Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı: Askerlikte Cumhurbaşkanına verilen yetkiler düşünülmeli!..

31.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci Mehmet Ali Kışlalı, GÖZLEM’in ''yeni askerlik sistemi yasa tasarısı'' başta, ülke gündeminde olan konularıyla ilgili sorularını cevaplandırdı, işte görüşleri…

GÖZLEM– Türk Basınında uzun yıllar Türk Silahlı Kuvvetleri konusunda “uzman gazeteci / yazar olarak” görev yaptınız. Bu bakımdan “yeni askerlik sisteminin getirdiği” değişikliklerle ilgili görüşlerinizi almak isteriz. Mecliste görüşülmesi, Bayram sonrasına bırakılan yeni tasarı kanunlaştığında “Asker adaylarına bedelli askerlik / 6 ay zorunlu askerlik / 6 ay zorunlu askerlik + 6 ay ücretli askerlik / 6 ay zorunlu askerlik + 6 ay ücretli askerlik + profesyonel askerliğe geçiş” olmak üzere çok alternatif sunuluyor” ve tüm askerlik tiplerinde de “1 aylık temel askerlik eğitimi” zorunlu olacak. Bu sistemle ilgili görüşünüz?

Bence sivillerin Türkiye'de askerlik hizmeti yapmaları yararlı bir faaliyet. Çünkü belki o güne kadar şu veya bu şekilde disipline olmamış, pek çok konuda eğitim görmemiş, görgüsü kısıtlı olan büyük kitleler ilk defa Cumhuriyet'in ilke ve esaslarıyla, her şeyden önce iyi bir yurttaş olma özellikleriyle bu askerlik ocağında karşı karşıya geliyor. Daha üst kesimlerden gelenler ise Türkiye'nin sadece kendilerinden oluşmadığını anlıyor, Türk insanını geniş bir yelpaze içinde tanıyor. Değişik katmanlar arasında bir yakınlaşma hedef ve ilke birliği oluşuyor. Türk insanının gerçek anlamda bir yurttaş olmasına çok ciddi belki de en önemli katkıda bulunan bir müessese. Şimdi bu sistemin en az 1 aya indirilip, kısmen de bedelli hale dönüştürülmesi gündemde. Bu bir aylık süre, yukarıda bahsettiğim katkıların sağlanması açısından ne derecede etkili olabilir? Bu kişisine göre değişir. Kimine fayda sağlar, kimi için bir faydası olmaz. Bu yeni sistem imkanı olan, parası olan insanlara bir takım olanaklar sağlıyor, seçenekler sunuyor. Öte yandan parası yoksa askerliğini yapacak ama sonuçta bu askerlik "parası yoksa ölecek" askerliği gibi de olmayacak.

GÖZLEM– Yeni kanun Cumhurbaşkanına “önemli yetkiler” veriyor. Askerlik süresini yarıya indirme / iki katına çıkarma / 20 yaş olan askerlik çağının 5 yıl uzatılıp kısaltılabilmesi / Bedelli ücretinin arttırılıp, azaltılması gibi… Bu yetkileri nasıl yorumluyorsunuz?

Bunun tabii Parlamento'da tartışılıp da karar verilmesi başka, tabii hiç kimseye sormadan kendi başına karar vermesi başka. Bu sonuçta Cumhurbaşkanının yetkilerini, etkisini arttıran, çok da demokratik olmayan bir yetkiler topluluğu. Sonuçta burada işin demokratik tarafı pek de dikkate alınmıyor, sadece Cumhurbaşkanının isteyeceği bir şekilde, dönemden döneme farklılık içerecek ve haksızlık yaratabilecek bazı uygulamaların önü açılıyor.

GÖZLEM– Cumhurbaşkanına verilen haklar ve yetkiler arasında bir tanesi var ki, çok eleştiriliyor ve hatta “Cumhurbaşkanı kendi ordusunu mu kuruyor” tartışmaları yapılıyor. Yasanın 45’inci maddesinin ikinci fıkrasında “Barışta, olağanüstü hal veya seferberlik hallerinde veya savaşta, askerliğini henüz yapmadan, Cumhurbaşkanınca gerekli görülen sahalarda özel olarak görevlendirilen gönüllüler, Cumhurbaşkanınca belirlenen şartlara uydukları takdirde askerlik hizmetinden muaf tutulur” hükmü yer alıyor.

