Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türkiye'nin yalnız bırakılması, iç siyasette Erdoğan'a yarıyor gibi!..

18.10.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci Mehmet Ali Kışlalı, GÖZLEM'in Fırat'ın Doğusu'ndaki ''Barış Pınarı Harekâtı'' konusundaki sorularını cevapladı. İşte görüşleri...

GÖZLEM- Barış Pınarı Harekâtı konusunda "genel hatları ile" ne düşünüyorsunuz; yapılmalı mıydı, neler yapılmadı, yapılamadı?

K- Cumhurbaşkanı Erdoğan bu harekatı başlatırken Türkiye'nin hedefini "Suriye'deki PKK uzantısı YPG/PYD oluşumu teröristlerinden temizlemek" olarak açıkladı. Ancak Suriye rejimi ile anlaşma yapılmadığı, görüşmeler başlamadığı için, Türkiye kuzeyden temizliğe başlasa bile teröristler, Türkiye için çizildiği anlaşılan 30-32 kilometrelik sınırın altına inip faaliyetlerini sürdürmeye devam edebilecekler. Bir de üstüne Cumhurbaşkanı "fetih"ten bahsedince, sanki Türkiye buraya Suriye topraklarını işgal etmek üzere geliyormuş algısı oluştu. ABD Başkanı Trump'ın" burada tutulan IŞİD'li teröristlerin artık Türkiye'nin sorumluluğunda olduğunu" söylemesi ve bunlardan bir kısmının YPG/PYD tarafından salıverilmiş olduğunun ortaya çıkması, Suriye'nin desteği alınmadan yapılan böyle bir harekatta Türkiye'yi ilgili ilgisiz bütün ülkelere karşı yalnız bıraktı. Türkiye bu harekatta diğer ülkelerden hiçbir şekilde bir destek almadığına göre burada bir yanlış olduğu belli.

 

GÖZLEM- Operasyon başladıktan sonra, sahnede "beklenmeyen" bir değişiklik oldu. ABD'nin koruduğu YPG / PYD cephesi, bu defa Rusya / Esad Cephesi ile anlaştı ve "onların koruması altına girdi"; Erdoğan'ın tarifi ile "Son teröristin de temizleneceği" Fırat'ın Doğusu'nda, Türkiye Operasyonu için ABD'nin çizdiği "120 x 32 kilometrelik bir cep hariç" her şey olduğu gibi kaldı. Hamam "aynı hamam, ama tellaklar (ABD gitti, Rusya / Esad geldi) değişti"; bunca gayret, bunca şehit ve yaralı, harcanan bunca para, bunun için miydi?

K- Eğer Türkiye'nin hedefi bölgeyi teröristlerden temizlemek ise, "bu hedefe bu yöntemle ulaşılamayacağı için gayretler büyük ölçüde boşa çıktı" denilebilir. Ancak eğer Cumhurbaşkanı'nın hakikaten bu bölgeyi işgal etme gibi bir hedefi vardıysa, o hedef açısından değerlendirildiğinde "harekat şu an için kısmen de olsa başarılı olmuş" denilebilir. PKK uzantısı teröristleri imha etmek için buraya girildiyse, ne kazandık? Sadece o bölgedeki teröristleri aşağı ittik ve 600 civarında teröriste etkisiz hale getirdik. Bunun, Türkiye'nin, sınırdaki terörist faaliyetlerin bitmesine dönük hedefinin sadece çok küçük bir bölümünü oluşturduğu ortada.

 

GÖZLEM- Kuzey Suriye ve Fırat'ın Doğusu konularında "ABD ile Rusya'nın gizlice anlaştığı" iddiaları yaygındı. Gelişen olaylar bu iddianın "doğru olduğunu" ortaya koydu. ABD "operasyonun yolunu açtı" ve sonra tümüyle sahneden çekildi; onun yerini Rusya aldı ve "Türkiye'nin operasyonuna karşı, Esad Rejimi'nin operasyonu" başladı. Görüşünüz?..

