Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türk Milliyetçisi kadına hakaret etmez!..

4.10.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kendilerini "Türk Milliyetçiliği'nin lideri ve yardımcısı olarak gören" iki siyasetçi, ne Türk'ün töresini, ne de Nihal Atsız'ların, Alpaslan Türkeş'lerin "Milliyetçiyim, Ülkücüyüm" diyenleri "hangi seviyede tutmak için" neler yaptıklarını hatırlıyorlar.

Rahmetli Türkeş'in ilk doğan iki kızına "Ayzıt ve Umay" adlarını neden verdiğinden de haberleri yok.!..

Kürşat'ların, Atsız'ların, Türkeş'lerin ruhlarını muazzep ediyor, genç milliyetçilere, genç ülkücülere "kötü örnek" oluyorlar. Dahası, Atatürk'e ters düşüyorlar!..

MHP Genel Başkanı'nın. Yardımcısı "tarihçi" Profesör'ün "İyi Parti Genel Başkanı" Meral Akşener Hanım için "söyledikleri" dört kelime ile; "Türklük adına utanç vericidir!"

Bakınız, "tarih ve tarihçi" Türkler için "kadının ne olduğunu" nasıl anlatır:

 

"İlk çağlardan beri Türk kadını erkeğinden hiçbir dönem ayrı düşünülmemiş, her zaman erkeğin tamamlayıcı unsuru ve dengi olmuştur.

Türk Tengricilik inancında kadının yeri yerin yedi kat yukarısı yani Tengri'nin yanıdır. Han ile Hatun (Katun) yer ile gökün evlatlarıdır ve birbirlerinden ayrılamazlar...Bu yüzden, kadın Türkler için kutsaldır."

"Bu kutsallık", Türk Mitolojisi'nin ve tarihinin her yerinde görünür; Tanrıçalar ve Hatunlar, Analar, Kızlar "inanç yoluyla da, toplum ve devlet içindeki görev ve sorumluluk imajlarıyla da, isimleriyle de" bugünlere kadar gelmişler ve Türk kızlarına, kadınlarına "ad" olmuşlar, olmaya da devam etmektedirler.

Başta "AK ANA, GÜN ANA, UMAY / AYZIT ANA, ASENA" olmak üzere onca tanrıça ve hatun (katun) adlarının Türk Mitolojisi'ndeki kaç tanrıçayı, Türk Tarihindeki kaç Hatun'u ve imajlarını, dahası "kadının değerini ve kutsallığını" anlatır,  "tarihçi" Profesörün çok iyi bilmesi gerek!..

"Bunu bilenler" hem de "yıllarca beraber oldukları, aynı dava uğruna mücadele ettikleri" bir "kadın lider için" o "hayadan yoksun sözleri" nasıl söyleyebilirler?..

Bakınız, "Ne mutlu Türküm" diyerek, "çağdaş Türk Milliyetçiliğini" tarif eden Atatürk'ün, "kadına verdiği değer", Türk Tarihi'nde "altın harfler" ile yazar; bir de çıkıp "Atatürkçülük" taslıyorsunuz; bu nasıl bir çelişkidir?..

 

Yazık, hem de çok yazık ve çok ayıp!..

 

Sözün Özü

Bu hafta Sözün Özü, Hazreti Ali’den; “Kadına saygılı ol,çünkü o insanoğlunun anasıdır!”

 

 

Ah şu Horozlar!..

Fransızlar, yüzyıllardır, kendi kendilerini eleştirirler. Fransızları eleştirenleri “haklı” bulduklarında, cevap olarak derler ki; “Fransa’nın sembolü Horoz’dur. Neden, biliyor musunuz? Sonra da kendileri cevap verirler; ‘Kendisinin ayakları b.k içindeyken, şarkı söyleyen tek hayvan’ Horozdur!..”

Tarih, Fransızların “kendileri için söyledikleri” bu sözün, “ne kadar doğru olduğunun” örnekleriyle doludur. Bugün de “bu örnekleri”, görüyor, duyuyor, okuyoruz.

