Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Hazreti Muhammed / Nifak ve fitne / Diyanet İşleri Başkanlığı!..

6.9.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Okuyucu Soruları

Bir okuyucum soruyor; “Atatürk’ün kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bugün ‘başkanlık koltuğunda oturtulan’ zat, ne yapmak istiyor; ‘Çanakkale geçilmez’ savaşlarından, 26 – 30 Ağustos zaferlerine kadar on binlerce şehit verdiğimiz Türk tarihini değiştiren olayların yıldönümlerindeki ‘Cuma hutbelerinde Atatürk’ü yok sayıyor’; tepkiler gelince de, işin içinden ‘sosyal medyada şahsi tivitleri ile’ sıyrılmaya çalışıyor. Milyonlarca Müslüman Türk’ün namaz kıldığı camilerde “Yok ediyor Atamızı”, sonra da  ‘kendi’ tivitinde yediği naneyi unutturmaya çalışıyor; bu nasıl bir iş?..”

CEVABIMDIR; Peygamberimiz Hazreti Muhammed, sahabeye “fitne ve nifakın kötülüğünü” anlatır, fitne ve nifakın “ümmeti böleceği” uyarısını yapardı.

Bir gün Medine’de Mescit’te etrafındaki sahabeye dedi ki; “Unutmayın ki İsrailoğulları Musa‟dan sonra 70 fırkaya bölünmüştü. Bunlardan İslam’a ve Müslümanlar topluluğuna uyan 1 fırka hariç, hepsi sapkındır. Sonra Hristiyanlar İsa’dan sonra 71 fırkaya bölünmüştü. Bunlardan da İslam’a ve Müslümanlar topluluğuna uyan 1fırka hariç hepsi sapkındır. Benim ümmetim de 72 fırkaya ayrılacak. Bunlardan da İslam’a, Müslümanlar topluluğuna uyan 1 fırka hariç hepsi cehennemlik olacak. O tek fırka da, ancak ben ve sahabelerim gibi iman yolunda yürüyen imanlı kişiler olacaktır.”

Ne yazık ki “Ruhban sınıfı olmamak” ile Musevilik ile İsevilikten ayrılan İslam’da Peygamberimizin ölümünden sonra Ümmetin arasına giren fitne ve nifak yüzünden ve asıl Emevi ve Abbasi Saltanat dönemlerinden başlayarak “ortaya çıkan ruban sınıfı” nifak ve fitnelerle İslam’ı bugüne kadar 72 değil, 772 değil ve bugün işte belki de 7772 fırkaya bölmüşler ve birbirleriyle savaştırarak yüzbinlerce Müslümanın can vermesine sebep olmuşlardır.

Çok kişi düşünüyor ki; “Bütün bunları iyi bildiği halde, bugünün Diyanet İşleri Başkanı’nın yaptığı, ‘ülkede yaşayan’ milyonlarca Müslüman Türkü ‘Atatürk düşmanlığı ekseninde’ bölmeye çalışanların ekmeğine yağ sürmek” değilse nedir?”

İstiklal Marşımızın büyük şairi Mehmet Akif Ersoy 11 yıl kaldığı Mısır’dan yazdığı bir mektupta “Atatürk için” der ki; “Burada 11 yıl kaldım, 11 dakika daha kalmaya tahammülüm kalmadı. Her şeyin güzeli bizde. Dinin de, ibadetin de iyisi bizde. Ömrümün kalanını mümkün olsa da Allah ona verse.”

Keşke, Diyanet İşleri Başkanlığı koltuğunda oturan zat da “elini vicdanının üzerine koyabilse ve “Müslüman Dünyası’nın yüzlerce milyon insanının vicdanlarını dolduran “Atatürk saygı ve sevgisinin gereğini” yapabilse!..

“Müslüman bir TC vatandaşı” olarak Hoca’yı uyarmak görevimdir; Diyaneti, “Atatürk Düşmanları’na destek verir gibi gösteren” karar ve görüntülerden uzak tutunuz. O kurum ve o makam “bu uyarıyı hak etmiyor”, ama ne yazık ki, siz hak ediyorsunuz; hatta daha da fazlasını!..

Ve… Benim de bir sorum var, Diyanet İşleri Başkanı’na; “WEB Sitenizdeki “Başkanlığın Tarihçesi” bölümünde, “Başkanlığınızı 1924’de kuran Atatürk’ten tek satırla bile söz edilmeyişinin” sebebi nedir?..

 

Sözün Özü

Einstein ‘’Bir kişi, mesleği ne olursa olsun eğer tarihten, edebiyattan, felsefeden ve sanattan nasibini almamışsa Pavlov’un köpeğinden farksızdır” demiş. Bugünün dünyasına ve insanlığına bakarak, ben de diyorum ki; “Büyük Bilgin, köpeklere hakaret etmiş!..”

 

İnternetten kara mizah gerçekleri…

 

Hazreti Muhammed demiş ki…

Hazreti Peygamberimizin, tam da bugün herkesin ve de asıl “birilerinin” okuması gereken bir sözü var ki; “günü aydınlatacak” cinsten:

“Dört şey var ki,‘Müslümanım’ diyenler, ister oruç tutsun, namaz kılsın ve kendisinin mümin olduğunu zannetsin, yapmamalıdır: Sözüne yalan karıştırıyorsa, / Söz verdiği zaman sözünde durmuyorsa / Emanete ihanet ediyorsa, / Arası açıldığı kişinin kusurlarını ortaya döküyorsa.”

Ben bir “TC vatandaşı Müslüman” olarak sadece görevimi yapıyor ve hatırlatıyorum!..

 

Şaka!..

Oooo… “Maaşlarına öyle zamlar yapmışlar” ki ve de “tekzip edilmeyen” gazete haberlerine bakılırsa, “öyle maaşlar alıyorlarmış” ki, tam da “şöyle” demenin zamanı gelmiş: Görülüyor ki, “felâketzedelere deva götüren” Kızılay Hızırı, Kızılay’ın Başkan dahil “üst düzey yöneticilerinin makam odalarından evlerine kadar”, onların yaşadığı mekanlara bol bol uğramış. Ve de… Anlaşılıyor ki, Kızılay’ın üst düzey yöneticilerine de “hızır gibi” yetişmiş!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test