Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Utanıyorum, o hâlde varım!..

24.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

"Cogito, ergo sum / Düşünüyorum, o hâlde varım" diyordu, "modern felsefenin ve analitik geometrinin babası" René Descartes, tam 400 yıl önce...

Daha sonra "Düşünüyorum, düşüncelerimi özgürce söylüyorum, o hâlde varım" dönemine geçilmiş ve Dünya'ya "demokrasi" gelmişti!..

Bakınız, gazeteciliğe başladığım 1955'lerden beri tanıdığım, izlediğim, yazdığım, eleştirdiğim, ama "hâlâ hayranlıkla aradığım" ama ne yazık ki, "benzerlerini çok az bulabildiğim" siyasetçilerin döneminden bu günlere kalan "son Mohikanlardan" biri ne diyor, bugün hâlâ uğruna savaştığı "demokrasi" için ve de "sonunda" bugünün siyasetçilerine bir de soru soruyor, "ülke ve millet için"; hayati bir soru:

"... Bir parmak yukarısı despotizm, bir parmak aşağısı anarşi olan demokrasi, mevcut idare şekillerinin en iyisidir. Cehaletin iktidarı ile iktidarın cehaletine imkan vermez. Sokrates'in 'Her şey insan için yaratılmıştır' görüşüne tam ve kâmil anlamda zemin hazırlamış olan rejimin adıdır.

En önemli özelliklerinden birisi ve hatta birincisi insana verdiği önemdir. Pür insanı, makamsız, parasız, pulsuz insanı sırf insan olduğu için saygıyla baş tacı eder. Bu anlayış lâfta kalmazsa o ülkede ne söylenecek sözler yutulur, ne gören gözler yumulur ve ne de duyacak kulaklar kapatılır. Birey Allah'ın verdiği akıl ve dil gibi iki muhteşem hazineyle yaşar ve düşünür, araştırır, sorgular ve konuşur. Düşünce suç olmaktan çıktığı gibi, fikirler suçlu damgasını yememiştir. Aksi hâli demokrasinin olmadığıdır. Tarihsel bir doğrudur ki, fikirlerin susturulduğu yerde silahlar konuşur. Oysa devletin birinci dereceden görevi sulh ve sükunu sağlamaktır. Silahlar kınlarından çıkınca, fikirler dudaklarda donar kalırlar. Buna meydan vermemek için demokrasinin bütün icaplarıyla uygulanması gerekmektedir.

Silahlar mı, tebessümler mi? Öfkeler mi, espriler mi? Barışçıl bir sosyal ortam mı, yoksa kavganın dolu dizgin gittiği bir ortam mı hayatı yaşanır hâle getiriyor?"

Bu satırları, Ali Nail Erdem'in son eseri olan "Ülkem ve Anılarım" adlı kitabından aldım.

Ve bugün ülkemin içinde olduğu tabloya bakarak, ülkeyi yöneten ve yönetmeye talip olanlar arasındaki, bütün yurdumu ve insanlarımı etkileyen "çok düşük kaliteli, öfke ve hakaret kalibresi çok yüksek" kavgalara bakarak, dahası Yüksek Seçim Kurulu'nun "başkan dahil 4 asil üyesi tarafından gerekçesi paramparça edilen" ve de "4'ü yedek 7 üye tarafından" alınan "İstanbul Seçimini iptal" kararına bakarak...

Bitmedi; "aklı, bilimi, felsefeyi el ele tutuşturan, düşünmeyi ve düşüncelerini söylemeyi, yazmayı insanlar için hak hâline getiren" Descartes'tan 400 yıl sonra ülkemde "fen ve pozitif bilim dersleri ile ilgili 'çok şüpheli ve tartışmalı' kararların 'orta öğretimde yeni sistem ve de devrim' olarak takdim edilmesine" bakarak ve de bir zamanların Milli Eğitim Bakanı sayın ve sevgili Erdem'e de "yeni kitabındaki herkesin okuması ve ders alması gereken düşünceleri için" teşekkür ederek diyorum ki; "Utanıyorum, o hâlde varım!.."

 

Okurların Soruları

"Yenileme" mi, "Yenilme" mi?

Bir okuyucum soruyor; "Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven son anda hidayete erdi galiba. 3 arkadaşı ile beraber, İstanbul Seçimini iptal eden karara 'hayır' dedi ve kararın altına zehir zemberek bir 'şerh" koydu. Aynı Başkan, birkaç gün önce 'Bu bir yeni seçim değildir, yenileme seçimidir' dememiş miydi?.."

CEVABIMDIR; kanımca ufak bir sürçü lisanı oldu, sayın YSK Başkanı'nın. Aslında "Yenileme seçimi" değil, "Yenilme seçimi" demeliydi!..

 

Sözün Özü

Adalet'in A'sıyla, Yargı'nın Y'siyle "ilgisi olmayan" kararların ve uygulamaların sahibi olan hakimler ve savcılaradır, sözüm; Sizler 21'inci asırda Türkiye'nin "adaletsiz ve de yargısız da yürüyebileceğini ispat etmeye mi çalışıyorsunuz", Allah Aşkına?..

Hiç düşünmüyor musunuz, gün gelecek, eğer "Dünyevi adalet" çarpmamışsa bile, "İlahi adalet çarpacak" sizleri!..

 

 

Farkı fark etmek!..

 

Galatasaray gene inanılmazı başardı ve 22'nci şampiyonluk kupasını da müzesine götürdü; Türkiye Kupası'nı aldıktan 4 gün sonra...

Böylece, "8 değil 18 puan da geride kalsak, biz şampiyon olacağız" diyen Fatih Terim'e inanmayanlar da fena hâlde mahcup oldu!..

"3 Büyükler" denilerek, İstanbul'un 3 büyük kulübünün takımları "eş değer" tutuluyor; doğrudur "3 Büyükler eşittir"; eşittir de...

... Biri, "daha eşittir"; Galatasaray!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test