Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı: ''Seçimin başarılısı vatandaştır!..''

5.4.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci Mehmet Ali Kışlalı, GÖZLEM'in ''seçim ve seçim sonuçları'' başta, ülke gündemindeki olay ve gelişmelerle ilgili sorularını yanıtladı, işte görüşleri...

GÖZLEM- Bir TC vatandaşı olarak seçim sonuçlarını nasıl karşıladınız; "millet görevini" yaptı mı? Sonuçlar sizi mutlu etti mi?

Vatandaş görevini yapmış gözüküyor, güzel bir katılım oranı oldu. Mühim olan vatandaşın değerlendirmesinin doğru dürüst yansımış olması. Şimdilik de bir manipülasyon olmadan bu gerçekleşmiş gözüküyor.

GÖZLEM- Seçim sonuçlarının ülkeye, siyasete, ekonomiye etkileri sizce neler olabilir?

İktidara bir uyarı oldu muhakkak. Ak Parti içindeki siyasi yansımalarını kısa sürede göreceğiz. Önemli belediyelerin değişmesi, parti içerisinde bir dalgalanmaya sebep olacaktır. Bu seçimin ilginç taraflarından biri, şimdiye kadar pek önem verilmeyen HDP oylarının oynadığı rol. Bu rol de HDP seçmeninin Millet İttifakı adaylarını desteklemesi ve ağırlığını koyarak yeni bir denge sağlamış olması. HDP seçmenini bu kararda birleştiren önemli unsurlardan birisi seçim öncesi muhatap kaldıkları küçültücü söylemler oldu ve bu seçim iktidara yakın seçmen ve muhalefet ittifakına yakın seçmen grupları dışında, hem iktidarca hem de muhalefetçe fazla önemsenmeyen üçüncü bir grubun da ağırlığı olduğunu gösterdi. Burada "Türkiye'de demokrasi genişledi" de diyebiliriz.

Önemli büyükşehir belediyelerinin iktidarca kaybedilmiş olması, şimdiye kadar belediye bütçelerinin rahatlıkla devlet bütçesi ile birlikte kullanılması olanağı, şimdi aynı rahatlıkla devam edebilecek mi, sorusunu da ortaya çıkardı. Aynı şekilde devlet kaynaklarını belediye yatırımlarına kolayca yönlendirirken, şimdi bu durum devam edecek mi?

GÖZLEM- Sizce, hangi lider seçimden "başarılı sayılacak bir sonuç" ile çıkmıştır?

Şimdiye kadar olan seçimlerde gerçek bir demokrasi uygulamasından ziyade çeşitli güç gruplarının ağırlıklarının rol oynadıklarını düşünüyorduk. Bu seçimde o güç sahibi olduğunu düşündüğümüz grupların bu sefer benzer serzenişlerde bulunduklarını görmüş oluyoruz. Çeşitli partilere, gruplara kayan vatandaşların yarattığı bir güç, vatandaş ağırlığı ortaya çıktı. Oy oranlarına baktığımız zaman büyük çapta bir kuvvet değişimi olduğu kanaatinde değiliz. Ama vatandaşın ağırlığını koyması ciddi değişiklere sebep oldu, oy oranları çok değişmese bile. Vatandaşın ağırlığını koyarak sağladığı ufak çaptaki oy kaymaları, pek çok neticeyi etkiledi. Bu açıdan bakıldığında seçimin ve dolayısı ile demokrasinin, başarılı unsuru bir parti ya da lider değil vatandaş olmuştur.

GÖZLEM- Aynı soruyu "partiler için" de soruyoruz; hangi partiler başarılı oldu, hangi partileri "seçimin mağlupları" olarak sayabiliriz?

Ülke ekonomik buhranın içindeyken, iktidarın oy oranını koruyabilmesi, iktidar için başarı, muhalefet içinse başarısızlık olarak değerlendirilebilecekken, iktidarın Türkiye'nin en büyük belediyelerini kaybetmesi de tam tersi bir değerlendirmeye sebep olabilir. Burada partilerden ziyade, vatandaşlar ufak kaymalarla dengeleri değiştirerek bu durumu sağladılar. Vatandaşın Türk demokrasisinde oynadığı rol önem kazandı.

GÖZLEM- Cumhur İttifakı mı, Millet İttifakı mı daha başarılıdır?