K- ABD Münbiç'i NATO'daki ortağı Türkiye yerine can düşmanı Rusya kontrolündeki Suriye rejim güçlerine bıraktı. Bu bile başlı başına ne kadar çelişkili bir sonuç alındığının göstergesi. Trump Suriye'den ve genel olarak Orta Doğu'dan çıkmak istiyor. Bu doğrultuda Rusya ile anlaşmış olabilir de. Olmasına da gerek yok, zaten şimdi fiilen kısmen çıkmış durumda. Eğer Türkiye baştan Esad ile anlaşsaydı, biz yukardan onlar aşağıdan buradaki terör etkisi ve ABD destekli bir uydu devlet kurulma ihtimali tam olarak ortadan kalkabilirdi. Şimdi Suriye, PYD/YPG unsurlarını yapıldığı anlaşılan anlaşma sonucu tamamen kendi ordusu altına almakla beraber, bunları Türkiye'ye karşı bir koz olarak tutabilir.

GÖZLEM- Esad'ın askerleri, Münbiç ve Rakka'dan sonra Kobani'ye ve Ayn El Arab'a da girerek, Türkiye'nin operasyonun hedeflerini ele geçirdi. "Karşılıklı harekatlar" konusunda Rusya'nın aracılığı ile Türkiye - Esad rejimi arasında "alt seviyede görüşmelerin başladığı" anlaşılıyor; Türkiye bundan sonra ne yapacak, ne yapmalı?

K- Türkiye, en baştan beri yapması gerekeni yapmalı. Suriye'nin meşru rejimi ile Esad ile barışarak görüşmelere başlamalı. Bu bölgeden ABD'nin hakikaten çıkması gerçekleşirse, aslında bu bile bir başarı sayılır.

 

GÖZLEM- Harekata "adı değiştirilerek 'Milli Suriye Ordusu' olarak Esad Rejimine karşı savaşan "Siyasal ve Radikal İslamcı" ve "El Kaide" ile irtibatlı oldukları iddiasıyla "terörist" ilan edilen gruplardan oluşmuş "Özgür Suriye Ordusu’ndan (ÖSO) birliklerin alınması ve "kara harekâtına öncülük yapmaları" konusunda ne düşünüyorsunuz?

K- Bunlar sözde Suriyeli muhalif gruplar. Burası da Suriye'nin toprakları olduğuna göre, burada meşru bir mücadele veriyorlarmış algısı yaratılmak isteniyor. Hem de Türk askerinin zayiat vermesinin bir nebze de olsa önüne geçilmesi isteniyor. Ancak sonuçta bu birliklerin burada olmaları, bu bölgenin güvenliği sağlandığında burada kalıcı olacaklarına işaret olabilir. Bu hedefleniyor olabilir. Ancak çoğunluğu paralı, şeriatçı olan böyle bir güce ne kadar güvenilebilinir, Türkiye burayı bu güce ne ölçüde bırakabilir, bunlar hep ortada olan sorular.

 

GÖZLEM- Bu arada, gerek ABD, gerekse AB yaptırımları devreye sokuluyor; bu konuda görüşünüz; bu kararlar "ciddiye alınacak" cinsten mi, yoksa göstermelik mi?

K- Bu yaptırımların göstermelik olup olmayacağı daha çok Türkiye'nin atacağı adımlara göre belli olur. Türkiye'nin bu yaptırımlara karşı atacağı en iyi adım, baştan beri söylediğimiz gibi, Suriye'nin meşru rejimi Esad ile anlaşmaktan geçiyor. Suriye'nin itiraz etmediği bir harekat nedeniyle Türkiye'ye uygulanabilecek yaptırımlar sınırlı kalacaktır. Suriye'yi tümden kaybetmek yerine Suriye ile kısmen de olsa anlaşmak bizim çok daha lehimize olacak gelişmeler.

 

GÖZLEM- AB, ayrıca Doğu Akdeniz'deki petrol sondajları sebebiyle de "yaptırım" kararları almaya hazırlanıyor; görüşünüz?

K- Türkiye burada Münhasır Ekonomik Bölgeleri belirlemede ve bu yöntemi kullanmada geç kaldığı, zamanında uyanamadığı için, burada bir oldu bittiyle karşı karşıyayız. Tabii ki hakkımızı sonuna kadar kullanmalıyız. Ancak hükümetin hâlâ bu konuda nasıl bir çözüm bulduğu, planının ne olduğu belli değil. Öte yandan, eğer bu yaptırım kararları AB ülkelerinin lehine olacaksa tabii ki bu kararları alırlar. Kendi çıkarlarını düşünüyorlar. Belki de gerekli önlemleri almada geç kaldığımıza göre, en azından AB ile anlaşma, görüşme yolunu seçersek, belki biraz kayıpla, sadece bizim olacağını düşüneceğimiz petrol sahalarını paylaşıp, buradan kazanç da elde edebiliriz. Öbür türlü yaşanacak anlaşmazlıklar, burada da çatışma çıkacak noktaya kadar ilerler mi, bilemiyorum.

