Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bugün ''sulayınca'' ne çıkıyor?

2.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Artık "siyaset yazmaktan" vazgeçiyorum; zira "Benim oğlum bina yazar, döner döner gene yazar" durumu var ortada ve de siyasetçiler için de "Benim oğlum bina okur, döner döner gene okur" durumu...

Ne benim yazmamın faydası var, ne de "onların" okumasının; "Ben bildiğimi okurum" zihniyeti, iktidarı ile muhalefeti ile hepsinin beynini teslim almış. Ülkenin, Cumhuriyetin, halkın canının okunduğunun" farkında değiller, "farkında olsalar", hiç olmazsa "en hayati konularda" Cumhur / Millet İttifaklarının inatçılığı peşinde koşmaz, "bir araya gelir", çözüm yolları bulur, ülkeyi de, milleti de rahatlatır ve ülkeyi "bunalımdan, ekonomik / sosyal / siyasi krizler kaosundan kurtarmanın birinci şartını" yerine getirirlerdi.

Sözü uzatmayayım, ben artık "bu çirkin oyunda olmayacağım"; ne o yanda, ne bu yanda!..
Ben, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "değiştirilemez" 4 maddesinin ve de Atatürk'ün "Cumhuriyeti kurduğu" ilkelerin savunucusu bir TC vatandaşı ve bir Türk gazetecisiyim ve o yolda yürümeye devam ederek, "vatanıma, milletime olan görevlerimi" yerine getireceğim.

Şimdi başlıyorum; "siyaset dışı" yazılarıma...Tarih; 1 Ağustos 2019; bu ay, Kurban Bayramı var, 30 Ağustos Bayramı var, GÖZLEM'in kuruluşunun 29'uncu kuruluş yıldönümü var; bunların 3'ü de benim için "kutsal"; bu konularda bunca yıl verdiğim sınavların bir yenisi eklenecek kalemime, önümüzdeki 30 günde!...

Gazeteci ve yazar olarak yeni sayfayı, "geçen ay yaşadığım" bir anı ile açacağım.
Bu arada, söylemem gerekir ki; "63 yıllık gazetecilik ve yazı hayatım" bana bir şey öğretti; "Büyük söz yoktur, büyük sözü 'büyük' yapan, söyleyenin adıdır!.."

Şimdi size, "büyük bir söz" yazacağım; onlarca, yüzlerce makalede, onlarca kitapta yazılıp gelen "bir acı gerçeği" anlatan "bir cümlelik" söz; "Yıllardır buraları suluyorum, çimler, çiçekler çıkıyordu, şimdi binalar çıkıyor!.."
İmza; "Öcal Uluç'un bahçesine bakan bahçıvan!.."
Ohhh, dünya varmış; siyasetin gerilimli karanlık labirentlerinde kaybolacağıma, insanımın, toplumumun, hayatın gerçekleri ile yüzleşerek yazmak ne kadar güzelmiş!..


Sözün Özü
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütün camilerde okuttuğu "Beden mahremiyeti ve tesettür" başlıklı bir Cuma Hutbesi'nde "Ayet-i kerimelerin apaçık beyanıyla, Cenâb-ı Hak, erkek ve kadın bütün müminlerden edeb ve mahremiyet konusunda hassasiyet bekler. Gözlerimizi haramdan çevirmenin ve tesettüre riayet etmenin hepimiz için bir vecibe olduğunu ifade buyurur. Özellikle erkekler için beden sağlığını da tehdit eden dar giysiler, mahremiyetin korunmasını sağlamadığı için tesettür bilincine uymaz" denildi. "Kadınlar bitti", şimdi sıra "erkek tesettürüne" geldi. Laik bir hukuk devletinde, Atatürk Cumhuriyeti'nde, Atatürk'ün kurduğu "Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hangi zihniyetin eline düştüğü" ortada; Allah ıslah etsin!..

Bir haftada 4 kayıp; bu ne acı Allahım?

Art arda geldi, Işılay Saygın'ın, Selami Gürgüç'ün, Ferruh Bozbeyli'nin ve Günay Tuncel'in ölümleri!..
İzmir'de toprağa verilen Işılay Saygın ve Selami Gürgüç hariç, Bozbeyli'nin ve Tuncel'in cenaze törenlerine katılamadım.
***Işılay Hanım, bütün hayatını Buca / İzmir / Türkiye insanına vakfetmiş "bir kadın evliya idi"; adeta!..
Belediye Başkanı olarak, milletvekili olarak, bakan olarak, "ırk / inanç / cinsiyet / yaş / parti / ideoloji ayrımları" yapmadan, herkesin ama herkesin derdini çözmek için elinden geleni yapan bir insandı!..
Arkadaştı, dosttu, ablaydı, kardeşti, örnek insandı, "sevgi ve saygı hâlesi içinde" yaşadı ve öyle de cennete gitti; nurlar içinde yatsın!..
Bu arada, İzmirlilere, sevenlerine bir görev düşüyor; hayatı roman olmalı, filmi yapılmalı!...
***Selami Gürgüç de, Fuar Müdürü olarak da, iş adamı olarak da, siyasetçi olarak da Ege'de, İzmir'de sevilen ve sayılan bir dost ve arkadaştı. Doğduğu Çine, milletvekili olduğu Aydın ve yaşam için seçtiği İzmir onun yaşam trafiği olmuştu.
Nur içinde yatsın, mekanı Cennet olsun!..
***Ferruh Bozbeyli, 1960 sonrası, 1980'lere kadar, milletvekili, Meclis Başkanı, Demokratik Parti genel başkanı olarak, Türk siyasetinde "iz bıraktıktan sonra" köşesine çekilmişti.
Ankara'daki gazetecilik dönemimde tanıdığım Bozbeyli, kariyer ve karizması ile İnönülü, Demirelli, Türkeşli, Erbakanlı liderler döneminde "saygı gören, fikri sorulan, dinlenen" bir siyasetçi idi. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun!..
***Günay Tuncel, arkadaşımızdı, dostumuzdu. Ünlü bir restorancı / gazinocu olarak, birçok ünlü sanatçının sahneye çıkmasını sağlamış, onlara geleceklerinin yollarını açmıştı. İlginç özellikleri, mesleğinde "taviz vermez" ilkeleri vardı. Başımız sağ, onun yeri de cennet olsun!..

Okuyucu Soruları
Ümit bitmez!..

Bir Fenerbahçeli okuyucum soruyor; "Bu yıl da saç baş yolacağız, galiba... İki maçta 11 gol yeme perişanlığını gösteren bir defans ve takımla ne yapacağız, Süper Lig'de? Siz Galatasaraylısınız ama, gene de soruyorum; ümit var mı, bu takımdan?.."

CEVABIMDIR: Sevgili okurum, ne yazık ki "gelenler (Ali Koç / Ersun Yanal), gidenleri /Aziz Yıldırım / Aykut Kocaman) aratıyor!.."
Yani ortada bir "Balık baştan kokar" durumu var. Yine de derim ki; "Ümit bitmez, bugün üzülseniz de yarınları bekleyin!.."

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test