Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İbni Haldun / AK Parti ve BEKA Sorunu kıskacı!..

3.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

 

"Devletin istikrarı ve bekası, adaletin tesisine ve insanların zulüm ve baskılarla mezellete (zillete) düşürülmemelerine bağlıdır. Bir devletin yıkılacağının en açık delili, siyasi otoriteyi elinde tutan insanların çıkar peşinde koşmaya başlamaları, devlet harcamalarını israf derecesinde artırmaları, insanlara zulmetmeleri, kısacası adaletle hükmetmemeleridir."

"Seçim öncesinde" ve Cumhur İttifakı liderlerinin, TV ekranlarında, miting meydanlarında, gazete manşetlerinde tekrar tekrar tekrar tekrar vurguladıkları "BEKA" sözcüğünün "oy verecek milyonların beyinlerinde yarattığı algının sonuçlarının merakla beklendiği ve tartışıldığı günlerden birinde" sevgili hocam Prof. Dr. Fevzi Demir'den aldığım nottu; yazımın girişindeki 2 cümle!..

14'üncü yüzyılda Ebu Zeyd Abdurrahman bin Muhammed bin Haldun el Hadrani tarafından yazılmış bir söz.

Kimdi, bu "uzun isimli" adam; İslam aydınlanmasının dünyaya ışık saçtığı süreçte, Farabilerle, İbni Sinalarla, İbni Rüştlerle, Ömer Hayyamlarla, Harezmilerle, Birunilerle, Kindilerle ve daha niceleri ile beraber "aydınlanmaya imza atan" "dev" bir düşünürdü; İbni Haldun!..

"Osmanlı'nın tarih anlayışını da etkileyen" ve ansiklopedilerin "modern historiyografinin (Tarih yazılımı), sosyolojinin ve iktisadın öncülerinden kabul edilen Tunuslu düşünür, tarihçi ve devlet adamı" olarak vasıflandırdıkları İbni Haldun (D.1332 / Ö. 1406)!..

Fevzi Hocam, "kaynağını da" not etmişti; İbn Haldun, Parola Yayınları, Şubat 2019, S.64)

"Seçim öncesinin gerilimli günleri geçti"; artık "Beka sorunu var, Cumhur İttifakı kazanmalıdır" sloganının yaratıcısı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye "modern tarih yazılımının öncülerinden, Osmanlı'nın tarih anlayışını bile etkileyen" tarihçi, sosyolog, devlet adamı, düşünür İbni Haldun'un sözleri üzerinden, bazı soruları sorma zamanı geldi.

2000'li yılların başında "Ecevit Koalisyonunda hem de MHP Mecliste 2'nci parti durumunda iken ve Başbakan Yardımcılığı koltuğunda oturuyorken" Türkiye'nin "Beka sorunu" var mı idi?..

Varsa "neden" gizlediniz; "payınız olduğu için" mi; elbette "hayır"; zira o süreçte "Türkiye'nin Beka Sorunu yoktu!.."

Ama siz koalisyonu bozdunuz, "erken seçim" dediniz ve erken seçim yapıldı; AK Parti "tek başına" iktidara geldi ve bugüne kadar da ülkeyi yönetiyor!..

Ve siz "31 Mart seçim takvimi işlemeye başladığı günlerde" birdenbire "Türkiye'nin beka sorunu vardır" diye ortaya çıktınız ve "bu sloganı, Cumhur İttifakı'nın büyük ortağı olan AKP'ye de kabul ettirdiniz!.."

AK Partililer, hiç düşünmediler" ki; Ülkenin "2019 yılının başında, 2003'te olmayan Beka sorunu varsa", bu sorunun sorumlusu kimdir; "hangi partidir?"

Elbette "Hafıza - i beşer nisyan ile maluldür" ama, "17 yıl da "unutmak için" çok kısa bir süredir ve sandıktan çıkan sonuç da "seçmenin unutmadığını" göstermiş; "Beka Sorunu" sloganı sandıkta "AKP'ye büyük oranda oy kaybettirmiştir!.."

