Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Atatürk düşmanlarına!...

27.9.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazetelerde "resimleriyle" haber: "10 Kasım günü okul bahçesinde 'Atatürk'ü anma töreni için' bekleyen ilk okul öğrencilerinin önünde 'göbek attığı için' görevden el çektirilen okul müdürü, gene 'aynı' okula müdür atandı!.."

"Atatürk düşmanlığının ve saygısızlığının" bu ülkede hangi boyutlara "hem de kimler tarafından taşındığını" gösteren çok acı bir örnek daha!..

Ne yaptı Atatürk; neden "düşmanlar?..

Sevgili dostum Selçuk Maruflu'nun gönderdiği "Osmanlı'nın bıraktığı mirası" anlatan aşağıdaki yazıyı "Atatürk nankörlerine" ithaf ediyorum; onlar utanmazlar ve "Cumhuriyet'in getirdikleri ile kıyaslamazlar" ama... Okuyan herkes anlar mesajımızı...

*********

1923'te... Nüfus 13 milyon civarıydı, 11 milyon kişi köyde yaşıyordu. 40 bin köy vardı, 38 bininde okul yoktu. Traktör sıfırdı, karasaban'dı. Beş bin köyde sığır vebası vardı. Hayvanlar kırılıyor, insanlar kırılıyordu. İki milyon kişi sıtma, bir milyon kişi frengiydi, verem, tifüs, tifo salgını vardı, üç milyon kişi trahomluydu, bebek ölüm oranı binde 480'di, her doğan iki bebekten biri ölüyordu. Memlekette sadece 337 doktor vardı. Sadece 60 eczacı vardı, sadece 8'i Türk'tü. Diş hekimi, sıfırdı. Dört hemşire vardı. 40 bin köy, sadece 136 ebe vardı. Ortalama ömür 40'tı.

Yanmış bina sayısı 115 bin, hasarlı bina sayısı 12 bindi. Ülkeyi yeniden inşa etmek gerekiyordu, kiremit bile ithaldi. Limanlar, madenler, demiryolları yabancıya aitti. Toplam sermayenin sadece yüzde 15'i Türk'tü. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e miras kalan sadece dört fabrika vardı, Hereke ipek, Feshane yün, Bakırköy bez, Beykoz deri... Elektrik sadece İstanbul, İzmir ve Tarsus'ta vardı. Otomobil sayısı bin 490'dı. Sadece dört şehirde özel otomobil vardı.

Kadın, insan değildi. Veremle boğuşan halk, ahırda yatarken... Ahali ineğine verecek saman bulamazken... Saray'da Abdülhamid'in 16, Abdülmecid'in 22 eşi vardı.

Kimisi alaturka saat'i kullanıyor, güneşin battığı anı 12.00 kabul ediyordu, kimisi zevali saat'i kullanıyor, güneşin en tepede olduğu anı 12.00 kabul ediyordu. Kimisi güneş batarken grubi saat'i esas alıyordu, kimisi güneşin tamamen battığı ezani saat'i esas alıyordu. Kimisi hicri takvim kullanıyordu, kimisi rumi takvim kullanıyordu. Kimisinin şubat'ı kimisinin aralık'ına denk geliyordu.

Dirhem, okka, çeki vardı. Arşın, kulaç, fersah vardı. Ne ağırlığımız dünyaya ayak uydurabiliyordu, ne uzunluğumuz; ölçülerimiz Ortaçağ'dı.

Erkeklerin sadece yüzde yedisi, kadınların sadece binde dördü okuma yazma biliyordu. Okur-yazar erkeklerin çoğunluğu, subay veya gayrimüslimdi. Okul yaşı gelen her dört çocuktan üçü okula gitmiyordu. Toplam, 4894 ilkokul, sadece 72 ortaokul, sadece 23 lise vardı. Türkiye'nin tüm liselerinde sadece 230 kız öğrenci kayıtlıydı. Öğretmenlerin üçte birinin, öğretmenlik eğitimi yoktu. Tek üniversite vardı, darülfünun, medreseden halliceydi. Ülke bilim'den çoook uzaktı.

600 sene boyunca Türkçe'nin yerine "Osmanlıca" getirilmiş, Arapça, Farsça, Fransızca, İtalyanca kelimeler, Levanten terimler dilimizi istila etmişti. Karşılıklı sesli-sessiz harfleri olmayan Arapça'yla Türkçe yazılmaya çalışılmıştı.

