Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

100’üncü yılın düşündürdükleri

17.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İçinde bulunduğumuz günler, kentimizin ve ülkemizin tarihsel geçmişinin çok önemli bir döneminin izdüşümlerini taşıyor. Bundan tam bir asır önce, 15 Mayıs 1919’da, güzel İzmir’imiz işgal edilmiş ve yurtsever gazeteci Hasan Tahsin tarafından işgale karşı direnişin ilk kıvılcımı çakılmıştı.

Bu olayı takip eden günlerde de, 19 Mayıs 1919’da, Mustafa Kemal Samsun’a çıkarak ulusal kurtuluşun ilk ateşini körüklemişti.

 

100’üncü yılın önemi

Bu ‘tarihi derin’ olayların 100’üncü yıldönümleri, kentimiz, ülkemiz ve halkımız için çok büyük anlamlar taşıyor. Aradan geçen bir asırlık sürenin sonunda, bugün bir muhasebe yapmak, yaşanılan süreci çok yönlü değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz.

Biz İzmirliler için, yapılacak toplumsal muhasebenin birinci ayağını kentimiz ve bölgemiz için yapılacak bir değerlendirme oluşturuyor.

Bilindiği gibi İzmir’in işgal edilmesi ile birlikte ülkemiz için karanlık bir dönem başlamıştı. Biz, işgalin ve işgale karşı başlayan direnişin100’üncü yılında, İzmir’in yerel ve toplumsal dinamiklerinin, bir durum değerlendirmesi yaparak ve geçmişin acılarından dersler çıkararak; İzmir’in önüne bir ‘barış ve demokrasi kenti’ vizyonu koymasının gereğine inanıyoruz.

Ulusal kurtuluşun ve kuruluşun kenti İzmir, günümüzde artık barışın, demokrasinin ve hoşgörünün de kentidir…

 

İşgalden kurtuluşa

100’üncü yılda, ülke ölçeğinde yapılacak muhasebenin temelini de, elbette ulusal kurtuluş mücadelesinin başlamasından bir asır sonra, ülkemizin ve halkımızın bugün içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal durum oluşturuyor.

Bir asır önce bin bir yokluk ve yoksulluk içinde, ülkenin işgaline karşı durabilmeyi ve Mustafa Kemal’in önderliğinde ulusal kurtuluş mücadelesini örgütlemeyi başarmış olan bu halkın yurtseverliği unutulmaz ve unutturulamaz.

Günümüzde de ulus olarak derin bir ekonomik ve siyasal kriz yaşıyoruz. Bir asır önce ulusal bağımsızlığına titizlikle sahip çıkan halkımız, şimdilerde ekonomide, siyasette ve dış politikada yaşanan açmazların da üstesinden gelmeyi bilecektir.

 

Kurtuluştan kuruluşa

Milli mücadelenin ve ulusal kurtuluş savaşımızın bir destan olduğu gibi, kurtuluştan cumhuriyetin kuruluşuna uzanan süreç de bir başka önemli destandır.

Zorlu bir mücadeleyle ulusal kurtuluşu ve bağımsızlığı kazanan halkımız, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yeni cumhuriyeti kurmuş, adım adım adeta yoktan yeni bir ülke var etmiştir. Tarihsel, siyasal ve toplumsal açıdan bu gelişme çok önemlidir.

Ulusal kurtuluş mücadelesinin 100’üncü yılında, Mustafa Kemal Atatürk’ün ekonomi ve siyaset alanındaki yaklaşımlarının günümüze de ışık tuttuğunu düşünüyoruz. İsterseniz gelin birlikte hatırlayalım bu özlü yaklaşımları: “Ekonomisi zayıf bir ulus, yoksulluktan ve düşkünlükten kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, kalkınma ve mutluluğa kavuşamaz; toplumsal ve siyasal yıkımlardan kaçamaz. Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir. Tam bağımsızlık, ancak mali bağımsızlık ile mümkündür. Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan yoksun olunca, o devletin bütün hayat ışıklarında bağımsızlık felç olur. Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner.”

 

100’üncü yıl ve CHP’nin misyonu, görevi

Günümüzde ülke yönetimine egemen olan siyasal kadroların yanlış politikaları sonucu; ekonomide, siyasette ve dış politikada bin bir sorunla karşı karşıya kalan ülkemiz ve halkımız için;100’üncü yıl önemli bir dönüm noktasıdır. Ulusal kurtuluşun 100’üncü yılı, tarihsel süreçte yeni bir silkinme dönemi olmalıdır. Cumhuriyet, ulusal bağımsızlık ve çağdaş demokratik bir düzen için yeniden ayağa kalkılmalıdır. Bizce bu yaklaşım, ilerici, yurtsever ve demokratik çevreler tarafından, 100’üncü yılda ülkemizin ve halkımızın önüne konulması gereken yeni yol haritasıdır.

100’üncü yılda, halkın egemenliğini öne çıkaran ve ondan güç alan böylesi bir yol haritasını oluşturup ülke ölçeğinde örgütleyecek ve bütün bu çevreleri toparlayacak olan ana gövde, ülkenin ve cumhuriyetin kurucu partisi CHP’dir. Cumhuriyetin temel değerleri ve demokrasinin evrensel ilkeleri doğrultusunda, en geniş birlikteliği oluşturup harekete geçirebilecek temel güç, burada odaklanmalı ve kök salmalıdır. Önümüzdeki 23 Haziran İstanbul seçimi de bunun can suyu olmalıdır.

Günümüz koşullarında, 31 Mart seçiminin sonuçlarının da gösterdiği gibi, CHP ve demokrasi güçleri, böylesi tarihsel bir görevle karşı karşıyadır. Bu aynı zamanda, 100’üncü yıla karşı da tarihsel bir sorumluluktur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test