Macron, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ndeki konuşmasında, Türkiye’yi “insan hakları, fikir ve basın özgürlüğü, hapisteki gazeteciler” konusunda eleştirmiş.

Dışişleri Bakanımız Mevlut Çavuşoğlu da ona “sert bir cevap vermiş” ve demiş ki; “Ben, Macron'un bugünkü konuşmalarını ayakları pislik içinde gömülüyken öten horoza benzetiyorum.”

Fransa Cumhurbaşkanı’na “Fransızların sözü ile cevap vermek” çok kurnazca ve bugünün Fransa’sına bakarsak; çok konuda “benzetmesi” doğru… Amma… Evet, ama, Macron’un “o konularda” yaptığı eleştiriler “doğru” değil mi; her gün Türkiye’de gerek muhalefet sözcüleri, gerek yazar / çizerler, yorumcular tarafından tekrarlanmıyor mu, halkımız “gerçekleri” görmüyor mu? Neden “Adalet reformu” peşinde koşturup duruyoruz?..

Ya Adam da çıkar, bir Türk deyimini, Dışişleri Bakanımıza cevap olarak söylerse, ne deriz; “Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar!..”

 

Okuyucu Soruları…

“Onları” zirveye taşıyanlar!...

İzmir’den bir okuyucum soruyor; “Biliyorum, böyle konuları yazarken isimlerden söz etmemeye dikkat ediyorsunuz, ben de yazmıyorum. Ama zaten bu satırları herkes kim olduklarını anlayacaktır. Çok ünlü oldular. AKP karşıtı olan yazar çizerler, okuyucular, TV izleyenler, sosyal medyayı kullananlar, durmadan “onlardan söz ediyor, onları eleştiriyor, hatta en ağır şekilde hakaret ediyor” ve böylece “ünlerine ün katmalarını” sağlıyorlar. İşte bugünlerde gene onlara “reyting rekorları” kırdırıyorlar. Değer mi, zaten “birine öyle bir patron, ötekine öyle bir koca vermiş” ki Allah; “bundan daha ağır bir ceza” olamaz “bir gazeteci için” bu dünyada! Ne diyorsunuz, haksız mıyım?..

CEVABIMDIR; Kusura bakmayın sevgili okurum, “kimlerden söz ettiğinizi” doğrusu ya, anlamadım. Ben “sosyal medyanın s’sini bile kullanmıyorum”; dahası “okuduğum” gazeteler içinde “sözünü edip anlattığınız gazeteciler de yok”; olsa anlardım. TV’lerde de “öyle açık oturumları izleyerek” zaman kaybetmiyorum. Ama tablo “anlattığınız gibi” ise, çok haklısınız. Haklısınız da, bunu “onların şöhretlerine şöhret, reytinglerine reyting katmak için” ellerinden, dillerinden gelen her şeyi yapan “sözüm ona muhalif” meslektaşlarımıza ve “kılıçlarını çekip o iki gazeteci kimse onlara  hücum eden” sosyal medya şövalyelerine “bunu” nasıl anlatacağız?..

*** 

İnternet’ten gelen “acı” gerçekler!..

Vergi Dairesi’nde form dolduruyorum; “Bakmakla yükümlü olduğunuz kimseler” sütununa yazmaya başladım:

“3.5 milyon Suriyeli,4 milyon Afganlı, Türki Cumhuriyetli, Ermeni, İranlı,  Iraklı, 4 milyon işsiz, 589 milletvekili ve annem…”

Kafamı kaldırdım; karşımdaki memur şaşkın şaşkın bana bakıyor!..

***

 

GİORDANO BRUNO(1548 / 1600 ); İtalyan filozof, rahip, gökbilimci ve okültist. Rönesans felsefesine damgasını vuran filozofların başından gelenlerdendir. Aykırı görüşleri yüzünden Engizisyon mahkemesinde yargılandı ve Roma'da diri diri yakılarak idam edildi.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test