Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Üniversiteler kenti olmak

2.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bugünlerde birçok ailede önemli bir telaş var. Yükseköğrenim çağına gelmiş pek çok gencimiz, büyük bir dikkatle sınav sonuçlarını takip ediyor, doğru tercihler yapmaya çalışıyor. Bu gergin süreci yaşayanlar yalnızca onlar değil elbette. Onlarla birlikte en az onlar kadar, hatta bazen onlardan da fazla, aileler…

Her yıl takvim yaprakları sınav ve kayıt dönemlerini gösterdiğinde, benzer telaş yaşanıyor. Ekranları ve sayfaları üniversite duyuruları kaplıyor. Kamu ve vakıf üniversiteleri kendilerini beğendirmeye ve öğrencileri çekmeye çalışıyorlar. Böylece eğitim alanında büyük bir hareketlilik oluşuyor…

 

‘Gençlik gelecek, gelecek gençlik’

Üniversite yıllarımızda çok sevdiğimiz bir slogan vardı: ‘Gençlik gelecek, gelecek gençlik’. Bu slogan hayatın diyalektiğini, dinamizmini çok güzel yansıtırdı. Gençlik gerçekten de geleceği belirliyor, gelecek de gençliğin elleri üzerinde yükseliyor.

Üniversitelerin ve üniversite gençliğinin, bulundukları kentlere önemli kazanımlar sağladığını düşünüyoruz. Bu kazanım elbette yalnızca ekonomi alanıyla sınırlı değil. Sosyal ve kültürel alanlardan siyasete kadar, hayatın hemen tüm alanlarını kapsıyor.

Üniversiteler ve gençler, bulundukları kentlere, çevrelere; bilgiyi, bilimi, çağdaşlığın ışığını, hayatın güzelliklerini taşıyorlar. Tabii böylesi bir felsefeyle ve yaklaşımla donanmak koşuluyla…

 

‘Üniversiteler kenti’ hedefini, turizm, fuarcılık ve kültürle buluşturmak

Bulunduğumuz konumlara ve uğraş verdiğimiz alanlara göre, İzmir’e farklı roller biçeriz. Kimi zaman turizmi, kimi zaman ticareti, bazen fuarcılığı ya da kültür sanatı öne çıkarırız. İzmir’in geleceğini bu alanlarla ifade etmeye çalışırız. Ama bizce, bunlarla birlikte, ‘üniversiteler kenti’ hedefinin de İzmir’e çok yakıştığını düşünüyoruz. Üstelik bu hedefi turizmle, fuarcılıkla ve kültür sanatla buluşturarak…

İZFAŞ’ta görev yaptığımız dönemde, İzmir’de bulunan tüm kamu ve vakıf üniversitelerinin rektörlerini ziyaret edip, üniversitelerinin bünyesinde fuarcılık programı oluşturmalarını istemiştik. İzmir’in, eğer ‘fuarlar ve kongreler kenti’ olmasını hedefliyorsak, öncelikle insan kaynağını hazırlamalıydık. Ayrıca, ülkemiz fuarcılığının geçmişini araştırıp, fuarcılık alanında dünyada yaşanan gelişmeleri sürekli izleyip irdeleyecek bir ‘Fuarcılık Araştırma Enstitüsü’ kurulması önerisinde bulunmuştuk. Önerilerimize sıcak yaklaşan rektörlerle birlikte, o dönemde, İzmir’in geleceği ve üniversitelerin rolü üzerine epeyce beyin jimnastiği yapmıştık.

Biz ayrıldıktan sonra bu girişimler ne ölçüde takip edilebildi, doğrusu bilemiyoruz. Zaten o dönemin rektörlerinden de kimse görevinde kalmadı!..

 

Aydınlanma ve yaratıcılık

Üniversiteleri önemsememizin bir önemli nedeni de, elbette dünyada yaşanan ekonomik, politik ve kültürel gelişmeler. Günümüzde endüstride, üretimde, bilişimde, iletişimde olağanüstü gelişmeler yaşanıyor. Hem de olağanüstü bir hızla…

İşte tüm bu gelişmeleri yakalamak, bunlardan yararlanmak ve bunların ışığında hayatı değiştirip dönüştürmek… Bu kavramları ve yaklaşımları doğrusu çok önemsiyoruz. Ayrıca, bunların temel olarak aydınlanmadan ve yaratıcılıktan geçtiğini düşünüyoruz.

Böylesi bir misyonun ve hedefin, en çok ‘aydınlanmanın ve yaratıcılığın kenti’ İzmir ile örtüşeceğine yürekten inanıyoruz. Elbette İzmir’i daha da geliştirip güçlendirerek ve çok daha aydınlık bir geleceğe taşıyarak…

 

Şeref Bakşık, Selami Gürgüç ve Işılay Saygın’ın ardından

İzmir’in siyasal ve toplumsal yaşamında önemli izler bırakmış değerli isimleri ardı ardına sonsuzluğa uğurladık. Şeref Bakşık, Selami Gürgüç ve Işılay Saygın, gerçekten İzmir’e, Ege’ye ve ülkemize önemli hizmetler yapmış siyaset insanlarıydı.

Şeref Bakşık başlı başına bir tarihti. Anıları bile günümüz siyasetçileri için önemli derslerle doluydu. Selami Gürgüç ile tanışıklığımız ise 90’lı yıllara uzanıyordu. Tariş’te görev yaptığımız dönemde, ortak dostumuz olan, Aydın’ın 1980 öncesi efsanevi CHP’li belediye başkanı Muhterem Ağababaoğlu bizi tanıştırmıştı. Siyaset dışında tarım ve kooperatifçilik ortak ilgi alanımızdı. Tariş’teki çalışmalarımıza büyük destek vermişti. İZFAŞ Genel Müdürlüğü görevine geldiğimizde de, ilk ziyaretçilerimizden birisi Selami Gürgüç olmuş ve bize deneyimlerini aktarmıştı. Rahmetli Gürgüç çok yönlü bir insandı. İzmir iş dünyasındaki ve İZFAŞ’taki hizmetleri unutulmaz. O dönemde, farklı siyasal kulvarlarda bulunmamıza ve kendisiyle çok yakınlığımız olmamasına karşın, bizi ziyaret edip başarı dileyişini unutmadığımız bir isim de Işılay Saygın’dı. Bu deneyimli ve saygın insanlar, anılarıyla, değerlendirmeleriyle, bizlere yol göstermiş ve destek vermişlerdi. İzmirliler olarak onları unutmayacağız.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test