Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Cehennemi görmeye kılavuz istemez!..

14.6.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yetti artık, yetti. Bir zamanlar, "Öğle namazını Şam'da Emevi Camiinde kılacağız" diye işe başladık; bugün "o camide namaz kılmak bir yana" ne hâle geldik, ortada!..

Türkiye, Suriyelilerin istilasına uğradı.

Suriyeliler, her camimizde namaz kılıyor!..

Suriyeciler, plajlarımızda don - atlet denize girmekte kalmıyor, "göz banyoları" ile kızlarımızı, kadınlarımızı rahatsız ediyor. Laf atmaların bini bir para!..

Kilis başta, çok ilimizde "bir Türk'e karşı iki Suriyeli var" hesapları yapılmaya başladı.

Eylül'de Dedem Müftü Muharrem Efendi'nin mezarının olduğu Kilis'teydim. Bir köşe dükkanın önünde oturan adama adres sorduk. İçeriye "Arapça" bağırdı.

Ortaokul yaşlarında bir çocuk geldi; yarım yamalak Türkçe ile babasının tercümanlığını yaptı; o adresi bilmediklerini "o tercümede zar zor öğrenebildik" ve ayrıldık. Ülkenin çok yeri bu hale gelmişti, gelmeyenler de geliyordu; zira, "Dini bayramlarda ülkelerine gidip oradaki aileleriyle bayramlaşan Suriyeliler, Türk askeri "onları kurtarmak için" Suriye'de savaşır ve şehit olurken, Türkiye'ye dönüyorlardı.

Neden mi; Türkiye'de kolaylıkla iş sahibi oluyor, çete kuruyor, okuyor, kavga ediyor, adam öldürüyor, kadınlarımıza, çocuklarımıza tacizde bulunuyor, devletten yardım alıyor, "Oh ne rahat / Türkiye'deki hayat" şarkısını söyleyerek yaşıyor, zaman zaman da gettolarından çıkarak, Türk mahallerine saldıracak kadar birilerinden "cesaret" alıyorlardı!...

Bugün, Türkiye'de yaşayan 4.5 milyon Suriyeli her yıl, 300 bin "bebek" imal ediyor; yarınlarda "neler olacağını" tahmin etmek de zor değil; çünkü, sorun, "Müslüman kardeşlerimize yardım ediyoruz" sınırını çoktan aştı!..

Ve de, "anlayana sivrisinek saz" bile çok gelecekken, "anlamayana ülkedeki bütün davul zurnaların az geldiği" ortaya çıktı!..

Durumu hâlâ anlamamakta direnenler varsa, sosyal medyada, "Esenyurt'ta yere düşürülmüş bir Türk gencinin, elleri sopalı onca "Müslüman kardeşleri (!)" Suriyeli tarafından nasıl linç edilme ile karşı karşıya kaldığının videosunu seyredebilirler; olur mu böyle insanlık?..

 

Günaydın Bahçeli!..

"Uyumadığınızı" biliyorum, ama "Türk Milliyetçilerinin önemli bir bölümünü uyutmak için" elinizden geleni ardınıza koymadığınızı da herkes görüyor!.. Ne var ki, "artık" iş dayanılmaz hâle geldi, "çatlayan testi" su tutmaz oldu; "uyutulan taban" iyice uyandı ve Siz, "birdenbire" isyan ediverdiniz!..

Eee, hani "daha birkaç gün önce" çıkıp da "Bebek katili Öcalan'ın avukatları ile görüşmesi" konusunda "olumlu fetva veren" siz değil miydiniz?.. Bu fetvanın ve sonraki gelişmelerin "İstanbul Seçimi'nde Cumhur İttifakı'nın adayı olan Binali Yıldırım'a Kürt oylarını getireceğini" düşünmüyor muydunuz?..

Ehhh, "Milliyetçilerin Lideri" öyle yaparsa, "Aday" gidip Diyarbakır'da "Laziztan / Kürdistan nutukları" atmaz mı?..

Bu nasıl bir "Milliyetçilik Liderliğidir" ki; "3 gün sonra atılacak adımları" bile hesaplayamaz, göremez, hissedemez; vah ola, vahlar ola!..

Neymiş; "Binali Yıldırım / Ekrem İmamoğlu TV karşılaşmasını izlemeyecekmişsiniz!.."

