilin ki ondan ve onlardan bir zarar gelmez!

İşte size bir örnek

 

Lafı uzatmadan bir “devekuşu” örneği vermek istiyorum. Kamuoyunda geçmişte çok tartışıldığı için hepiniz anımsayacaksınız dır;

Eski Balıkesir Milletvekili Tülay Babuşcu 2015 yılında yaptığı bir paylaşımda "600 yıllık İmparatorluğun 90 yıllık reklam arası sona erdi" demişti ve o dönem çok tepki almıştı.

Aynı eski milletvekili Bubuşçu, geçen yıl da bu kez 10 Kasım'da yine bir Atatürk paylaşımı yaptı.

Tülay Babuşcu'nun, Atatürk ve Anıtkabir resminin üzerinde, "Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Atatürk. Her 10 Kasım'da yeniden doğar" yazılı bir resim paylaştığı görüldü.

İlginç değil mi?

Şimdi soruyorum; bu hanımefendi ve onun gibi düşünenler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve dünyanın en büyük devlet adamı Atatürk ve Cumhuriyetimiz için ne yapmaya çalışıyor ya da çalışıyorlar?

Aslında alayı deve kuşu olmasına deve kuşu da; hikayedeki gibi; “Deve” mi, “Kuş” mu?

Karar sizin…

 

Asla güvenmeyin

 

Bakın; dinimizde 3 sınıf insandan söz edilir.

Mü’minlerden, Kafirlerden ve bir de Münafıklardan!

Ve şöyle denir; Münafıklar, kafirlerden daha tehlikelidir!

Ve hatta, daha alçaktırlar!

Niçin? Çünkü, kâfir olanı herkes bilir ve ona göre tavır alır...

Ama münafıklar; fırıldaktırlar!

Onlara güven olmaz!

Aynı yargı, milliyetçi, halkçı, demokrat liberaller için de geçerlidir...

Gerçekten de; Türkiye’nin bağımsızlığını, laikliğini ve bağlantısızlığını savunup, bu ülkenin peyk olup sömürülmesine karşı çıkan bu kesim, yeri geldiğinde fırıldak gibi dönerler.

En büyük Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı olup çıkarlar.

Onun için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım…

Ne mutlu Türk’üm diyen herkesi…

Cumhuriyetimizin 96’ıncı yılını, malum “deve kuşları”na inat, evimize, işyerimize bayrağımızı asarak, kurtarıcımız, liderimiz, kurtarıcımız Atatürk’ü anarak coşku içinde kutlamaya davet ediyorum…

En büyük bayramımız kutlu ve mutlu olsun…

 

 

Siz, ben ve Cumhuriyet…

Cumhuriyetle başladık, Cumhuriyetle devam edelim.

Peki, 60’lı yaşların üzerinde olan ben; Cumhuriyet Çocuğu Ahmet Hamdi Türkmen ne düşünüyor?

Eminim siz de benim gibi düşünüyorsunuzdur.

Cumhuriyetimiz, Atatürk’ümüz için içimden gelen, parmaklarımla yazıya dönüştürdüğüm duygularım şöyle…

Öncelikle ciddi olarak sıkıntılıyım.

Biliyorum, sizler de aynı durumdasınız.

Ne hale geldik, getirildik bir düşünsenize…

23 Nisan dert...

19 Mayıs sorun...

30 Ağustos, militaristlik...

9 Eylül sıradan bir gün...

29 Ekim yasaklı,

10 Kasım; Allah rahmet eylesin vaziyetinde...

Geriye ne kaldı?

Bana söyletmeyin; siz bilirsiniz, bilirsiniz...

Cumhuriyet Atatürk’tür

29 Ekim, milli değer olarak kabullendiğimiz, kutladığımız bu tarihlerin ya da kazanımların son noktasıdır.

Türkiyem için;

Cumhuriyet eşittir; Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Cumhuriyet eşittir; Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.

Cumhuriyet eşittir; halkın iradesi ve kendisini yönetmesidir.

Cumhuriyet eşittir; demokrasi ve laikliktir.

