Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yeni kurulacak partilerin hangisinde ''umut'' var?

13.7.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Aylardır, duyuyorduk, okuyor, dinliyor, konuşuyor, tartışıyorduk; "Yeni Partiler kuruluyor!.."

İstanbul'un "yenilenen" seçiminin "sandık sonucu", bu "yılan hikayelerine dönen" duyumları, fiskosları, iddiaları güncelledi; "Yeni Partiler kurulacak!.."

"Şimdilik" 3 grup "Parti kurma" adayı; "Abdullah Gül / Ali Babacan teşebbüsü / Ahmet Davutoğlu cephesi / Sözcülüğünü eski bakan ve Bergama Belediye Başkanı Rıfat Serdaroğlu'nun yaptığı "Çoban Ateşi" hareketi.

Bu üç girişimin "en yakında gerçekleşecek olanı" ortadaki tabloya bakarsak, elbette ki, "Abdullah Gül ve Ali Babacan teşebbüsü" olarak görünüyor!..

Tutar mı; "tutabilir", zira bu teşebbüs, "zannedildiği gibi", çatısı altında "AKP'den bölünecekleri, AKP eskilerini, AKP küskünlerini" toplamayacak. Rahmetli Turgut Özal'ın "4'lü (Liberal Sağ / Sosyal Demokrat Sol / Milliyetçi Sağ / İslamcı Sağ) formülüne benzer" bir yapılanmayı hedefliyor; "Muhafazakarı, Liberali, Ortanın Solcusu, Sağcısı, Kürdü, Çerkezi, Sünnisi, Alevisi; ayrımcılık yok!.."

Avantajı; AKP ve MHP'nin tabanda çözülmeye başlamaları, ekonomik tablo, işsizlik, pahalılık, terörün bitirilememesi, Dış Politikada giderek yalnızlaşma, Irak'ta, Suriye'de, Doğu Akdeniz'de çözümsüzlüğün girdabında ABD ile Rusya arasında gidiş gelişler, Abdullah Öcalan / Osman Öcalan skandalı, Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin AKP tabanına bile anlatılamaması ve karşılaştığı tepkiler, Uluslar arası ve Ulusal sermayeden destek bulmaları, "para sorunları" olmayacak, vs. vs..

Dezavantajı; APK İktidarının 15 yılına ortak olmaları. "Fethullah Gülen" ile ilgili iddiaların sürdürülmesi ve gündemde tutulması.

Ahmet Davutoğlu Cephesi ise tam bir "tereddütler" dünyası. Davutoğlu, "Cumhurbaşkanlığı Sistemine ve AKP İktidarına en ciddi eleştirileri yapıyor" ama sadece bu husus, "Onu parti kuracak" noktaya getirmiyor; gene de kurarsa, kanımca, "O parti, 'Ahmet Davutoğlu'nu Sevenler Derneği' olarak kalabilir...

"Çoban Hareketi" ise, ülkenin dört bir yanında yapılan toplantılara rağmen, kamuoyunda "o kadar yankı bulmadı"; bunda "Cumhur ve Millet İttifakları arasında ikiye bölünmüş" medyanın "onlarla ilgilenmemesinin" büyük rolü var.

Hemen hemen sadece Rıfat Serdaroğlu'nun "hakkında yüzlerce dava açılan" yazılarının sosyal medyada yaygınlaşmasından başka, "tanıtım penceresi" yok!.. "Adalet Partisi" örneği "Merkez / Merkez sağda" bir partiden söz ediliyor; "Şaibeye bulaşmışlar olmayacak"; ülkenin sorunlarını çözecek ve "temiz" ve de "gençleşmiş" bir kadro!..

Bu ülkede "parti" ezelden, ebede "lider ile" tutar; "Lider" kim?..

"Parti kurmak", para, hem de "çok para" ister; var mı?..

"Kurulan parti", kamuoyuna ulaşmak için gazete ister, TV ister, radyo ister; nerede?..

Sevgili Rıfat kardeşe diyeceğim o ki; zor bir işe giriştiniz, hem de çok zor; Allah yardımcınız olsun!..

Bu arada bir de "dost" uyarısı; "Çoban Ateşi", kurulduğunda "rakibi olacak" partileri, onların yöneticilerini ve de yeni kurulacak partiler ve 'eski' siyasetçi kurucularını "karalamak stratejisi" üzerine kurulmamalı ve "içlerinde sadece biz temiziz" dememeli!..

İyi bilmeliyiz ki, Atatürk'ün kurduğu CHP'den beri, "kurulan" hemen hemen her parti, "daha önce kurulmuş olan partilerin içinden çıkanlar tarafından" kurulmuştur. Onların tabanından "taban" almıştır!..

Adalet Partisi de, ANAP da, hatta "bugünün, dünün CHP'leri, DSP'leri, CKMP'leri, Milli Selamet Partileri, MHP'leri, İYİ Partileri, AKP'leri , Saadet Partileri de "böyle kurulmuş, Türk siyaseti bugünlere gelmiştir. Ve de elbette her yeni partinin kurucuları "içinden çıktıkları partilerin sevaplarına da, günahlarına da ortak olan" kişilerdir; Zatıâliniz de dahil!..

"Partileşmeye çalışan" her üç harekete ve öncülerine de başarılar dilerim!..

 

Okuyucu Soruları...

"Üslubu beyan, aynıyla insan!.."