Bu çok ucu açık, sakıncalı bir şekilde kullanılabilecek, alışılmamış bir yetki. Şunu dese; "Askerliği şu niteliğe sahip insanlar şu şekilde yapacak" dese, ya da "askerlik yapılacak ama askerliği yapacaklardan hangileri hangi alanda yapacak, buna Cumhurbaşkanı istediğinde karar verecek" dense, bir derece. Ama burada tamamen Cumhurbaşkanının yetkisine bırakılmış, neye göre karar vereceğinin esasları çizilmemiş, Cumhurbaşkanınca gerekli görülen sahaların neler olacağı önceden belirlenmemiş, özel olarak ne yapacakları belli olmadan görevlendirilmiş bir gönüllü topluluğu olmasına dönük düzenlemenin çok aşırı olduğu aşikar.

GÖZLEM– Bu madde ile ilgili olarak Cumhuriyet Gazetesi’ne bir açıklama yapan emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, "Bu maddeyi iyi niyetli yorumlayamayız. Savaş haliyle sınırlı bırakılsaydı saygı duyarım. Ama ne iş yaptığı belli olmayan kişilerin bir kişinin kararıyla askerlikten muaf tutulması kabul edilemez. Demokratik bir ülkenin böyle bir yasası olamaz. Sadece savaş şartları için böyle bir hüküm konulabilir. Fakat normal zamanları da kapsayan böyle bir yasa olmaz, olmamalı. Çok yanlış ve tehlikeli bir madde" diyor. Sizin görüşünüz?

Zaten benim verdiğim cevapta da söylediğim buydu. Ne yapacağı, hangi alanda yapacağı, nasıl yapacağı belli olmayan bazı 'gönüllü'leri ayırıp bir güç oluşturuyorsunuz. Kendi kurallarına, isteklerine göre bir ordu kuruyor. Herkese bu çerçevede bir görev verme yetkisi tanıyor.

GÖZLEM– Tam askerlik sistemi değiştirilirken, “bir başka tesadüfü de beraber yaşadığımız” iddiaları ortaya atıldı; “Seçim önceleri, Kuzey Irak ya da Kuzey Suriye’de yoğunluklu operasyonları yapılıyor. Bu defa, Kuzey Irak’taki PKK yuvalarına karşı yapılan hava operasyonlarına kara güçleri de katıldı ve gene ‘şehit haberleri’ geldi” deniliyor; görüşünüz?

Böyle bir iddiada bulunursanız, bulunabilecek bir alt yapı var. Ama durum hakikaten askeri bakımından böyle bir operasyonu gerekli kılıyor muydu? Bu operasyon şimdi mi yapılmalıydı? Yapılmasa ne olurdu? Niye bu zamana kadar beklendi? Bunları konuya hakim veya konunun uzmanı çoğunluğu asker olanlara sormak lazım.

GÖZLEM– Açıklanan Avrupa Birliği Genişleme Raporu’nda “gene” Türkiye’ye dönük “sert eleştiriler ve ifadeler” ile “Üyelik müzakerelerinin durma noktasında olduğu ve yeni fasılların açılmayacağı” yer aldı. “31 Mart Yerel Seçimlerinde Türkiye’nin güneydoğusunda bulunan dört belediyede, belediye başkanlıklarını kazananların, adaylıklarının onaylanmasına rağmen başkanlıklarının onaylanmamasına ve İstanbul’da Büyükşehir Belediye seçimlerinin yenilenmesine” değinilen raporda, “bu iki olayın Türkiye’deki seçim sürecinin siyasi baskılardan bağımsız olmadığı yönündeki kaygıları artırdığı” dile getirildi ve “Türkiye, Avrupa Birliği’nden uzaklaşıyor ve yeni fasıl açılmamasına ilişkin sebepler değişmiyor” denildi. Kararı nasıl yorumluyorsunuz?

Bu durum, Türkiye'nin AB'ye alınmasını istemeyenlerin eline açık bir koz veriyor. Mevcut kaygılar ve sıkıntıların üzerine seçimlerle ilgili gelişmeler, Türkiye – Avrupa ilişkilerindeki endişeleri arttırdı. Bu durum, Cumhurbaşkanı'nı ve hükümetini etkiler mi? Bir şekilde muhakkak etkileyeceğini düşünüyorum.

GÖZLEM–   Geçen hafta yapılan Avrupa Parlamentosu seçimleri de, Türkiye – Avrupa ilişkilerindeki karamsar havayı daha da arttırdı. Seçimlerde “Merkez / Merkez sağ ve sol bloklar” büyük kayba uğradı. Hristiyan Demokratlar, Sosyalistler, Sosyal Demokratlar gerilerken, “göçmen karşıtı”, Türkiye’ye “sempati ile bakmayan” Yeşiller, Liberaller ve “Aşırı Sağ Milliyetçi” Partiler, önemli kazançlar elde ettiler. Ne diyorsunuz?

