Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Tüketicinin aldatıldığı bir ülke...

5.7.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Her ülkede mevsimlerin getirdiği bazı değişimler sebebi ile dükkanlar, sattıkları mallarda değişik promosyonlarla “ucuzluk” günleri yapar ve mallarını cazip fiyatlarla tüketiciye sunarlar.

Bendeniz, uzun yıllar AB ülkelerinde görevler yaptım oralarda da bizdeki gibi “SALE” adı altında bu tip ekonomik olaylar düzenlenir. Yalnız oralarda tüketiciyi aldatan veya yanılgılar yaşatan reklamlar ve promosyon adı altında faaliyetlere pek müsaade edilmez. Bu, iki türlü uygulanır. Belediyeler, devlet kurumları veya meslek kuruluşları tarafından bunların başlangıç ve bitiş süreleri açıklanır ve kontrol edilir. Diğeri ise plansız ve onaysız yapılır ve toplum örgütleri ile vatandaşların tepkileri çok büyük olur. Yapanları, yaptıklarına pişman ederler.

Tüketiciler, eğitimleri ve bilinçleri ile hakkının “gasp” edilmesine şiddetle tepki gösterir.

Örnek olarak, İngiltere’de bir şey daha yapılır; bu ucuzluklar sırasında dükkandaki promosyona dahil olmayan mallar, tezgahlardan kaldırılır. Ucuzluk malları sergilenir ve hakikaten maliyetine veya maliyet altında fiyatlarla satılır Bu ise müsaade edilen zaman diliminde veya yılbaşı öncesinde ve sonrasında tatbikata konur.

Yani gerçek ucuzluk mallarını işinize ve ihtiyacınıza göre beğenir ve alırsınız.

Bizde ise aldatmaca gani...

Öncelikle söylemek isterim, eskiden galiba ticaret odalarının onayı ile bu işler yapılırdı.

Gelin görün ki ilerleyen Türkiye’mizde kurallar ve doğrulukların artması beklenirken, isteyen istediği zamanda aldatmaca reklamlarla, “bir alana bir bedava” veya “üç al iki öde” veya  “ikinci ürün yüzde 50 indirimli” gibi saçmalıklarla bu işleri yapmaktadır. Bu sloganlarda ifade edilen hesaplamaların nasıl yapıldığı ise meçhuldür.

Bugün açılan mağazalar, iki gün sonra “ucuzlukların” bir çeşidine, aldatıcı sloganlarla başvurmada sakınca görmemekteler.

Peki bunun kontrolünü yapan, usul ve adabını takip eden kurum yok mu?

Veya tüketici STK’ları nerede?

Daha da önemlisi, toplumda bir tepki neden oluşmamaktadır.

Ben prensip olarak, bu tip mağazalardan hiçbir şey almam, semtlerine bile uğramam. En çok tepkimi de çeken slogan da “Yüzde 50 ucuzluk” lafıdır; ama yüzde 50’den sonra, araya bit kadar “ye varan” yazar.

Esnaf veya ticari kuruluş olarak istediğiniz takdirde kazancını ekonomik durumlara ayarlayarak satışlarını arttırmak isteyebilirsiniz. Ancak bunda niye “dürüst” olmayan yollara sapıyorsunuz?

Düzgün olarak yerli yersiz değil, zaman ve mekan ile ekonomik veya mevsimsel değişimlerle ilgili mallarınızı maliyetine satabilirsiniz, ama bu gibi “kural dışı” aldatmacalara başvurmadan.

Bir kez aldatılan veya istiskal edilen müşteri, bir daha sana inanır mı? Dükkana gelir mi? Zaten anladığı anda artık gelmemelidir.

Ucuzluk dönemleri, ticari bir alışveriş enstrümanıdır ve yapılmalıdır. Ancak bizim ülkemizdeki gibi, kuralsız ve her zaman istendiği gibi değil, kurallara bağlı olarak düzenlenmelidir.

Ayrıca yalnız burada da kalmıyor, “sosyal medyada” da bu iş almış başını gidiyor. Yalan yanlış, özellikle sağlıkla ilgili satışlar, merhemler, karışımlar, yalan yanlış etkileri olan tedavi usulleri ve ürünleri de işin cılkını çıkarmaktadır.

Bunun yanında bilim adamlarının ve uzman kişilerin de adları ve resimleri ile bu işin etkilerinin arttırılması ise, işin fecaat boyutudur.

Şimdi soruyorum; tüketicinin bu kadar aldatıldığı bir başka ülke var mıdır acaba?

Gidin bunu Almanya’da, kuzey ülkeleri Danimarka veya Norveç’te yapın da başınıza geleceği görün.

Bence iş daha ziyade Ticaret Bakanlıklarının, belediyelerin veya ticaret odası ve benzeri kuruluşların kontrolleri altında olmalı ve verilecek cezalar da gerçekten “caydırıcı” olmalıdır.

Çok üzülüyorum. Türkiye’miz gittikçe kontrol dışı ve aldatmacaların alabildiğine genişlediği, sorumluların yaptıklarının yanlarına kar kaldığı, bıktırıcı, yadırgatıcı ve toplumu rahatsız eden işlerin yapılageldiği bir ülke noktasına gelmektedir.

Sonuç... Türkiye’de artık her şey, kanunların ve aldatılamayacak toplumların hüküm sürdüğü ve yaşadığı seviyeye eriştirilmelidir.

Çözüm ise hakkın ve hukukun üstünlüğünde, ticaretin ve toplumun korunan menfaatleri içinde yaşamasının teminidir.

Toplumsal tepkilerin de usul ve kurallarına uygun yapılması gereklidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 26 Ağustos 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğl...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 24 Ağustos 2019 Pazar. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, ...

Yazarlar
Website Security Test