Bir okuyucum soruyor: "Biri doçent, biri profesör; başka partileri, lider ve yöneticilerini eleştirmek ya da onların eleştirilerine cevap vermek yerine, yüz kızartıcı tabirler, deyimler ile ve de sözlerine bol bol Acemce ve Arapça kelime ve ibareler ekleyerek, Türk halkından milyonlarca oy alan partilere, lider ve yöneticilerine hakaretler yağdırıyorlar. Siyasetin en tepesinde olanlar "böyle" yaparsa, tabanda neler olmaz? Üstelik, kendilerine ülkücü ve milliyetçi diyorlar. Ben de ülkücü ve milliyetçiyim. Uzun yıllar onların partisine oy verdim, şimdi vermiyorum; haksız mıyım?.."

CEVABIMDIR: Sevgili okurum, "onların partisine oy verip vermemekte" haklı mısınız, haksız mısınız, onu ben bilemem. Onu millet ve de elbette siz bilirsiniz, bilmeniz de gerekir.

Ne var ki, ben başka bir şey bilirim; "Üslubu beyan, aynıyla insan" sözünü!..

Yani, "Üslup insanın aynasıdır, kendisidir; ruhunu, duygularını, kişiliğini ortaya koyar" anlamına gelen sözü!..

Üslup, "Bumerang gibidir"; sözler, evet "kem sözler" ağızdan çıktıktan sonra "döner" sözün sahibini vurur!..

Benim merak ettiğim bir soru var; acaba "bu doçentin ve bu profesörün talebeleri" hocalarının bu üslubu hakkında ne düşünüyorlar?.."

 

Skandal!!!

Olayı bana "Balıkesirli bir arkadaşım" anlattı; inanamadım, araştırdım, "doğru" çıktı.

Önce şu açıklamayı okuyalım:

"Balıkesir'de de bazı okullarda öğretmen ve idareciler eliyle mevzuata aykırı olarak çocuklara dans gösterileri adı altında ve açık saçık dansöz çağrılarak mezuniyet programları düzenlenmektedir. Ahlaksızlığın tavan yaptığı bu sözde kutlamalar 'mezuniyet töreni veya balosu' olarak bilinçli bir şekilde belleklere yerleştirildi. Bazı şuursuz öğrenci velilerinin de zemin hazırladığı bu rezilliklere artık dur denmelidir. Bu rezaletlere artık son verilmelidir. Bu yanlışa müsaade eden okul yöneticileri de hakkında gerekli idari işlemler yapılmalıdır. Bunun önüne geçilmelidir. Yoksa hayal ettiğimiz 'Asım'ın Nesli' her geçen gün umut olmaktan çıkıp hasret haline dönüşüyor. Eğer bizler Asım'ın Nesli istiyorsak bizi bozmaya çalışan ve bizi biz yapan değerlerimizden uzaklaştırmaya çalışanlara karşı hep beraber kalbinde vatan, millet, ümmet sevgisi olan herkesle birlikte dur dememiz ve engel olmamız gerekir."

Bu açıklama, "Balıkesir Sivil Toplum Örgütleri Platformu Başkanı tarafından, platformu oluşturan örgütlerin, başkan ve temsilcilerinin, Balıkesir Milli Eğitim Müdürü'nü ziyaretlerinden sonra yapılmıştır.

Şimdi, "bu platforma dahil olan" sivil toplum örgütlerini sıralayalım:

"Anadolu Gençlik Derneği, MGV, Alperen Ocakları, Cansuyu Derneği, Cihannüma Derneği, Eğitime Destek Platformu, EHAD, Ensar Vakfı, Hasan Baba Vakfı, İHH, İlim Yayma Cemiyeti, Karesi Vakfı, Katre-Der, Hayrat Vakfı, Kızılay, MEMUR-SEN, MÜSİAD, Öder, Önder, Sancak Derneği, Semerkand Vakfı, TÜGVA, Ulu Çınar Derneği ve Vitamin Gençlik Derneği.."

Toplantının gündemi de açıklanmıştır; "Okullardaki mezuniyet kutlamaları!.."

Elbette, "laik ve uygar bir ülkede bu ziyaretin gündemi tartışılabilir", onaylayanlar olabilir, onaylamayanlar da. Normaldir ve mesela ben "çok çarpık ve çok istisnai gösteriler hariç", bu açıklamanın "esasını" onaylamam.

Peki, bu yazının başlığı" Skandal"; o nerede?..

"Skandal" şurada; ziyareti yapan platform temsilcilerinin arasında "KIZILAY'cılar da var; "ne işleri var"; orada?..

Kızılay, sadece Balıkesirsel değil, hatta Türkiyesel de değil, Dünyasal bir "yardım" kuruluşudur ve de onların temsilcileri, ülkemizde binlerce, yüz binlerce, hatta milyonlarca "mezuniyet kutlamaları gösterilerine onay veren, alkışlayan" veliyi "şuursuzlukla (!) ve de bu rezilliklere (!) zemin hazırlamakla suçlayan" bu açıklamaya nasıl ortak olurlar; yazıklar olsun!..

 

Sözün Özü

Oyun çok açık; ABD de, Rusya da, Kuzey Suriye'deki PYD / YPG yuvalanmasını beraberce destekliyor. ABD ve Rusya, Doğu Akdeniz'de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin burnunun ucunda "doğal gaz ve petrol aramamıza" beraberce karşı çıkıyor ve biz ise "Rusya'dan S 400, ABD'den Boeing almak" ile meseleyi çözeceğimizi sanıyoruz; ne dış politika ama?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test