Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

30 Ağustos 1922 Meydan Savaşı

29.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” diyenlerin savaşıydı bu… “Bütün kaleleri zapt edilmiş” bir imparatorluktan yeni bir devlet doğacaktı.

“Biz şeref ve haysiyetiyle yaşamak isteyen bir milletiz” diyenler el ele, omuz omuza verdiler. Bitmiş ve tükenmiş olarak ölüme terk edilmiş Anadolu’dan gök kubbeye destanlar yazacak adsız kahramanlar, vatan için, bayrak için, Tanrı için yollara döküldüler.

Yalın ayaktılar. Çarıklarının altı yoktu. Var olan Türklüğün yüce ruhuydu. Düğüne koşar gibi şahadet şerbetini içmeye koştular.

Sakarya Meydan Savaşı zaferle sonuçlanmış TBMM kürsüsünde konuşan gaziyi dinliyoruz:

“Efendiler,

Bütün cihanın bilmesi lazımdır ki Türk halkı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun hükümeti uşak muamelesine tahammül edemez.”

Dünya son asrın dehasını alkışlıyordu. Yaşanalar, ölüme meydan okuyanların destanıydı; çünkü…

Savaş meydanları toprağı vatan kılanlarla dolanırken, siyasetin ve iktidar hırsının arsızlığı ve doymazlığı kimi kişilerin kafasında, bir yılan misali, tüm başarıları kin kusuyordu.

Cephenin ilerisinde ve gerisinde olumluluk kadar olumsuzluk varlığını sürdürüyor olsa da Gazi Mustafa Kemal milletiyle birlikte bir vatan yaratmanın aşkını yaşıyordu, çoğalarak… “İkdam” gazetesinde Halide Edip'in "Ateşten Gömlek” i yayımlanmaya başlanmıştı bile… İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif “Bugün de yarın da herkes gözünü dört açmalı, kimin ve neyin hesabına birbirimizin gırtlağına sarılmamız isteniyor, bunu çok iyi düşünmeli” diyordu.

Kendilerini dünyanın efendisi sayan ve öyle kabul edilmesini isteyen işgalci güçler her türlü zulmü ve katliamı çoluk çocuk demeden uyguluyor ve “Osmanlı’yı bitirdik. Şimdi Anadolu’da Türklüğü bitireceğiz” sloganlarıyla işkence modelleri üretiyorlardı.

Görünüşte günler kara, gelecek akıllara susturacak ölçüdeyken vatanları için dövüşenler aydınlık bir ufkun erleri olarak kuşkuya düşmediler.

Bitmiş, tükenmiş ve teslim bayraklarını çekmiş olan İstanbul hükümeti ise kurtuluş destanını kanlarıyla yazanların yok edilmesinin histeri nöbetindeydi. Padişah ve taraftarlarının “arz-ı ihanete” dönüşmüş vatanın “harim-i ismetine” bir kanlı bıçak gibi girenler desteklenir olmuştu. Ali Kemal, “Ankara’nın iç ve dış siyaseti iflas etmiştir” diyecek kadar alçalmıştır.

İdrakleri öteye göremeyenlerle, müstemleke olmayı içlerine sindirenler savaş alanlarından gelecek olumsuz haberlerin bekleyişi içinde bölücülük tohumlarını rastgele serpiyorlardı.

14 Ağustos gecesi, 15’inci Tümen yola döküldü. Afyon’a iniyoruz. Afyon’a iniyoruz. Aynı saatlerde Azerbaycan büyükelçiliğindeki yemekte Gazi Mustafa Kemal, Azeri şarkılarının gönüllere serpiştirildiği ortamda bir hafta sonra taarruza geçileceği söylemişti.”Megalo İdea” nın askerleriyse galibiyetlerinden emin olarak Afyon Orduevi’nde verilecek balonun keyfindeydiler.

“Gökyüzünde kara kara bulutlar

Hayın mı hayın!

Bir gün gelir hesabını sorarız

Buralarda durmayın”

Dedikse de zafer sarhoşu, efsun askerler çekip gitmediler.

24 Ağustos sabahı Sandıklı’dayız. Gerilmiş bir yaydı Mustafa Kemal, Tanrı aydınlık bir şafak olmuş gözlerinde parlıyor. Akdeniz’e bir şimşek gibi uzanıyordu.

Bataryalar biraz daha ileriye kaydılar. Rüzgârın ve toprağın bile duyumsadığı bir sessizliğin içinde sis ve karanlığın örttüğü gecede Başkomutan Mustafa Kemal, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa’yla birlikte karargâhlarının savaş kademeleri Kocatepe’ye çıktılar.

05:30; “Topların çelik ağrı bir hücum marşını çalıyordu” artık… Tahrip ateşi başlamıştı. Yunanın bilinen tek noktası ateş altına alınmıştı. “Ya ölüm ya istiklal” haykırışı ay-yıldızlı bir bayrak olmuş dalgalanıyordu. Türk fırtınasıyla esen… Emirlerle bütünleşen dualar ve tebrikler, mermilerle sarmaş dolaş Yunanların üstüne yağıyor, Mehmetçikler nurdan bir ışık olarak İzmir’e akıyordu. “Geçilmez” denilen her yer geçiliyor, “Alınmaz” denilen her yer alınıyordu.

Türk’ün ayranı kabarmış ölüme meydan okuyor ve “Geldikleri gibi giderler” mucizesini gerçekleştiriyorlardı. Zulmü, utanmazlığı ve haddini bilmezliği yok eden bir depremdi bu… Mazlum milletlerin kurtuluş müjdecisiydi olanlar…

Haklıydık Kutsal bir savaşın hak bilir inançlı insanlarıydık. “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım” kükremesiyle insanlık tarihine namuslu ve onurlu yaşamanın meydan savaşını veriyorduk. Yenilmezlik tahtının ebedi sahibi Gazi Mustafa Kemal’in askerleriydiler, kısacası… Yürüyorlar, koşuyorlar, koşmuyorlar, uçuyorlardı. Ve Tınaztepe’de bir Mehmetçik kaçan Yunanın geride bıraktığı bir topun üzerinde Allah-ü Ekber çağrısıyla tüm emperyalistlere “Bu topraklar bizimdir” diyerek haykırdı. Evet, bu topraklar bizimdir.

Tarihimiz, şanlarımız, şereflerimiz, ecdadımız, Mevlana’mız, Yunus’umuz, Hacı Bektaşi Veli’miz ile unutulmuş kahramanlarımız bu topraklarda yaşar.

“Bu toprak bizim yurdumuzdur

Deli gönül yücesine çıkar

Bir üveyik olur, uçar gider

Ardahan’dan Edirne’ye

Edirne’den Ardahan’a kadar”

Gazi ve şehitlerimize binlerce şükran, binlerce minnet duyguları içinde rahmetle anıyor yüceliklerinin önünde saygıyla eğiliyoruz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 17 Eylül 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık B...

"Gökyüzü çok şey anlatır… Onu “hâl” diline çevirmekse senin gayretine bağlı."

Günlük Burç Yorumları Aşk 15 Eylül 2019 Pazar. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık ...

Yazarlar
Website Security Test