Zira, "Türkiye'nin beka sorusu olduğuna" AKP'li seçmenlerin çoğunluğu bile inanmamıştır ve bilinmektedir ki, "Türkiye Cumhuriyeti'nin 'Beka sorunu' yoktur" ve olmayacaktır da!..

Siz ise, "Atatürk'ün doğum yılını bile istismar ederek", çıkıp "oy oranımız yüzde 18.81'dir" diyecek bir sonucu sahiplenip, "seçimin en kârlı partisinin lideri olmak" ile övünmenin mutluluğuna erişmiştiniz!..

Düşünen AKP'liler, AK Parti Teşkilatlarını yönetenler, dahası "seçimi kaybeden" hem de "önemli adaylar", Cumhur İttifakı'nın "AK Parti aleyhine, MHP lehine işlediğini, süreci bizzat yaşadıkları için açık açık ama 'geç kalınmış' bir uyanma ile ifade etmeye" başlamışlardır!

"Beka sorunu" sloganı acaba, "beka sorunu olan bir partiyi ve liderini kurtarmak için" mi, icat edilmiştir; şimdi "bu sorunun cevabını düşünmek ve tartışmak" sırası Cumhur İttifakı'nın büyük ortağına gelmiştir!..

Hem de İbni Haldun'un "Beka sorunu olan bir devleti tarif ettiği" o çok anlamlı "iki cümlelik" analizini de önlerine koyarak!..

 

Gazeteci Cemiyetleri ne yapar?

Utanç verici bir durum; gazeteci bir arkadaşımla Pasaporta bir kafede "deniz kenarı / Kordon sefasını birer çay içerek yapmak" istedik. Oraya giderken, "Şurada banka var, birkaç kuruş cep harçlığı çekeyim" dedi. Bankamatik, devre dışıydı, galiba "para bitmişti", içinde.

Bankaya girdik. Fişini aldı, sırası gelince vezneye gitti. Ben de biraz ileride oturuyordum. Birden tartışma çıktı. Kalkıp gittim. Arkadaşım "300 lira" çekecekti ve veznedeki genç hanım "hüviyet" istemişti. Arkadaşımın "sürekli sarı basın kartı" vardı. Onu uzatmış, ama görevli "Efendim, bunlarla ödeme yapamıyoruz. Hüviyetiniz ya da varsa ehliyetiniz gerekiyor" demişti. Ve de... "Devletin, üstelik şimdi 'Cumhurbaşkanlığı'na doğrudan bağlı' dairenin verdiği, üzerinde TC numarası dahil, nüfus cüzdanında yazılı bütün bilgileri içeren, devlet mühürlü" sarı basın kartı, "300 TL çekmeye" yetmiyordu; utanmamız gerekti, hele hele de anlı ve de şanlı gazeteci meslek kurullarının, cemiyetlerimizin yöneticilerinin utanması!..

Üstelik "kanun, yönetmelik ve talimatlar" tam aksini yazarken, "o devletin verdiği hüviyetler, tıpkı subayların, polislerin kimlikleri gibi geçerli olduğu" hâlde!..

Ey Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (İstanbul), ey Gazeteciler Cemiyeti (Ankara) ey İzmir Gazeteciler Cemiyeti, ey Türkiye Gazeteciler Federasyonu, ey Türkiye Spor Yazarları Derneği ve ülkedeki bilumum Gazeteciler Dernekleri, kuzum sizler ne yaparsınız?

Bir Bankalar Birliği'ne bile, bu "kanunun, yönetmelik ve talimatların verdiği hakkı kabul ettiremeyen", dahası "300 lira için" banka veznesi önünde "sürekli basın kartı almış" 70 yaşındaki gazeteciyi mahcup duruma düşüren" sizler söyleyin bana ne yaparsınız?..