Cumhur İttifakı gibi gözüküyor.

GÖZLEM- Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, "yerel seçimi, genel seçim havasına sokmak için" elinden geleni yaptı. Sizce bu strateji hangi partiye yaradı?..

Ülke genelinde bakıldığı zaman, Erdoğan seçimsiz geçireceğimiz 4,5 sene için, oy kaybetmeyerek güvenoyu almış oldu ve bu açıdan bu strateji Ak Parti için amacına ulaştı. Ama bu strateji belki de muhalefetin duruşları ılımlı adaylarının da önemli belediyelerde başarılı olmasına sebep oldu.

GÖZLEM- Devlet ve büyük medya destekli bir propaganda sürecinden sonra "büyük kentleri CHP'ye kaptıran" AKP ve Erdoğan nerede hata yaptılar?

Şimdiye kadar kökenleri dolayısı ile gündemde gözükmeyenlerin, kendilerini ifade ederek oy vermeleri bu seçimin sonuçlarında büyük rol oynadı. Cumhurbaşkanının HDP seçmeni gibi çeşitli grupları terörist olarak itham etmesinin bu seçimlere önemli etkisi oldu.

GÖZLEM- "İstanbul başta" bazı illerde "seçim sonuçları henüz kesinleşmedi" ama görülüyor ki, Ankara başta, Akdeniz / Ege / Marmara çevresindeki "büyük illeri", Bursa hariç, CHP'li başkanlar kazandı. 30 Büyükşehir Belediyesine sahip illerden CHP'li başkanlar tarafından yönetilecek olanlarda 37 milyon insan yaşıyor. AKP'li belediye başkanları tarafından yönetilecek büyükşehir illerinde ise 21.5 milyon insan. AKP, "Recep Tayyip Erdoğan başta" 2013 genel seçimlerinde iktidara gelirken, belediyelerdeki başarıları sandığı etkilemişti. Bu pencereden bakarak seçim sonuçlarını nasıl yorumlarsınız?

Ankara ve İstanbul belediye yönetimlerinin genel siyasete etki yaptığı düşüncesi mevcut. CHP 90'lı yıllarda bu belediyeler elindeyken genel seçimlerde başarısız oldu, buna karşı AK Parti hareketi bu belediyeleri alarak tek başına iktidara yürüdü. Anlaşılan bu iki belediyenin doğru yönetilmesi genel yönetime etki yapıyor. Erdoğan İstanbul belediye başkanlığından cumhurbaşkanlığına her geçen gün daha fazla oy alarak geldi.

GÖZLEM- ABD, "Kudüs'ten sonra" Golan Tepeleri ile ilgili İsrail lehine "Orta Doğu'da gerilimi arttıran" bir karar aldı. BM de, AB ülkeleri de "Golan Tepeleri'ni İsrail'e veren" bu karara tepki gösterdi. Türkiye de. ABD "ne yapmak" istiyor?

Amerika'nın kendisine göre, gerektiği yerde İsrail'i koruduğu bilinen bir gerçek. Bu politikanın gereklerini yapmaya devam ediyor.

GÖZLEM- Türkiye'ye, S - 400'lerin alımında ısrar edince, ABD Temsilciler Meclisi'ne "F - 35'lerin satışını engelleyecek" bir kanun teklifi verildi. Dahası, F - 35 ekipmanlarının Türkiye'ye sevki durduruldu; görüşünüz?

S - ABD'de, S - 400'lerin TSK'nın kontrolüne geçmesinin, öncelikle Türkiye üzerinde istedikleri rolü oynamalarını engelleyebileceği düşüncesi var. Bu sebeple füzelerin Türkiye'nin eline geçmesi için her şeyi yapıyorlar, yapacaklar.

 

"CHP, KADINA ŞİDDETİ BIKMADAN GÜNDEMDE TUTMALI VE ÇÖZÜM YOLARI ÖNERMELİ..."

GÖZLEM - Türkiye'nin kanayan yaralarından biri, kadına yönelik şiddet. Gün geçmiyor ki yeni bir cinayet, saldırı olmasın. Kadına yönelik şiddet için koruma talep edilen davaların sayısı 2010'da 44.461'den 2017'de 207.233'e çıkmış. 2018 yılında Türkiye'de 440 kadın öldürülmüş. Yani her gün bir kadın öldürülüyor. Görüşünüz.. Neler yapılmalı?