Tüm dünyada, ekonomik eşitsizliğin yayılması ve kaynakların az sayıdaki güçler tarafından kullanılması nedeniyle radikalleşmeye dönük eğilimler hissedilmeye başlandı. Ben bu gelişmeleri bu kapsamda değerlendiriyorum. Ana akım politikalar mevcut sorunlara çözüm olamayınca veya bu sorunların kaynağı olunca, mevcut durumdan olumsuz etkilenen büyük kitleler radikal, yerine göre popülist akımlara destek vermeye, yönelmeye başlıyor.

GÖZLEM– İsveç Göteborg Üniversitesi’nin her yıl açıkladığı demokrasi endeksinde “seçimli otokrasi” rejimleri arasında yer verilen Türkiye, 179 ülke arasında 142’nci sıraya kondu. “Oy hakkı, adil seçimler, toplanma özgürlüğü, ifade özgürlüğü, kanun önünde eşitlik, yürütme üzerinde yasama ve yargının denetimi” gibi kriterler değerlendirilerek yapılan endekste, ülkelere 0 ile 1 arasında puan veriliyor. Bu kriterlere göre yapılan hesaplamayla 0.867 puan alan Norveç, demokrasi endeksinin en tepesinde bulunuyor. Bu ülkeyi İsveç, Danimarka, Estonya ve İsviçre takip ediyor. Endeksin son sırasında ise 0.013 puanla Kuzey Kore var. Onun önünde Eritre, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Suriye bulunuyor. Türkiye, 0.131 puanla demokrasi endeksinin 142’nci sırasında yer aldı. Ukrayna, Afganistan, Irak, Pakistan Türkiye’den daha üst sırada.

Bunu çok fazla düşünmeye, yorumlamaya gerek var mı? Dünyada “Türkiye'nin demokratik olmadığını” düşünen çok büyük bir kitle var.

GÖZLEM– Raporda rejim tipleri, demokrasi endeksinde aldıkları puana göre ‘liberal demokrasi,’ ‘seçimli demokrasi,’ ‘seçimli otokrasi’ ve ‘kapalı otokrasi’ olmak üzere dörde ayrılırken, 179 ülkenin 99’u ‘demokrasi,’ 80’i ise ‘otokrasi’ kategorisinde bulunuyor. Türkiye’de son 10 yılda demokraside aşamalı bir ‘erozyon’ yaşandığı belirtilen raporda “15 yıllık popülist yönetimin sonucunda otokratlaşma, demokrasinin bütün yönlerinde geriye gidişe sebep oldu. Son 10 yılda Türkiye’nin demokrasi endeksi puanı, yüzde 35 oranında düştü. Erdoğan’ın medya ve sivil toplum üzerindeki baskısı hukukun üstünlüğüne zarar verdi” denildi. Görüşünüz?

Doğrudan böyle bir eleştiriyi,  bu tespitleri ve tespitlerdeki rakamsal değerleri daha ayrıntılı incelemek gerektiği düşüncesindeyim. Ama genel olarak Türkiye'de demokrasinin geriye gittiği, biraz objektif olan herkes tarafından ifade edilmese de biliniyor.

GÖZLEM– Ülkenin dört bir yanında “laik bir hukuk devletine ters düşen” olaylar cereyan etmeye devam ediyor; “Kadın avukatın eteğini kısa bularak ölçtürmeye kalkan hakimler / İstanbul Borsası okulunda, ‘astım hastası” öğrenciyi, “oruç tutmadığı için” okuldan atan ve “Oruç tutmayan Müslüman değildir” diye bağıran Din Dersi öğretmenleri” çıkıyor. Görüşünüz?

Türkiye'de ne düzgün ki, laiklikle ilgili olaylar da olması gerektiği gibi olsun. Türkiye'de her türlü eğilim, oluşum var. Her eğilim kendi imkanlarınca sesini çıkartmaya çalışıyor. Ama son dönemlerde dinci kesimlerin çok daha rahat hareket ettiği, sesini çok daha fazla çıkarttığı bir gerçek.

GÖZLEM– CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ve beraberindeki CHP’lilere saldırı ile başlayan süreç, “gazetecilere saldırılar” ile devam ediyor. Son defa da Sabahattin Önkibar evinin önünde dövüldü ve 10 günlük rapor aldı. Ne var ki, “Saldırganlar”, mahkemeler tarafından “adli kontrol” şartı ile serbest bırakıldı. “Seçim öncesi sürecinde “siyasetçileri ve gazetecileri korku tünelinde hapsetmeyi hedefleyen” bu saldırıların suçlularının serbest bırakılmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?