 

GÖZLEM- Türk ekonomisinin durumu ortada, sizce bu yaptırımlar devreye "gerçekten sokulursa" nasıl bir tablo ortaya çıkacak ve ne yapmalıyız?

K- Mevcut olduğuna göre daha kötü bir tablonun ortaya çıkacağı kesin. Yaptırım uygularlarsa ekonominin daha da bozulacağı kesin. Öte yandan haksız uygulamaları içerde milleti kenetleyebilir. Şu anda içerideki hava, bu harekat ve bunun sonucunda Türkiye'nin yalnız kalmış olmasının iç siyasette şu ana kadar Erdoğan'ın işine yaradığı yönünde.

 

GÖZLEM- ABD ve Trump'ın tutumu ortada, Rusya ve Putin'in tutumu da bütün açıklığıyla ortaya çıktı; Erdoğan ABD'ye ve Rusya'ya gidecek, ne yapabilir, ne yapmalı?

K- Erdoğan öncelikle en kısa zamanda Suriye ve Esad rejimi ile anlaşmalı. Zaten Putin Erdoğan'ı buna zorluyor. ABD tarafında ise Trump bu bataklıktan çıkmaya çalışıyor. Ama ülkesindeki muhalefetten dolayı sürekli Türkiye'ye tehditler savuruyor görüntüsünde. Türkiye Suriye ile anlaştıktan sonra ABD baskısı azalabilir.

 

GÖZLEM- Bu arada Trump'ın Erdoğan'a yazdığı "PYD lideri ile masaya oturun, pek çok tavizi vermeye hazır" dediği mektup Beyaz Saray'dan medyaya sızdı. Bu mektup konusunda görüşünüz?

K- Erdoğan daha sonra "Trump'un kendisine bu teklifine bağlı olarak, kendilerinin de gerektiğinde IŞİD ile görüştüklerini söylediğini" açıkladı. Erdoğan bu durumu kendi lehine kullanmaya çalışıyor ama Oslo sürecinden de hatırlanacağı gibi Türkiye de devlet olarak PKK ile pazarlığa oturmuştu. Ne var ki, Trump'un mektubunun üslubu Türkiye açısından üzücü.

 

GÖZLEM- Arap Birliği'nin tutumu konusundaki görüşünüz; ne oldu "Ümmetçi kardeşliği?"

K- Arap Birliği sanki bugüne kadar Türkiye'den hep memnun muydu? Arap Birliği'nin pek çok konuda Türkiye'ye karşı tutumunu biliyoruz. Bugün niye değişsin, şimdi niye bizi desteklesinler? Kaldı ki Arap Birliği'nde Mısır'ın büyük etkinliği var ve Erdoğan'ın en bozuk olduğu ülkelerden birisi Mısır.

 

GÖZLEM- Bu süreçte, muhalefetin CHP / İYİ Parti / MHP'nin tutumları" konusunda görüşleriniz; "iyi" yaptıkları ve de "eksik" bıraktıkları?

K- MHP'yi muhalefet olarak görmek zor tabii. CHP kısmi destek verdi ancak son süreçte tamamen yalnız kaldığımız, uluslararası alanda hiç bir destek alamadığımız için ve bu sürecin Erdoğan tarafından iç siyasete malzeme yapıldığını düşündüğü için eleştiri yapmaya başladı. Aslında Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun yalnız bırakıldığımız için böyle bir harekatı eleştirmesi çok doğru değil. Kıbrıs'ta da yalnızdık ama o harekat doğruydu. Muhalefetin daha çok harekatın Erdoğan tarafından açıklanan hedeflerini ve buna göre kazanımlarını/kayıplarını değerlendirmesi daha doğru bir yol olabilir. Kıbrıs'ta bizi destekleyen mi vardı? Kendi doğru bildiğimizi yaptık. Burada neyi yanlış yaptık, harekat öncesi neyi hesaplayamadık? Şimdi neler yapılmalı? Muhalefetin eleştiri konuları bunlar olmalı. İYİ Parti, biraz daha dikkatli ve isabetli eleştiriler yapıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test