Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Seçimin artçı sarsıntıları

5.4.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

31 Mart yerel seçimlerini geride bıraktık. Ama seçimle ilgili tartışmalar gündemde önemli yer tutmayı sürdürüyor. Bu seçimin artçı sarsıntılarının, önümüzdeki siyasal süreci oldukça etkileyeceğini düşünüyoruz.

Yazılarımızı ve siyasal analizlerimizi takip eden dostlarımız, okurlarımız; yerel seçimden aylar önce, bu seçimin kaderini ekonominin belirleyeceği tespitinde bulunduğumuzu anımsayacaklardır. Ayrıca, yerel seçim kampanyasında iktidarın izlediği kutuplaştırıcı, ötekileştirici dilin ve korku siyaseti ile düşmanlaştırma politikalarının ters tepebileceğine dikkat çektiğimizi de bileceklerdir. Seçim sonuçları alınınca, gerçekten de yaptığımız siyasal tespitlerin hayatın içinde doğrulandığı ortaya çıktı.

Bir başka önemli tespitimiz de adaylarla ilgiliydi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) aday belirleme süreci uzayınca, gazetemiz Gözlem için yaptığımız siyasal analizde, CHP’nin iki büyük şehirde seçimi alabilmesi için, İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nu (daha pek çok kişinin ismini bile duymadığı bir dönemde), Ankara’da da Mansur Yavaş’ı göstermesi gerektiğini yazmıştık. Hayatın siyasal diyalektiği bizi haklı çıkardı. Toplumun ve seçmenin özlem duyduğu uzlaşma, buluşma zeminlerini oluşturmayı başaran iki aday da etkili ve başarılı oldu.

 

Sistem tartışması sürecek

31 Mart yerel seçimleri, ülkemizin siyasal tarihi için önemli bir kırılma noktası olmuştur. 17 yıldır işbaşında bulunan siyasal iktidar önemli bir yara almıştır. Kendisini var eden başta İstanbul olmak üzere önemli kentlerin yönetimini kaybetmiştir. Bu yazı hazırlanırken henüz sonuç kesinleşmemiş olsa da, çeyrek asırdır yönettikleri başkent Ankara ve İstanbul’da aldıkları sonuçlar, iktidar için adeta sonun başlangıcıdır.

Aslında bir yerel seçim olmasına karşın bu seçimi yanlış bir stratejiyle genel seçime dönüştürerek, kendi mağlubiyetini daha da önemli hale getiren yine iktidarın kendisi olmuştur. Aynı şekilde, ülkeye getirdikleri yeni siyasal sistemi de tartışılır hale getirmişlerdir. Bu sistemin aslında Türkiye’nin siyasal yapısına ve geleneklerine uygun olmadığı bir kez daha görülmüştür.

İktidar bloğunun küçük ortağı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) liderinin seçim sonrasında yaptığı yerel seçim sistemi ile ilgili öneriler de, sistem tartışmalarının süreceğinin önemli bir göstergesidir. Tabii bizce anti-demokratik yanı ağır basan bu önerinin, sistemi demokrasiden daha da uzaklaştıracağı gerçeği unutulmamalıdır. Buna karşın, ülkemize ve halkımıza dar gelen bu başkanlık sisteminden vazgeçilip yeniden parlamenter demokratik sisteme dönülmesi meselesinin, önümüzdeki süreçte gündemden düşürülmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

 

Siyaset yeniden şekillenecek

Yerel seçim sonuçlarının en çok etkileyeceği alanların başında elbette siyaset dünyası gelmektedir. Bu sonuçların yeni siyasal gelişmelere yol açacağı parti de öncelikle iktidar partisi olacaktır.

Seçim öncesinde, seçim sonuçlarının alınacağı 1 Nisan sonrasında en çok CHP’nin içinin karışacağını düşünüp yazanlar yanılmışlardır. Seçim sonuçları, iktidar çevrelerini karıştırmaya aday görünmektedir. Ülkenin en büyük kentlerinin ana muhalefet CHP’ye geçmesi, iktidarı sarsmıştır. İktidar partisinin yönetiminde ve bakanlar kurulunda değişim gündeme gelecektir. Mağlubiyetin faturası birilerine mutlaka çıkarılacaktır.

Tabii bu arada, iktidar çevreleri içinde uzun zamandır konuşulan yeni siyasal yapılanmaların ve partileşme girişimlerinin daha da hareketleneceği dikkate alınmalıdır. Kısacası, önümüzdeki dönemde, 31 Mart seçim sonuçlarının verdiği mesajlar doğrultusunda siyasetin yeniden şekilleneceği düşünülmelidir.

 

IMF’siz IMF programı

Yerel seçim sonuçlarının yalnızca siyasal alanı etkilemekle sınırlı kalacağı düşünülemez. Elbette ekonomi de bu sonuçlardan alabildiğine etkilenecektir. Hele içinde bulunduğumuz zor koşullar dikkate alındığında, bu etkileşimin daha da güçlü olacağı şimdiden bilinmelidir.

Seçim sonrasında akaryakıt fiyatları başta olmak üzere zamların gündeme gelmesi, dövizde hareketlenmelerin görülmesi, ekonominin içinde bulunduğu sıcaklığı somut olarak göstermektedir. Ayrıca çarşı pazardaki fiyat etiketlerinde görülen yangın da sürmektedir.

31 Mart seçiminin artçı sarsıntılarının sürdüğü koşullarda, ekonominin yönetimi daha da zorlaşmaktadır. İktidarın ekonomi alanında, ya IMF’ye yanaşmak zorunda kalacağı, ya da ‘IMF’siz IMF programı’ olarak tanımlanabilecek yeni bir ekonomi programını gündeme getireceği düşünülmektedir. Kısacası, önümüzdeki günlerde, ekonomi ve siyaset dünyasını hareketli bir dönem, halkımızı da zor günler beklemektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test