Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Milli birlik ve beraberlik zamanıdır

14.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Doğu Akdeniz’de zengin hidrokarbon rezervlerinin bulunduğu söylenen münhasır ekonomik bölge anlaşmazlığı ile ilgili son gelişmeler endişe verici boyutlara ulaştı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY); Fatih sondaj gemimizin çalışanları ve TPAO ile iş birliği yapan yabancı şirketlerin yöneticileri hakkında tutuklama kararı çıkarması, Rum tarafının (arkasındaki uluslararası destekle) gerginliği tırmandırmaya çalıştığını göstermektedir. ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Palmer’in; bölgede stratejik çıkarlarının olduğunu, ABD’nin ulusal güvenliğini ilgilendirdiğini ifade eden açıklamaları ve ardından; bölgede 10 savaş gemisi, 130 savaş uçağı, 9 bin askeri bulunduğunu belirtmesi çok açık ve küstahça bir askeri tehdit niteliğindedir. Bunlarla birlikte Fransa’nın Kıbrıs’ta üs kurma çalışmaları, AB, Yunanistan, İsrail ve Mısır’ın GKRY’ni desteklemeleri ve Türkiye’ye tepkileri sorunun boyutunu ortaya koymaktadır. Ben bunun bizim açımızdan son yüz yılın en ciddi tehdidi olduğu endişesindeyim.

ABD’nin BOP olarak da bilinen Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika projesi adım adım hayata geçirilmektedir. Bizim de maalesef dönemin başbakanı seviyesinde verdiğimiz destekle; ABD ve müttefikleri önce Kuzey Afrika yönetimlerine, sonra Suriye’ye müdahale ederek Cebelitarık’tan Doğu Akdeniz’e kadar bütün Akdeniz’i kontrolü altına almıştır. Akdeniz’e kıyısı olan Kuzey Afrika ve Avrupa ülkelerine ve bunların ABD ile ilişkilerine baktığımızda durum açık bir şekilde görülmektedir. Doğu Akdeniz krizi ile birlikte; S-400 ve F-35 krizi, ekonomik tablomuz, ABD’nin Suriye’deki tavrıyla artık açık açık desteklediği anlaşılan PKK’nın son zamanlarda artan eylemlerine bakıldığında korkarım bu sefer hedefe ülkemiz konulmuştur. Yunanistan’ın Ege’de karasularımız içindekiler de dahil olmak üzere aidiyeti belli olmayan 18 adet ada, adacık ve kayalığı işgal ederek bazılarını Lozan Anlaşması hilafına silahlandırması da Akdeniz’in askeri açıdan kontrolüne katkı sağlayacak, Marmara ve Ege kıyılarımızdaki donanmamızın önemli bir bölümünü hapsedecek bir uygulamadır. MSB Genel Sekreterliği yapmış değerli devre arkadaşım Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım’ın Ege’de yaklaşan tehdidi anlatmak için yıllardır gösterdiği çabanın ötesindeki haykırışlarına rağmen konuya gereken önemin verilmemesini anlamak mümkün değildir.

Bizim son 15 yıldaki durumumuza bakarsak; ABD’nin güdümündeki FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetlerinin en seçkin personeline karşı yürüttüğü, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız başta olmak üzere bütün askeri kadrolarımızı hedef alan ve ancak 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminden sonra farkına varıldığı söylenen Balyoz, Ergenekon, Poyrazköy, Askeri Casusluk v.b. kumpaslar TSK’ya büyük zarar vermiştir. Oluşan boşluktan yararlanan FETÖ, TSK içindeki hücrelerini harekete geçirerek adeta TSK’yı ele geçirmiştir. Askeri vesayetle mücadele gerekçesiyle FETÖ’nün TSK’nın en hassas noktalarına ve Komuta kademesine sızdığı görülememiştir. Ardından etkili bir düzenleme yapılması yerine FETÖ bahane edilerek askeri liselerin tamamen kapatılması ve Harp Okulları sisteminin temelinden değiştirilmesi TSK’nın eğitim sisteminde onarılması yıllar alacak zafiyete neden olmuştur. Son olarak askeralma kanununda yapılması planlanan değişiklikler durumu daha da zora sokmuştur. Pek çoğumuz üzerinde durulmadığı için farkında değiliz ama Bülent Arınç’a suikast bahanesiyle ortaya konan, kozmik oda operasyonu olarak adlandırılan kumpasın ardından ülkemizin seferberlik sistemi de onarılmaz bir yara almıştır. Bunların sonucunda, konuyla ilgili bütün değerlendirmelerimde ifade ettiğim gibi; Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi projesi içinde hedefe konulan ülkemiz, her türlü telkin ve müdahaleye açık hale getirilmiştir. Bir ülkenin; yaklaşan böyle bir tehdidi görememesi, gereken tedbirleri zamanında alamaması, art arda ortaya koyduğu uygulamalarla silahlı kuvvetlerini kendi eliyle pasifleştirmesi anlaşılabilir bir şey değildir. Bu durumda Doğu Akdeniz’deki gerginliği askeri tedbirlerle lehimize çevirmemiz oldukça zor görünmektedir. Buna rağmen Ulu Önder Atatürk’ün verdiği mücadeleyi düşündüğümüzde durumun çok da vahim olmadığı görülmektedir. Tek sıkıntımız; milletimizin art arda yaşanan seçim süreçlerinde siyasi çıkarlar uğruna alabildiğince kutuplaştırılmasıdır. Zaman milli birlik ve beraberliği vakit geçirmeden yeniden tesis etme zamanıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 15 Ekim 2019 Salı. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 14 Ekim 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar.

Emekli Albay Soner Aydın Barış Pınarı Harekatı'nı değerlendirdi.

Günlük Burç Yorumları Aşk 13 Ekim 2019 Pazar. Astrolojide tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test