Bankadan parayı alamadan çıktık; "Öcal" dedi; "Banka veznecisini bıraktım, polis bile devletin, Cumhurbaşkanlığının verdiği bu kimliği tanımıyor, aslında hata bende, o bankaya bu karta güvenerek girmemeliydim!.."

Utanın benim sevgili ve saygın yöneticilerim, bilmem ki "başında olduğunuz bu cemiyetler" neden vardır?..

 

Okuyucu Soruları

Türkiye İttifakı “böyle” mi olur?

Bir okuyucumdan gelen maildeki soru: "Sayın Cumhurbaşkanı seçimden sonra birdenbire üslup değiştirerek "82 milyonluk Türkiye ittifakı" dedi. Ama daha sonraki tutumu ve sözleri "böyle bir ittifakı isteyen" bir devlet adamının, bir siyasetçinin "söyleyeceği sözler" değildi, gene "gerilim politikasına" dönmüştü. "Türkiye ittifakı" demesinin ve birkaç gün sonra "tam aksi bir tutum içine girmesinin" sebepleri sizce nedir?..

CEVABIM: "82 milyonluk ittifaktan söz etmesinin" sebebi, Cumhurbaşkanı gibi düşünmesi ve bunun gereğini söylemesiydi. "Tam tersi bir tutum içine girmesinin" sebebi de, "AK Parti Genel Başkanı gibi düşünmesi ve bunun gereğini" yapmasıydı.

Gördü ki, "Cumhur İttifakı yerel seçimlerde beklediği ve istediği sonucu vermemiş" ve ülke "siyasi, sorunlarla karşı karşıya iken "kendisi yalnız kalmış," hükümeti bu sorunları çözecek bir görüntü vermemiş, partisi de seçimlerde "başarısız" olmuştu. Parti içinde "baş kaldıranlar" vardı. İç hava iyice bozulmuştu. Atılacak "en akıllı adımı" attı ve "Türkiye İttifakı" perdesini açtı.

Ancak "Parti içinde Ahmet Davutoğlu başta, baş kaldıranlar bayrak açmaya başlayınca", teşkilata ve tabana "zayıflayan ve yalnız kalan adam" görüntüsü vermemek için "güçlü adam ve gerilim politikasına" döndü. Bunu yapması da zorunlu idi.

Ancak, "bu tablo içinde sadece ve belki bugünü kurtarabilirdi"; İstanbul Seçimi ile ilgili YSK kararından sonra, yeniden "Türkiye ittifakı arayışına döneceğine" inanıyorum.

Başka türlü, "sadece Bahçeli'ye ve etrafındaki kadroya dayanarak" ülkenin içine bulunduğu büyük sorunların altından kalkması zor görünüyor!..

 

Sözün Özü

 

Erdoğan'ın muhalifi bütün parti başkanları bir araya gelse ve mesela bir hafta "beraber çalışsalar", eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "eleştiri, uyarı ve çözüm dolu" açıklamasını "öylesine" toparlayamaz ve yazamazlardı. Bu açıklama ülke siyasetinde ve AK Parti'de "önemli bir dönemeç olacaktır"; yaşayıp göreceğiz!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

mehmet selim polat

03.05.2019 - 22:50
AK Partililer, hiç düşünmediler" ki; Ülkenin "2019 yılının başında, 2003'te olmayan Beka sorunu varsa", bu sorunun sorumlusu kimdir; "hangi partidir?"
Diğer Yazarlar

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 27 Haziran 2019 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğla...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 26 Haziran 2019 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve burçların yükselenleri. Haftalık burç yorumları. Astroloji tüm burçlar ve yüksel...

Günlük Astroloji Burç Yorumları Aşk 25 Haziran 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Asl...

Günlük Burç Yorumları Aşk 24 Haziran 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, B...

Yazarlar
Website Security Test