Genel olarak söylüyorum, her türlü suçu işlediği için adli kovuşturma geçirenler için eğer kaçmayacağından eminsen, tutuksuz olarak yargılamasını yap. Oradaki hakimin kararına göre demokratik olarak işlemesi gereken sistem bu. Ancak işin bir de arka yüzü var: Eğer bu saldırılar AKP'lilere veya onların düşüncesinde olanlara yapılsaydı hakimlerin tutumu ne olurdu? Onları da bırakırlar mıydı? Bu suçluların bırakılması yeni saldırılara dönük bir mesaj vermez mi? Hakimler genel siyasi havaya göre hareket ediyorsa, yargı bağımsız değildir. Onu da eleştiriyoruz. Yargı kimin etkisi altındaysa, o yönde insanların hakkı yeniyor.

GÖZLEM– İstanbul’da “yenileme seçimi süreci” için ne düşünüyorsunuz; sizce bu süreçte hangi aday daha başarılı görünüyor?

İktidarın devleti tamamen arkasına almış olmasına ve bu yönde çıkan kararlara karşı, yarışta Ekrem İmamoğlu önde gibi gözüküyor.

GÖZLEM– Cumhur İttifakı’nın adayı Binali Yıldırım; YSK’nın “iptal kararında ‘Oy çalınmasını gerekçe göstermediği” ile ilgili sorulara cevap olarak “Çaldılar sözünü kendimi ifade etmek için söyledim. Halk sesimi duysun diye. Hukuki olarak kullanmadım” dedi. Haftalardır, “Yandaş basının ‘Oy hırsızları’ diye attığı manşetlerin altının boş olduğunu” ortaya koyan bu itiraf konusunda ne diyorsunuz?..

Niyeti ne olursa olsun, bu atfettiği iddia çok ağır bir iddia. Bunu yapmış olmak, kendisine ciddi sorumluluk yüklüyor.

GÖZLEM– Sosyal medyadan da taşarak, iktidarı destekleyen gazetelerin manşetlerine tırmanan “Ekrem İmamoğlu ile ilgili ‘montaj’ iddialar için” görüşünüz? Açıkça “yalan oldukları” ortaya konulan görüntü, haber ve videolar, siyasete “iftira çirkinliğini” de karıştırdı. “İftira, İslam’ın en büyük günahlarından biridir, ‘oy için’ mubah olabilir mi?

Bu türlü haberler özellikle cahil kesimi etkilemeye dönük olduğu anlaşılıyor. Bu demokrasiye uygun değil. İddialar mümkün olduğu kadar tutarlı olmalı. Öte yandan bu tür iftiraların, AKP taraftarı bazı kesimlerde de büyük tepkiyle karşılandığının görülmesi, bu iddiaların AKP'nin de aleyhine işlediğini gösteriyor. Ne kadar aleyhine işlediğini seçim sonuçları gösterecektir.

GÖZLEM– Galatasaray şampiyon oldu; “Hakemler yaptı” iddiaları var. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç “kurgulanmış lig” dedi. “Yeni Futbol Federasyonu Başkan adayı” Nihat Özdemir ise “kurgulanmış lig” iddiasını reddetti. Görüşünüz?

Ali Koç iddiasını Galatasaray'ın şampiyonluğu öncesi bir dönem için söyleseydi belki anlamlı olabilirdi. Öte yandan bugünün Türkiye'sinde pek çok konuda kurgu, algı yönetimi gibi araçların çokça kullanıldığı bir gerçek. Bunun sporda da kullanılıyor olabileceği düşünülebilir. Ama sonuçları itibarıyla, puanlaması, kuralları itibarıyla spor, kurguya alet edilmesi çok daha zor bir alan.

GÖZLEM– “Uzun yıllar sporculuk, hocalık” yaptınız, spor yazdınız; Nihat Özdemir’in başkanlığı konusunda ne diyorsunuz; futbolumuzda “müzmin hâle gelmiş” önemli sorunlar var; kulüpler batakta, çözebilecek mi?

Zor. Çok zor bir görev. Ama spor yönetiminin yıllarca içinde olmuş bir işadamı olarak bu güne kadarki başarısı ve elinde tuttuğu imkanlarla; bu sorunların, zorlukların üstesinden gelebilir mi? Bence zor, kolay değil. Devletin bütün imkanları elinde olan, istediği gibi hareket edebilen Cumhurbaşkanı yapamıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 17 Ağustos 2019 Cumartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğl...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 16 Ağustos 2019 Cuma. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, K...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 15 Ağustos 2019 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğla...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 14 Ağustos 2019 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğla...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 13 Ağustos 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, K...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 12 Ağustos 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğl...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 11 Ağustos 2019 Pazar. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, ...

Yazarlar
Website Security Test