"Harf devrimi yapıldı, bir gecede cahilleştirildik, köpekleştirildik" falan deniyor ya... İbrahim Müteferrika'dan itibaren Osmanlı'da 150 sene boyunca basılan kitap sayısı sadece 417'ydi. Bunların da çoğu gayrimüslimlerin matbaasından çıkmıştı. Ki zaten, İbrahim Müteteferrika da devşirmeydi, Macar'dı.

Bu topraklara kitap gelene kadar, Avrupa'da 2.5 milyon farklı kitap basılmış, beş milyar adet satılmıştı...

*********

Osmanlı elbette "büyüktü"; ama "sonraları" ne yazık ki, yukarıdan beri anlatılan "Avrupa'nın hasta ve bitmiş adamı" durumuna düşürülmüştü!..

Sadece Abdülhamid zamanında Osmanlı ülkesinin 3'te biri" kaybedilmiş ve Vahdettin'le "İstanbul dahil her tarafı istila edilmiş" bir ülkenin kurtarılması Mustafa Kemal ve arkadaşlarına kalmıştı.

Onlar, kurtardılar ve Cumhuriyeti kurdular; "Şükran" diyeceklerine "Düşman" diyen nankörler var...Yazıklar olsun!.. (Selçuk Maruflu'ya teşekkürler...)

 

Okuyucu Soruları

İşe girmek için formül!..

Bir okuyucum soruyor: "Yavuz Sultan Selim Üniversitesi'nde bir doktora tezinden alınmış, aşağıdaki soru - cevap, internette okudum:

Soru: Niçin Türkiye'desiniz?

Suriyeli: Köyümüzü bastılar. Türkiye'ye gidin dediler.

Soru: Nasıl yaşıyorsunuz?

Suriyeli: "Ev kirası 1400 lira. Ben, annem, hanım, kardeşim her birimize 1250 lira sosyal yardım veriyorlar, etti 5000 lira. 7 de çocuk var, ikisi burada doğdu Türk vatandaşı oldu. Her birine 895 lira, oradan da 6265 lira. Yani ailemizin toplam 11265 lira geliri var. Harcamalarımız şöyle. Market kartı var, markete para vermiyoruz. Telefon aylık 5 lira, dünya ile görüşüyorum. Paramı biriktirdim, bir araba aldım onunla korsan taksi yapıyorum.

Soru: Plaka, vergi, ehliyet?

Suriyeli: Niçin lazım? Polis beni durdurmaz, ehliyet lazım değil, geçici plaka bedava...

Soru: Savaş bitince dönecek misin?

Suriyeli: Dönmem, burada işlerim iyi. Niye döneyim ki?

Ben üniversiteyi bitirdim, 3 yıldır işsizim. Acaba Suriye vatandaşlığına geçebilir miyim?.."

CEVABIMDIR: Bak evladım; "böyle" şeyler söyleyip "Tahrikçi - Terörist" damgası yiyeceğine, sana tavsiyem, hemen bir Suriyeli bul. Ona "alacağın ücretin yarısını bir yıl vermeyi" vaat et. Beraber bir işyerine gidin. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun KİGEP projesi kapsamında "Suriyeliye ve beraberindeki Türk'e verdiği 11 bin 400 liralık teşvikten yararlandırılacağınız" için hemen işe alırlar, paranızı SGK ödeyecek. Tabii, "iş arayan" bir Suriyeli bulabilirsen...

 

İnternet'ten: Halkım da "kara" mizah ustasıdır!..

(Solda Hollanda Başbakanı, sağda Alman Maliye Bakanı mesaiye gidiyor, ortada bizimkiler temel atmaya gidiyor...)

 

Sözün Özü

CHP'nin Gençlik Kolları Merkez Yürütme Kurulu üyesi, hem de "Akdeniz Bölge Sorumlusu olan" Gökhan Yılmaz "Adanalı" ve de Türk Futbolunun ve Galatasaraylıların büyük hocası Fatih Terim için, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç'un ceza aldığı sözünü "Keşke sadece sicili bozuk olsa, aynı zamanda kanı da bozuk"  deyip katmerliyerek sosyal medyada tivitledi. Peki, söyleyin bana, "onlarca milyon Galatasaraylıyı yürekten vuran" bu yöneticiyi hâlâ görevde tutan CHP, Galatasaraylılardan yüzde kaç oy alır, acaba?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test