Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

En kötü olasılık Türkiye ve Suriye'nin çatışmasıdır

23.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

2011 yılında "masum Suriyelileri zalim Esed'in zulmünden korumak" için ABD'nin yanında girdiğimiz Suriye macerası, zaman ilerledikçe aleyhimize dönmeye başlamıştır. Bugüne kadarki kayıp ve kazancımız, gelecekte başımıza nelerin gelebileceğine ışık tutacaktır:

Aradan geçen sekiz yıldan fazla sürede Esad rejimi yerli yerinde durmakta, Rusya ve İran'ın desteğiyle her geçen gün etkinliğini artırmaktadır. Fırat'ın batısında rejim muhaliflerini kontrol altında tutmamız bir yana İdlib'in yüzde doksanına Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) hâkim olmuş durumdadır, Türkiye'yi taahhütlerini yerine getirmemekle suçlayan Suriye yönetimi; İdlib'de ateşkesi kaldırmıştır, Rusya'nın da desteğiyle aylardır bölgeyi bombalamaktadır. Önceleri Türkiye'nin gözlem noktaları yakınına sığınan sivilleri de hedef alan Suriye yönetimi; geçtiğimiz günlerde askeri araç konvoyumuza hava saldırısı gerçekleştirmiştir. Rusya Astana sürecini ve Soçi mutabakatını askıya almıştır.

Batıda durum böyleyken Fırat'ın doğusunda ABD güvenli bölge taleplerimizi hiç önemsemeden PKK/YPG'yi "devletleştirme" ve kendisine göre bir "barış koridoru" oluşturma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir, geri adım atmayacağını açık açık deklare etmiştir. Güvenli bölgenin neden birdenbire "barış koridoru" olduğundan ve bu barış koridorunda kimin kiminle barış içinde faaliyetlerini sürdüreceğindense hiç bahsedilmemektedir.  Bu durumda biz her ne kadar "gerekirse kendi başımıza bir güvenli bölge kurarız" desek de bu koşullarda, ABD'nin kontrolündeki bölgede bu adımı atmamız gerçekçi görünmemektedir. Başımızı ABD'ye çevirdiğimizde Rusya'nın, Rusya'ya çevirdiğimizde ABD'nin baskısıyla karşılaşmamız da dikkat çekmektedir.

Bunlar olurken 4,5 milyondan fazla Suriyeli ülkemize yerleştirilmiştir, İdlib'de rejimin baskısından kaçan bir milyona yakın Suriyeli daha sınırımıza ilerlemektedir. Milyarlarca dolarımız Suriyeli mültecilere, askeri harekatlara, rejim muhalifi gruplara harcanmıştır, hala da harcanmaya devam edilmektedir. Amacımızın terörle mücadele olduğu söylenmektedir ama PKK, ABD'nin desteğiyle gözümüzün önünde özerkliğini ilan etmek üzeredir. Onlarca şehit ve gazi verdiğimiz Suriye'de sonuçta ne elde edeceğimiz belli değildir.

Suriye yönetimi; Rusya ve İran'ın desteğiyle İdlib'i kontrol altına almaya kararlı görünmektedir. Eylül ayı başında yapılacak Türkiye-Rusya-İran görüşmelerinden çıkacak sonuç tarafları tatmin etmezse veya alınacak kararlar uygulamaya konulamazsa muhaliflere baskısını devam ettirecek ve ilerlemesini sürdürecektir. Suriye rejim güçlerinin 19 Ağustos'ta olduğu gibi doğrudan bizim askeri birliklerimizi hedef alacak saldırılarda bulunması da muhtemeldir. İç ve dış koşulların son derece zor olduğu böyle bir dönemde Türkiye ve Suriye'nin doğrudan çatışmaya girmesi en kötü olasılıktır. Öyle görünüyor ki; başından bu yana, başta ABD olmak üzere bütün çıkar odaklarının amacı budur. Şanlıurfa'da ABD ile birlikte kurulacak Müşterek Harekât Merkezi'nin görevi muğlaktır. ABD'nin PKK/YPG ile ilişkilerine ve Münbiç'teki uygulamalarına bakıldığında; Müşterek Harekât Merkezi'nin PKK/YPG'ye karşı kurulmayacağı çok açıktır. O halde hangi tehdide karşı kurulacaktır? Bu sorunun son derece can sıkıcı cevapları olabilir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 19 Kasım 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 18 Kasım 2019 Pazartesi. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri. 18 - 24 Kasım haftalık burç yorumları. Burçların aşk hayatı nasıl olacak?

Yazarlar
Website Security Test