Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bu kez de ihracat paketi

6.9.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Şimdiye kadar açıklanan çok sayıda ekonomik paketlere bir yenisi eklendi. Adı  “İhracat Ana Planı”. Adından da anlaşılacağı üzere amaç ihracatımızı arttırmak ve bu artışı kalıcı hale getirmek.

Böyle bir çalışmaya her zaman gerek vardır ama içinde bulunduğumuz iç ve dış şartlarda ihtiyaç daha fazla ortaya çıkmıştır. ABD’nin başlattığı ticaret savaşları uluslararası ticaretin yapısını ve akışını değiştirmektedir. Serbest ticaret mekanizması güç kaybetmektedir. Küreselleşme tartışılır hale gelmiştir. Serbest piyasa mekanizmasını koruma amaçlı örgütler tesirsiz hale gelmektedir. Teknoloji savaşları, dijitalleşme, yapay zeka rekabetin yapısını farklılaştırmaktadır. Ülkemizde iç talep hızla gerilemektedir. Üretici, kapasite kullanım oranını korumak ve birim maliyetlerini yükseltmemek için dışarıya yönelmeye çalışmaktadır. Yılın ilk çeyreğinde % 3 oranında gerileyen (% 2,8 olarak revize edilmiştir) ekonomi ikinci çeyrekte de % 1,5 oranında daralmıştır. Sonuç itibariyle ihracat, turizmle birlikte en sağlıklı döviz girdisi sağlayan sektördür.

İhracatın son zamanlarda küçük ölçeklerde de olsa arttığı doğrudur. Ancak miktar endeksine bakıldığında, aynı miktar döviz için daha çok mal sevk ettiğimiz görülmektedir. Kur artışlarının etkisi vardır. Euro/dolar paritesindeki değişikliğin katkısı vardır. Dış ticaret fazlası ve bu açığın tetiklediği cari fazla daha çok ithalatın gerilemesinden kaynaklanmaktadır. İhracatın yapısı aynıdır. İhracatın yüksek teknoloji içerme oranı düşüktür. Ucuz mal üretim ve ihracatı sürmektedir. Katma değeri yüksek, rekabet gücü fazla ürün sayısı fazla değildir.

İhracat Ana Planı’nın kapsam ve içeriğine baktığımızda gördüklerimiz özetle şunlardır.

Hedef olarak 5 sektör seçilmiştir. Bunlar otomotiv, kimya, makine, işlenmiş gıda ve elektriktir. Bu sektörlerin hangi kıstaslara göre seçildiği açıklanmamıştır. Bu ürünler için çeşitli ülkelerde talep projeksiyonları yapılmış mıdır? Hedef ülkelerin bu sektörler ürünlerini nerelerden, hangi koşullarda aldıkları belirlenmiş midir? Bu sektörlerin seçiminde ithal girdileri dikkate alınmış mıdır? Bilmiyoruz.

Hedef olarak ta 17 ülke seçilmiştir. Bu ülkeler, ABD, Brezilya, Çin, Etiyopya, Fas, G. Afrika, G. Kore, Hindistan, İngiltere, Irak, Japonya, Kenya, Malezya, Meksika, Özbekistan, Rusya ve Şili’dir.

İhracatımızın yarısını gerçekleştirdiğimiz Avrupa Pazarı hariç tutulduğuna göre (İngiltere AB’den ayrılmıştır) zaten bu ülkelerden başka ihracat yapılabilecek çok az ülke kalmaktadır. AB’ne olan ihracatımızı arttırmak açısından bu ülkeler de hedef olmalıdır. Gümrük Birliği revizyonu önemlidir. Doğrusu hedef ülkelerin de nasıl belirlendiği bilinmemektedir. Hedef sektörlerle, hedef ülkeler arasında bir bağ var mıdır?  Belli değildir.

İhracat Ana Planı’nın esası; orta, ileri ve yüksek teknolojinin geliştirilmesi, ihracatın yapısının değiştirilmesi ve rekabet gücünün arttırılmasıdır. Doğru bir yaklaşımdır ama bunun nasıl gerçekleştirileceği en azından bizler tarafından bilinmemektedir.

İhracatçının dünya pazarlarına aracısız erişimi hedeflenmektedir. Bu halde ya dış pazarlarda yeni dağıtım kanalları açmak ya da mevcut kanallara katılmak gerekecektir. Hatta belki alıcı ülkelerde üretim söz konusu olacaktır. Böyle bir seçim her sektör veya her ülke için genelleştirilemez. Sektör/ülke dengesi burada da kendisini göstermektedir.

Devlet yardımlarının arttırılması, hedef ülke ve sektörlere güçlendirilmiş destekler verilmesi, finansman desteği sağlanması elbette doğrudur. Çünkü kaynaklar böylece rasyonel kullanılmakta ve teşviklerde seçici olunmaktadır. Sorun desteklerin kapsamında ve kullanım esaslarında olacaktır.

Yurt dışındaki ticaret müşavirliklerimiz önemli görevler ifa etmektedir. Ancak bir müşavir ve ekibinin, gelişen, çeşitlenen, yapısı değişen ürünlerin tamamına hakim olması mümkün değildir ve beklenmemelidir. Bu müşavirler yalnız ticaretle değil, yatırımlar ve ithalatla da sorumludur. Dolayısıyla, müşavirin başkanlığında, görev yapılan ülke ile ilişkilerimiz dikkate alınarak ilgili meslek kuruluşlarından da uzman veya uzmanlar görevlendirilmesi kaçınılmazdır.

Dış ticaret meslek liselerinin açılması doğrudur. Eleman yetiştirilmesi sadece bir takım kurslara bırakılmamalıdır. İhracatçı sayısının arttırılması için her ilde bir potansiyel ihracatçı seçmek ve o kişiye kılavuzluk yapmak fayda sağlayacak gibi durmamaktadır. İhracatçılık ciddi bir meslektir.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Türkiye’de çok ekonomik paket açılmakta ancak uygulama alanı bulamamakta ve bir süre sonra unutulmaktadır. İçinde çok uzun yıllar görev yaptığım ihracat sektörünün aynı kaderi paylaşmamasını dilerim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test