Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Muhataplarımızın siyasi hedeflerine dikkat etmek gerekir

29.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

1991 yılında rahmetli Turgut Özal'ın "bir koyup üç almak" arzusuyla başlattığı Ortadoğu'daki Irak (Saddam Hüseyin) merkezli soruna, ABD'nin yanında, doğrudan müdahil olma politikasının bir benzerini bugün Suriye'de uygulamaktayız. Bugün yine Ortadoğu'da Suriye (Esad) merkezli diğer bir soruna, yine ABD'nin yanında müdahiliz. Gerekçemizi terörle mücadele olarak izah etmekteyiz. Bölge politikamızı PKK terör örgütünün silahlı kanadıyla mücadeleye indirgemiş ve komşu ülkelerle ilişkilerimizi PKK eksenine oturtmuş görünmekteyiz. Oysa ABD ve ortaklarının hem Irak'ta hem de Suriye'de Kürt yapılanması hedefinden hiçbir sapma yoktur.

Irak'ta neredeyse 30 yıldır PKK'yla silahlı mücadelemiz devam etmektedir. Silahlı Kuvvetlerimiz terörle mücadeledeki azim ve kararlılığını sürdürmektedir. Buna karşılık PKK ve destekçisi olan ABD'nin siyasi hedefleri dikkatlerden uzaktadır. Oysa Irak'ta olduğu gibi Suriye'de de PKK'nın omurgasını oluşturduğu bir Kürt bölgesel yönetimi Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adıyla fiilen kurulmuştur ve hedeflerinden bir tanesi ülkemizin güneydoğusunu da içine alacak şekilde genişlemektir. ABD'yle müşterek kurulması planlanan barış koridorunun amacı SDG (PKK/YPG)'yi Türkiye'nin askeri müdahalesinden korumaktır. Zaten ABD de "Türk ordusuyla YPG arasında sıcak çatışmayı önlemek istiyoruz" diyerek bunu açıkça ifade etmiştir. Yani ABD geçmişte Irak'ta uyguladığı Kürt koruma bölgesini bu sefer Suriye'de Türkiye'ye karşı uygulamaktadır.

27 Ağustos'taki Erdoğan-Putin görüşmesi sonrasında yapılan ortak basın açıklamasında; Cumhurbaşkanımız sadece askeri güvenlik/sınır güvenliği konuları üzerinde durmuştur, Putin de buna destek vermiştir. Yalnız Putin'in yaptığı açıklamada; "İdlib'de teröristlerin ortadan kaldırılması ve yapılması gerekenler için anlaşma sağlandığı" "Suriye'nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiği" ve "Suriye anayasa komitesi'nin devreye girmesi" konuları dikkat çekmektedir.

Rusya ve Suriye yönetimi Türkiye'nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)'nuda terör örgütü olarak görmektedir. Ayrıca Suriye yönetimi Türkiye'yi gözlem noktalarında radikal islamcı terör örgütlerine silah transfer etmekle suçlamaktadır. Bu nedenle Morek'teki 9 numaralı gözlem noktasını kuşatma altına aldıklarını ifade etmektedirler. Gerçekten de Suriye rejim güçleri Han Şeyhun'u kontrol altına almıştır ve bu harekatla Morek'i ve 9 numaralı gözlem noktamızı tecrit etmiştir. İdlib konusunda Türkiye ve Suriye Yönetimi arasındaki sorunlar bunlardır ve liderlerin açıklamalarında bu sorunların nasıl aşılacağından bahsedilmemiştir. Bu sorunlar aşılamadığı taktirde Suriye rejim güçleriyle sıcak temasa girmemiz olasılığı devam edecektir.

Türkiye'nin Fırat'ın doğusunda ABD ile müşterek oluşturmak istediği barış koridoru; PKK'nın SDG üzerinden bölgeye kalıcı olarak yerleşmesine katkı sağlayacağından, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ihlal edecektir. Bu açıdan bakıldığında Putin'in "Suriye'nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü" vurgusu anlamını yitirmektedir. "Toprak bütünlüğü" kavramı tepkileri yumuşatmak ve dikkatleri dağıtmak için kullanılan bir klişe söz haline gelmiştir. Putin'in bu ifadesi; Suriye'nin geleceğini belirleyecek anayasa komitesine "SDG'nin dahil edilmemesi" halinde anlam kazanacaktır.

Bu gelişmeler yaşanırken basında bölgede görevlendirilen beş generalin istifa ettikleri haberi yer almıştır. Ben bu generallerimizden bazılarıyla Özel Kuvvetlerdeki görevim süresince uzun yıllar çok yakın çalışma ortamını paylaştım. Tanıdığım kadarıyla görev bilinci ve vatan sevgisi yüksek, bir o kadar da onurlu insanlardır. Terörle mücadelede çok uzun yıllar en küçük bir tereddüt göstermeden fedakârca görev yaptıklarına tanık oldum. Bu arkadaşlarımın dizgin vurulamayacak karakterleri olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle maruz kaldıkları bazı olayların karakterleriyle uyumlu olmadığını, bu nedenle istifa etmiş olabileceklerini değerlendiriyorum. Vatanın bütünlüğü, milletin beraberliği için mücadele ederken, her geçen gün daha da siyasallaşan bir orduda görev yapmak bizler gibi yetiştirilen subaylar için gerçekten çok zordur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test