Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Eğitimde 15 yılda 14 kere değişim... Nereye gidiyoruz?

21.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye 1923 senesinde çok kapsamlı, baskı altında ve mücadeleci bir dönemden sonra dış güçlerin bütün hesaplarını alt üst eden dünya lideri Mustafa Kemal Atatürk tarafından kuruldu.

İmkanları çok kısıtlı bir ekonominin olduğu bir dönemde ilk ele aldığı konularından birinin “eğitim sistemi” olduğunu söylersek, şaşırmayın. Zira dünyada ilerlemek, güçlü devlet olmak ve ön sıralardaki karar mekanizmalarına girebilmek için en önemli unsurun "İNSAN KALİTESİ" ve "EHLİYETİ" olduğunun bilincindeydi.

Türkiye öncelikle köy enstitülerini kurarak okullarını ve öğretmen kalitesini arttırırken de bunun farkında idi.

Gerçekten de Türkiye, öğrenen ve öğretenlerin oranları ve bunun yanı sıra kaliteleri arttıkça, kısa zamanda ekonomisindeki ve yaşam tarzındaki gelişmeleri hızlandırdı.

Bir ikinci şansını etkin kullanarak ve işi sağlama bağlamanın yanında uluslar arenasındaki prestijini de arttırarak Hitler’in Almanya’dan sürdüğü dünya çapındaki bilim adamlarını Türk üniversitelerine “Hoca” olarak atadı.

Dikkat ediniz, bu yabancı hocaların unvan, kalite ve sayılarının çoğalması ile Türk üniversitelerinin atılım ve gelişimlerinde unutulmaz bir dönem yaşanmıştı.

Bu iş 1950 senesine kadar devam etti. İnönü döneminde bazı aksamalar oldu ise de 1950 Seçimi ve Demokrat Parti’nin iktidara gelmesi ile beraber eğitimde büyük darbeler başladı. Özellikle Amerika’nın Türk eğitim sistemini değiştirme ve Türkiye’nin geleceğini baskı altına alma planları çalışmaya başladı ve bugünlere kadar gelindi.

Bunların sebep ve sıralamalarını meraklılar araştırabilir. Asıl sorun nedir bugün?

Türkiye, eğitim sıralamasında dünyada  gerçekten alması gerektiği yeri alabilmiş midir? Ben eğitim uzmanı değilim, ancak ilim ve bilimin aksadığı ya da bilerek veya bilmeyerek aksatıldığı ülkelerin yaşamlarının rahat ve huzurlu olmasının mümkün olmadığı muhakkaktır.

Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu seviyenin, insan unsurunun, kültürün, bilimin ve ilimin yanında ahlak ve gelenek göreneklerinde ilerleme mi, yoksa gerileme mi yaşandığı sorusunu da hepinizin dikkat nazarlarına sunmak isterim.

 

Gelelim bir tespite

Prof. Dr. Selçuk Şirin, eğitimde reform adına sürekli benzer kararlar alınarak, farklı sonuçlar beklendiğini söylemektedir. 15 yılda 6 farklı eğitim bakanının geldiğini hatırlatan Sayın Profesörümüz,  aynı zaman diliminde 14 farklı sistem değişikliğinin yapıldığına işaret etmektedir.

Şu an Türk eğitim sistemi, zaaflarla maluldür. Sorunlar içindedir. Yetişen eğitim öğretim elemanlarının genelde, tabii istisnalar hariç, ulusal ve uluslararası sıralamalarda yerleri orta ve maalesef ortanın altındadır.

Bunun diğer bir işareti ise, bugün dünya klasmanındaki eğitim araştırmaları da Türkiye’nin yerinin pek parlak olmamasıdır.

İngilizlerin bir tespiti çok revaçtadır. “Eğer bir ülkeyi etki altına almak istiyorsanız, onun ilerlemesinde ortanın üstü bir seviyeye çıkmamasına dikkat etmelisiniz” derler.

Türkiye maalesef oyuna gelmiştir ve özellikle Amerikan sisteminin etkisi altında bilerek ve etkilenerek, çeşitli yöntemlerle bugünkü “kaotik” yapıya sürüklenmiştir.

Ben İskandinav ülkelerinde görev yaptım. Oralardaki, kişiyi geliştiren, hür, laik yapıdaki vasıfların ve kabiliyetlerin nasıl ilk ve ortaokullardan başlayarak çocuklara aşılandığını ve öğrencilerin nasıl doğru yönlendirildiğini yaşadım, gördüm. Çocuklarım o zamanlarda, o okullarında okudu. Eşim de Türkiye’de öğretmen kökenli olduğu için okullarda sosyal çalışmalarda rol aldı. Bunları gördüğümüz o zamanlarda Türkiye ise milli eğitime yerleştirilen “Amerikalı uzmanlar"la birlikte sistemler üzerinde çalışmakta idi.

 

Sonuç bugün ortada, peki  ne yapmalıyız?

Türkiye bir Müslüman ülkedir. Maalesef bu tip dini yaşamı kabul eden her ülkede olduğu gibi, dinin yorum değişimlerinden ve gerçek Müslümanlığın cemaat ve tarikat yapılanmalarından menfi biçimde etkilenmektedir.

Ayrıca dinimizin "ARAPÇA" dilinde etkin olmasının zaaflarından da etkilenerek, eğitimde kesin gerçekleri anlamakta zorlanmaktadır.

Bir diğer önemli parametre ise kalite ve uluslararası değerlendirmelerdir. Dünyada eğitim sisteminin kalitesi sıralamalarında neredeyiz?

Bugün her seviyede ve çok değerli öğretim elemanlarımız var. Ancak hala üniversitelerin yönetim ve gelişimde dünya sıralamasında geri sıralardaki durumumuz ortadadır. Demek ki sistemlerde engelliler arasındayız.

Artık aklımızı başımıza toplayalım, her türlü etkilerden sıyrılalım. Eğitimin kalitesinin Türkiye’nin en muhtaç olduğumuz seviyelere kavuşmasının önemini hepimiz bilelim. Başta yöneticilerimiz ve siyasetçilerimiz olmak üzere. Bilmem anlatabildim mi?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 18 Temmuz 2019 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Ba...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 17 Temmuz 2019 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 16 Temmuz 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Ko...

Günlük Burç Yorumları Aşk 15 Temmuz 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, B...

Yazarlar
Website Security Test