Cumhuriyet eşittir; vatan-toprak ve bayraktır.

Muhafazakarı olmaz

Cumhuriyet’in birincisi, ikincisi olmaz...

Cumhuriyet’in ılımlısı, “light”ı (yumuşağı), serti de olmaz...

Cumhuriyet’in muhafazakarı hiç olmaz...

Cumhuriyet, Cumhuriyet’tir.

Ve bugün...

1923’ten tam 96 yıl sonra geldiğimiz nokta şu:

Artık Türk’üm demek sakıncalı;

Türkiyeliyim diyeceksiniz.

Türk vatandaşıyım demek hatalı;

TC vatandaşıyım dememiz gerekiyor.

Vatanımızın adı mı?

Türk toprakları demek yanlış, doğrusu Türkiye toprakları...

Cumhuriyetimiz de öyle.

Ne yazık ki bugünün Cumhuriyet karşıtlarıyla temelden anlayış farkımız var.

Bu fark giderek derinleşiyor, sıkıntılı bir sürece koşuyor...

Yine, yeniden…

Cumhuriyet, Montesquieu'nün deyişiyle "erdemli insanların rejimidir."

Ve Cumhuriyet aşıkları bugün ellerinde fenerle, Cumhuriyet'i yeniden şahlandırmak için bu erdemi arıyor.

Çünkü Robespierre'in deyişiyle;

"Tüm günahlar onlar adına savaşıyor; Cumhuriyet'in ise sadece erdemleri var. Erdemler, yalındır, alçak gönüllüdür, fakirdir, çoğu zaman cahildir, bazen kasabadır; yoksullara özgüdür ve halkın mirasıdır.

Kötülükler ise, hazinelerle çevrilmiş, zevkin tüm ihtişamını ve hainliğin çekiciliğini kuşanmış, suç için kullanılan her türlü tehlikeli yetenekle takviye edilmişlerdir."

Bana gelince…

Biz aile olarak; ben 5 yaşındaki kızım Derin ve eşim Meltem ile gün boyu elimizde Türk Bayrakları ile Mustafa Kemal Sahil Bulvarı'na bakan evimizin balkonundan gelen-geçeni bayraklarımızı sallayarak selamlayacağız.

Geçen yıl da yapmıştık…

Çünkü, 29 Ekim 2019, Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük milli bayramı ve kuruluş senedi olan Cumhuriyetimizin ilan edilişinin 96. Yılıdır.

Ve bizim saygı ve heyecanımız ilk günkü gibidir.

 

Ve andımız…

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun ve Cumhuriyet ilkelerimiz ilelebet devam etsin dileklerimizi sunarken, cumhuriyet döneminin ilk ürünlerinden olan ve ilkokuldan bu yana onurla ve de heyecanla yinelediğimiz 'Andımız’ı bugün de sizlerle bir kez daha paylaşmakta yarar gördüğümü özellikle vurgulamak istiyorum.

Haydi hep birlikte söyleyelim:

Türküm, doğruyum, çalışkanım,

İlkem; küçüklerimi korumak,

büyüklerimi  saymak,

yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.

 

EY BÜYÜK ATATÜRK!

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım, Türk varlığına armağan olsun…

 

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Son sözüm:

Bu özel gün vesilesi ile bize cumhuriyetle yönetilen bu güzel vatanı armağan eden Ulu Önder ve silah arkadaşlarına en içten rahmet dileklerimi ve saygılarımı sunuyorum.

Aziz ruhları şad olsun.  

*Keza, Andımız adı ile bildiğimiz bu özel metni hazırlayarak bizleri onurlandıran ve gururlandıran, dönemin Milli Eğitim Bakanı merhum Reşit Galip Bey'i rahmetle anıyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 21 Kasım 2019 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 20 Kasım 2019 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 19 Kasım 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 18 Kasım 2019 Pazartesi. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri. 18 - 24 Kasım haftalık burç yorumları. Burçların aşk hayatı nasıl olacak?

Yazarlar
Website Security Test