Bu konu aslında CHP gibi bir muhalefet partisinin, korkmadan üzerine gidebileceği, meydanlarda bıkmadan üzerinde durabileceği ve her şekilde kendine oy olarak devşirebileceği bir konu. Üstelik bunu yapabilecek çok iyi siyasetçileri var. Bunlardan birisi de CHP'den ihraç edilmesine rağmen çalışmalarını sürdüren eski Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka. Nazlıaka'nın bu konudaki çalışmasında yapılması gerekenler bakın nasıl sıralanıyor:

- Bir Kadın Bakanlığı kurulmalıdır.

- Kadın Bakanlığı'na bağlı bir Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurumu kurulmalı ve bu kurum gerek özel sektörde gerekse kamu sektöründe toplumsal cinsiyete duyarlı kadrolaşma ve bütçeleme uygulaması başlatmalıdır.

- 2019 yılı "kadın yılı" ilan edilerek derhal medya gücüyle toplumsal cinsiyet eşitliğini zihinlere yerleştirecek kampanyalar başlatılmalı.

- Türkiye'de halen iki milyona yakın okuma yazma bilmeyen kadın bulunmaktadır. Okuma yazma bilmeyen kadın kalmayana kadar çok sıkı bir kampanya yürütülmelidir.

- Kadınların karar mekanizmalarındaki temsilinin artırılması ve kadın bakış açısıyla politikalar üretilebilmesi amacıyla siyasi partilerde ve seçimlerde kota uygulaması zorunluluğu getirilmelidir.

- Cinsiyet eşitliği kavramının çocuk yaştan itibaren içselleştirilmesi sağlanmalı. Karma eğitimden asla vazgeçilmemesi teminat altına alınmalı. Kız çocuklarının okullaştırma oranını düşüren 4+4+4 sistemi 1+8+4 sistemine dönüştürülmeli. Kız çocuklarına özellikle kırsal alanlarda ilkokul çağından başlamak üzere devlet tarafından burs verilmeli.

- Kadını erkek şiddetinden koruyan ve güçlendiren gerekli kanuni değişiklikler yapılmalı. Kadın katillerine, tacizcilerine, tecavüzcülerine iyi hal indirimini kaldıracak düzenlemeler yapılmalı, hakim ve savcılara toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verilmeli.

- Tüm emniyet personeline toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verilmeli, şiddet gören kadınlara derhal koruma imkanı sağlanmalı.

- Kadınların sağlık hizmetlerine erişimi arttırılmalıdır.

- Türkiye'nin altında imzası olan CEDAW (kadına yönelik her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesine), İstanbul sözleşmesine, ILO sözleşmesine uyulması temin edilmeli, bu amaçla gerekli gözlem ve denetimler yapılmalıdır.

- Siyasette daha fazla kadının yer alması için kadın örgütlenmesi kuvvetlendirilmelidir. Sendikalar ve sivil toplum kuruluşları kanalıyla kadınların seslerinin daha yüksek çıkması ve duyulması sağlanmalıdır.

- Başarılı olan kadınların rol model olarak öne çıkartılması ve kırsala da götürülmesi sağlanmalıdır.

- Kadınların çalışma yaşamında yer almasının teşvik etmek amacıyla, devlet tarafından bedava kreş imkanları sunulmalıdır. Çocuk, hasta, özürlü ve yaşlı bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve erişilebilir hale getirilmesi temin edilmelidir.

- Meslek sahibi olmayan kadınlara eğitimler verilmelidir. Kadınlara danışmanlık hizmeti verilerek kadın girişimciliği arttırılmalı, mikro kredilerle kadının kendi ayakları üzerinde durabileceği girişim olanakları sağlanmalıdır.

- Ev eksenli çalışan kadınların sosyal güvenlik sisteminden yararlanması sağlanmalıdır.

- Radyo ve televizyon yayınları ve yazılı basın kanalıyla eşitlik anlayışı yaygınlaştırılmalıdır. - Kadın erkek eşitliği üzerine yapılabilecek filmlerin devlet tarafından desteklenmesi ve uygun yaş gruplarına okullarda izletilmesi sağlanmalıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar
Yazarlar
Website Security Test