Bilmiyorum, o güne kadar daha uzun bir zaman var; "seyretmenizi isteyenler" çıkabilir; kararınızı değiştirebilirsiniz; ama değiştirmezseniz bile, çok açık ki "Atı alan Üsküdar'ı çoktan geçti…"

 

Mümkün mü unutmak Nihatım, neydi o akşam!..

 

Eh, sevgili kardeşim Nihat Demirkol'dan esinlendiğim bu başlıktan sonra devam edelim; "Mümkün mü unutmak güzelim, neydi o akşam / Rüya gibi, hülya gibi, bir şeydi o akşam/ İçtik kanarak bir ezeli meydi o akşam / Rüya gibi, hülya gibi bir şeydi o akşam!"

Rakım Elkutlu'nun "nihavent" bestesinden "bir küçük değişiklik ile" aldığım dörtlük, tam da 33'üncü Uluslararası İzmir Festivali'nin Kemeraltı Kızlarağası Hanı'nda icra edilen "Soprano / Bas / Allaturca" gecesini anlatır gibiydi. Zaten o gecenin konserinde de, "Erkutlu'nun bu unutulmaz bestesi" icra edildi.

Piyanist Nihat Demirkol / Soprano Oya Ergün / Bas Alparslan Mater üçlüsü o gece Tarihi Han'ın ortasındaki bahçeyi dolduran sanatseverlere "güfte ve besteleri Dede Efendilerden, Münir Nurettinlerden, Yahya Kemallere, Nazım Hikmetlere, bugün Nihat Demirkollardan, Ünal Ersözlülere kadar uzanan" Türk Sanat Müziği'nin unutulmaz eserleriyle bezenmiş bir konser verdiler...

Türk Sanat Müziği aşığı eşimle beraber oradaydım. İzmir'in yeni Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de Eşi ile beraber oradaydı.  Ve O'nu, "büyük bir sürpriz" bekliyordu; Nihat Demirkol, Tunç Soyer için "Seferihisar Belediye başkanı iken" bir şiir / beste notalamıştı; "Lavanta!.."

Lavanta, o gece "ilk defa" icra edildi ve de "notaların ilk yazılımı" da Başkan'a hediye edildi. O yazılım, şimdi, siz bu satırları okurken, "çerçevelenmiş olarak" Tunç Soyer'in başkanlık odasının duvarlarında asılı duruyor!..

Teşekkürler, Nihat kardeşim, teşekkürler Oya Ergün, teşekkürler Alparslan Mater, teşekkürler İLKSEV ve İzmir Festivali'nin kurucuları ve de destekleyicileri, teşekkürler "o geceye emek verenler"; teşekkürler!..

 

Okuyucu Soruları

Saldırı alçakça da, ya başı ve sonu?..

Okuyucum soruyor; "İdlip'te Türk Gözlem noktasına alçakça saldırı' olmuş, askerlerimiz yaralanmış. Saldırıyı Suriye Ordusu yapmış. İdlip 'Suriye'nin kenti' değil mi; evet. Türkiye'nin orada 'Gözlem Noktası kurma kararını' kim vermiş; Birleşmiş Milletler mi? Bildiğim kadarı ile hayır. Peki, Türkiye, Suriye'nin meşru rejimi ile 'bu gözlem noktaları için' anlaşmış mı, hayır!.. Buradaki durumu bir türlü anlayamıyorum, siz anlatabilir misiniz?..

Cevabımdır; Okuyucuma bu sorunun cevabını anlatmam mümkün değil, çünkü bu konuda benim de kafam karma karışık. Dahası, Dışişleri Bakanlığı'nda 'bakan da dahil' bu konuyu 'tam olarak' anlayacak ve anlatacak birinin olduğunu da sanmıyorum; çünkü işin içinde ABD de var, Rusya da var, İran da var. Suriye ve İran tamamen Suriye Rejimini destekliyor. ABD de bizim 'terörist' dediğimiz YPG / PYD cenahını; Irak'tan sonra Suriye'de de bir 'Kürdistan Bölgesi' kurdurdu. Rusya da bu cepheye sempati ile bakıyor. Türkiye ise, medyası aracılığıyla 'Alçakça' saldırıya tepki gösteriyor, kınıyor. Tablo bu; bilmem ki, durumu anlayabildin mi, sevgili okurum?.."

 

Sözün Özü

Ekrem İmamoğlu seçimi kaybederse "kim kaybettirmiş" olacak; Devlet / Bakınız; Ordu Valisi. Ekrem İmamoğlu seçimi kazanırsa "kim kazandırmış" olacak; Sandık / Bakınız; Millet!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test