Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ülkenin ve ekonominin gidişatı

15.3.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye, hem siyaset, hem ekonomi ve hem de dış politika alanlarında zor bir dönemden geçiyor. Ülke ve halk olarak adeta bir türbülansı yaşıyoruz.

İçine düştüğümüz bu türbülansın ana sorumlusu, elbette 17 yıldır ülkeyi yönetmekte olan siyasal iktidardır. Bu iktidarın yıllardır uyguladığı siyasal ve ekonomik politikalardır. Dış politikada atılan yanlış adımlardır.

Bütün bunlar, aynı zamanda, ülkenin siyasal ve ekonomik gidişatının da temel göstergeleridir.

 

Başat mesele, ekonomi ve geçim

Halkımız, insanımız ekonomide ve dış politikada yaşanan gelişmelerden büyük tedirginlik duyuyor. Ülkemizin dış politikada maceralara sürüklenmesini istemiyor. Ortadoğu bataklığında içine düşürüldüğümüz durumdan bir an önce çıkılmasını talep ediyor. Komşu ülkelerle barış ve dostluk içinde, iyi komşuluk ilişkileriyle yaşamak istiyor.

Vatandaş, öyle ‘beka’ ya da ‘terör’ gibi tartışmalı konularla yaratılmak istenen suni gündemlere ve gündem değiştirme çabalarına aldırış etmiyor. Bunları ileri süren siyasilere mesafeli duruyor.

Yerel seçim yaklaşırken, halkın temel gündemini en başta ekonomi ve geçim sorunları oluşturuyor. Ekonomide ortaya çıkan son rakamlar, ekonomik durumun ne derece yaşamsal önem taşıdığını bir kez daha somut olarak gözler önüne seriyor.

 

Ekonominin uyarı sinyalleri

Geçtiğimiz günlerde açıklanan rakamlara göre, 2018 yılının son çeyreğinde ekonomide yüzde 3 oranında küçülme yaşandı. Bu küçülmenin, önümüzdeki dönemlerde, 2019 yılının ilk çeyreklerinde de süreceği anlaşılıyor. 2018’in yıllık büyüme oranı da yüzde 2.6 oldu. 7.4’ten 2.6’ya gerileyen büyüme, ekonomik olarak nereye savrulduğumuzu da gösteriyor.

2018 yılı ile ilgili bir başka çarpıcı veri, kişi başına milli gelirin 9 bin 632 dolar olarak hesaplanması oldu. Oysa bu rakam uzun dönemdir 10 bin doların üzerindeydi. Örneğin bir önceki 2017 yılında milli gelir 10 bin 597 dolardı. 9 bin 556 dolar olan 2007 milli gelir rakamının da altına düşüldü. 12 yıl öncesine geri dönüldü.

Geliri azalan insanlar, elbette içinde bulundukları bu durumu piyasaya da yansıtıyorlar. İhtiyaçlarını sınırlıyor ve öncelik sırasına koyuyorlar.

 

Halk fakirleşiyor, talep azalıyor

Bütün bu verilerin, rakamların özü ve özeti, halkın fakirleşmesi ve doğal olarak satın alma gücünün azalması anlamına geliyor. İşte bu nedenle piyasada iş hacmi ve talep düşüyor. İnsanlar zorunlu ihtiyaçlarının dışında alışverişlerini kısıyorlar. İç talepteki düşüş oranı yüzde 8.9’u buluyor.

Bu durum piyasayı daraltıyor, birçok sektörde iş hacmini düşürüyor. İşyerleri kapanıyor, işçi çıkarımları yoğunlaşıyor. Siftah yapmakta zorlanan esnaf bile neredeyse kepenkleri kapatacak hale geliyor. Ekonominin küçülmesi ile yüksek enflasyonun bir arada yaşanması, ekonomide zor bir durum olan ‘slumpflasyon’ tehlikesini de beraberinde getiriyor.

Ekonomide yaşanan olumsuzluklar insanların yaşam sevincini de olumsuz etkiliyor. Günlük hayat tümüyle zorlaşıyor. Geçim derdi hepten vatandaşın belini büküyor.

 

Patates ithalatı ve üreticinin mağduriyeti

Yanlış ve hatalı ekonomi politikalarının vurduğu kesimlerin en başında da üretici kesim geliyor. Bir zamanlar tarımsal alanda kendi kendine yetebilen sayılı ülke arasında yer alan Türkiye, hızla bu konumunu yitiriyor. Gıdada başka ülkelerin ürettikleri ürünleri ithal ederek ancak yaşamımızı sürdürebilir hale geliyoruz. Bu durum doğrusu insanımızın yüreğini acıtıyor.

Bu konuda en son örnek, sıfır gümrük vergisiyle 200 bin ton patates ithal edilmesi oldu. Patates ithalatı, başta Ödemiş, Adana ve Niğde yöreleri olmak üzere, patates üretiminin yaygın olduğu bölgelerde üreticilerin tepkilerine yol açtı. Tarımda atılan yanlış adımlar ve sıfır gümrükle yapılan ithalatlar, korkarız üreticiyi tümden tarımsal üretimden uzaklaştıracak.

 

Halk huzur ve refah istiyor

Aslında ekonominin canlandırılmasının yolu, siyasal alanda ve ekonomide huzurlu ve güvenli bir ortam oluşturulmasından geçiyor. İnsanları ayrıştıran, kutuplaştıran siyasal politikalar ekonomi alanına da olumsuz yansıyor. Ekonomiyi de güvenilir olmaktan çıkarıyor.

Dış politikadaki gelgitler, belirsizlikler, daha doğrusu ilkesizlikler, ülkemizin güvenilirliğini de zedeliyor. Ekonomideki ve toplumsal yaşamdaki sorunları ağırlaştırıyor. Bütün bu olumsuzluklardan sıyrılmanın yolu, üretim ve dayanışma ekonomisine yönelmekten geçiyor. Hayatın her alanında evrensel hukuku, demokrasiyi ve çağdaş yaşam anlayışını egemen kılmak gerekiyor. Halkımızın talep ettiği huzura ulaşmanın ve refaha erişmenin yolu, böylesi bir yaklaşımdan geçiyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 26 Mart 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık Bu...

Günlük Burç Yorumları Aşk 25 Mart 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Bal...

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 - 24 Mart 2019 Hafta sonu. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kov...

Yazarlar
Website Security Test