Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türkiye artık ABD ve AB'nin gerçek yüzünü anlıyor

8.3.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu günden bu yana yüzünü batıya döndü ve batılı bir anlayış ve tutumu tercih etti. İyi de etti. Ancak ne yazık ki Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye'ye ulaşmak istediği noktaya gelmesi yolunda pek yardımcı olmadılar. AB ülkemiz ile ortaklık konusunda ve Amerika da NATO içindeki işbirliği noktasında pek samimi olmadı. Hep bir arada tutundukları tavır, ülkemize bir "pazar" gözüyle bakmak noktasına odaklandı ve askeri gücümüzü kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmak şeklinde tezahür etti.

AB bugüne kadar Türkiye'yi tam üye olarak kabul etmekte ayak diredi. Birkaç büyük nedenden ötürü almamakta da ısrarcıdır. Bunlardan biri, Türkiye nüfusunun büyük ve artmakta olması; diğeri ise ülkemizin bir "İslam" ülkesi olmasıdır. Zira AB içinde Müslüman ülke yoktur.

Diğer hususlar ise bu iki neden yanında da bahaneler hanesine yazılabilir ve halledilebilir. Ancak…

Bugüne kadar Türkiye iki defa üye olma şansını yakalamış, fakat her iki fırsatı da Bülent Ecevit'in bağnazlığı ve Süleyman Demirel'in yanlış tutumu ile kaybetmiştir. Bu gerçeğin de okuyucularımız tarafından bilinmesinde fayda vardır.

Gelelim mevcut ve güncel tabloya… AB bırakın genişlemeyi, kendi içinde ekonomik sorunlar ve diğer bazı anlaşmazlıklarla boğuşmaktadır. Bazı değerlendirmelere göre belki de parçalanma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Olur veya olmaz, ancak gerçek şudur ki, "AB ZAAFLARLA MALÜLDÜR."

Peki ne olacak? Olacak şudur… Ülkemiz ne yazık ki bir takım bölücü akımların ve bunları destekleyen ve tarihlerinden gelen vaatlere haiz devletlerin gayretleri ile bölünmek istenmektedir.

Amerika, İngiltere, İsrail, Ermenistan ve Yunanistan'ın gizli destekleri ile sıkıştırılmaktadır.

Baskılar artırmaktadır. Irak ve Suriye'nin başına gelenler ortadadır. Türkiye'yi de bu hale getirmeye yönelik gayretler ortadadır.

Ancak Türkiye ne Suriye'dir, ne de cetvelle çizilerek kurulan Irak'tır.

Şu anda devletimizin yönetimi, işin özünü tam olarak anlamıştır ve tedbirlerini almıştır ve almaktadır. Amerika ve ne ettiği bilinmez başkanı Trump, Suriye politikasında Rusya ile iyi ilişkilerimizden hiç hoşlanmadığını tekrarlamaktadır. Bir yandan Türkiye'nin geleceği için Rusya'dan almak istediği S400 roketlerinin alımını yasaklamak istemektedir. Kendisinin ürettiği F35 uçaklarının teslimi konusunda da oyalama siyaseti gütmektedir.

Yani özet olarak, ikiyüzlü bir siyaset izlemektedir.

Ayrıca "CAATS Acts" kanunu kapsamına alarak adeta bir düşman devlet gibi yaptırımlara hazırlanmaktadır. Bu kanun, Amerika'nın düşman devletlere müeyyide uygulama kanunudur.

İlk hamlesi ise Türkiye'nin sattığı malları gümrük muafiyetiden kaldırma isteğidir. Güya Türkiye ekonomisinin buna ihtiyacı yokmuş, masal… Tabii yersen.

Türkiye ise bunu anlamış ve gardını almıştır.

Sayın Başkan Erdoğan'ın tutumu ise açıktır ve kolay geri adım atacak değildir. Ülkemizin ekonomik baskı ve yaptırımlara karşı tetikte olması şarttır.

AB ise kendi başına karar almakta özgür değildir, Jewish European Parliament gurubunun takibi altındadır. Doğu sınırında federal topluluklar istemektedir. AB, alacağı kararla bu ay içinde müzakerelerdeki şartları ağırlaştırıp Türkiye'yi uzaklaştırmak istemektedir. Ortaklık düşüncesi ise kanımca ne yazık ki bir hayalden öteye geçemez.

Her ne kadar Sayın Erdoğan "Bize söyleyin, istemiyorsanız, almayacaksanız bilelim" demekte ise de bunu bu şekilde söylememek ve işi sürüncemede bırakmak, işlerine gelmektedir.

 

Türkiye'nin şansı...

 

Peki Türkiye ne yapmalıdır? Açık ve seçik olarak ülkemiz iki güç tarafından sarılmıştır. İki güce de güvenmek, yanlışın dik alasıdır. Yapılması gereken, Türkiye'ye muhtaç ve birliktelikte menfaatleri olan Amerika ve Rusya ile çok dengeli bir politika ağı içinde, iki tarafın da zayıf ve güçlü yönlerini hesaba katarak, ancak kendi vazgeçilmezlerini de dikkatle hesaplayarak, Türkiye'nin kuruluş yıllarındaki dış politikanın benzerini, günümüze uygulanabilirliğini de dikkate alınarak ortaya koymak ve tatbik etmektir.

Ne Amerika'ya güvenilebilir, ne AB ülkelerine… Peki, Rusya ve İran'ın Suriye ortaklığına güvenilir mi? Oda olmaz.

Peki, ne olacak?

Olacak olan, Orta Doğu'nun gerçekleri içinde kendi ekonomik gücünü iyi planlayarak, askeri ve diplomatik gerçeklerini ehil ellerle yöneterek, en önemlisi ise gerçekten vatansever, mahir, dirayetli ve tecrübeli insanlarını gereken makamlara getirerek bütün bu işlerin çare ve devalarını hazırlamaktır.

Ülkemizin ne yazık ki bir alışkanlığı vardır ve her zaman ceremesini çeker: Geç uyanır ama tam uyanır. Türkiye uyanmıştır.

Gereğini de yapacak güçtedir. Bunun tek şartı, iktidarı ve muhalefeti ile ve gerçek vatan evlatları ile geleceğin emniyeti ve selameti için bir araya gelerek işi şansa bırakmamaktır.

Türkiye bir sırat köprüsünden geçirilmektedir; aman dikkat denge bozulmasın ve bunun için gerekenler acilen yapılsın derim.

Ve lütfen şu "STRATEJİK ORTAĞIMIZ" lafını da artık kullanmayalım.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları Aşk 27 Mart 2019 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balı...

Günlük Burç Yorumları Aşk 26 Mart 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık Bu...

Günlük Burç Yorumları Aşk 25 Mart 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Bal...

Günlük Burç Yorumları Aşk 23 - 24 Mart 2019 Hafta sonu. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kov...

Yazarlar
Website Security Test