Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Güvenli bölge mi, barış bölgesi mi?

9.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ABD aylar önce Suriye'den çekileceğini açıklamış olmasına rağmen bunu gerçekleştirmemiştir. Trump'ın inişli çıkışlı tavırları, açıklamaları göstermiştir ki ABD bölgede kalıcıdır. Kendi askerleri sayıca azalsa da taşeron güçler SDG-YPG-PYD vasıtasıyla hedeflediği politikaları uygulama kararlılığını sürdürmektedir.

Türkiye öteden beri sınır güvenliği konusundaki endişelerini dile getirmekte ABD'nin DAEŞ'e yönelik mücadele bahanesiyle YPG-PYD güçlerini yoğun biçimde silahlandırmasından duyduğu rahatsızlığı ifade etmektedir.

Esasen güvenli bölge teklifi başlangıçta ABD tarafından gelmiştir. Türkiye bu konuda kesin kararlı olduğunu, gerekirse bu bölgenin tek başına operasyon yapılmak suretiyle gerçekleştirileceğini bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklamıştır. ABD Savunma Bakanı Mark Esper ise, Suriye'nin kuzeyine Türkiye'nin tek taraflı bir operasyonunun kabul edilmeyeceğini söylemiştir.

Hafta başında Ankara'ya gelen ABD heyeti ile yapılan görüşmeler devam ederken yapılan ilk açıklamada sonuç alınamadığı, ABD'nin yaptığı 5-14 km ilk güvenli bölge teklifinin reddedildiği bildirilmiştir. Bununla birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat'ın doğusu için adımın ABD ile birlikte atılacağını, müşterek bir harekat merkezi kurulmasının kararlaştırıldığını ve görüşmelerin devam edeceğini açıklamıştır.

Türkiye güvenli bölge tanımını kullanırken, ABD'nin barış bölgesi gibi bir tanımı ortaya atması da dikkat çekicidir. Güvenli bölge münhasıran Türkiye'nin sınır ve toprak güvenliğine yönelik iken, barış bölgesi denilen alana her türlü unsurun konulabileceği bir alan anlaşılmaktadır. Bir başka ifade ile sulandırılmış bir kavramdır.

Kuzey Irak'ta olduğu gibi Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt yapılanmasına yol açacak oluşum Türkiye'nin kesinlikle kabul edemeyeceği bir durumdur. Ayrıca Suriye'deki durumun Irak'tan farkı, bölgede yerleşik Kürt nüfus oranının çok daha düşük olması ve çevreden getirilecek savaşçı unsurlarla yapay bir yapı oluşturulmak istenmesidir. Bu Suriye yönetiminin de kabul etmeyeceği bir durumdur.

Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin tavrı ABD'nin yaklaşımına göre belirlenecektir.

Bu gelişmeler olurken Esad Türkiye'nin ABD ile müşterek gerçekleştirilecek harekat konusunda tepki göstermiş ve bunun Suriye'nin bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saldırı teşkil edeceğini söylemiştir. Suriye resmi ajansı SANA'nın haberine göre Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlara bu gelişmenin kınanması çağrısı yapılmıştır.

Bu durumda Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna gerçekleştireceği bir operasyon Suriye'nin ve belki de Rusya ve Çin'in tepkilerini ard arda getirecek, uluslararası kamuoyunda sıkıntılı bir döneme girilmesine yol açacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test