Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Küreselleşme tartışmaları ve Türkiye

1.2.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Dünyada ekonomik düzenin hızla değişmeye başladığını ve bu değişimin yaşamın diğer alanlarını da etkilediğini kabul etmeliyiz. Aynı zamanda bu değişimlere ayak uyduramayan ülkeleri çok zor günlerin beklediğini de bilmeliyiz.

Son yılların en önemli gerçeği olarak kabul edilen küreselleşme artık tartışılır duruma gelmiştir. Küreselleşmenin çeşitli kültür, tarih, siyasi ve ekonomik yapıya sahip toplumlar arasında bir uzlaşma zemini yaratacağı, mal, işgücü ve sermayenin daha kolaylıkla hareket edeceği, korumacılığı asgariye indireceği ve serbest piyasa mekanizmasını güçlendireceği şeklinde özetlenebilecek hedefleri gerçekleşmemiştir. Tam aksine korumacılık önlemleri giderek artmaktadır. Ekonomistlerim önemli bir bölümü, serbest piyasa mekanizması içinde bozulacak dengelerin sistem içindeki görünmez bir el tarafından yeniden kurulacağı görüşünü kabul etmemekte ve bağımsız düzenleme ve denetleme kuruluşlarına ihtiyaç duymaktadır. Bir yandan küreselleşme peşinde olan ülkelerin diğer yandan ticaret savaşlarına girişmeleri, ekonomilerini korumak için her türlü haksız rekabet önlemlerine başvurmaları sistemin, amaçları doğrultusunda çalışmadığının işaretleridir.

Dünya ekonomisinin çok önemli bir başka sorunu zengin ve fakir ülkeler arasındaki gelir farklılıklarının giderek artmasıdır. Küreselleşmenin zengin ülkeler lehine çalıştığı, fakir ülkelerin daha fakir hale geldiği görüşü yaygındır. Gelişmekte olan ülkeler yaratılan değerlerden yeteri kadar pay almadıklarını öne sürmekte ve hak aramaktadır. Zengin ülkeler ise bir şekilde elde ettikleri varlıklarını paylaşmak istememektedir. Belki de son zamanlarda hızla artan göç hareketlerinin temel nedenlerinden biri de budur. Son Davos toplantısında en çok konuşulan konu da gelir dağılımındaki eşitsizliktir. Bu tür toplantılara sürekli olarak katıldığı bilinen JP Morgan CEO’su Jamie Dimon’un  "Davos, milyarderlerin bir araya gelip,  orta gelirli sınıflar şöyle hissediyor, böyle eziliyor diye konuşma yaptıkları yerdir’ sözü şaka ile karışık ta olsa gerçeği ifade etmektedir.  Aslında gelir dağılımındaki adaletsizlik sadece ülkeler arasında değil, ülkelerin kendi içinde de bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.

Küreselleşmenin ve serbest piyasa mekanizmasının tartışıldığı, korumacılık önlemlerinin yaygınlaşmaya başladığı bir ortamda gelişmekte olan ülkelere fon aktarılması da kolay olmayacaktır. Özellikle ekonomik ve siyasi istikrara sahip olmayan, güven vermeyen, yapısal sorunları bulunan ülkeler dış kaynak bulmakta zorlanacaklardır. Türkiye de bu tür gelişmelerden etkilenebilecek ülkeler arasındadır. Yerli ve yabancı yatırımlar için güven ve karlılık içeren, uygun bir yatırım ortamını hazırlamak durumundayız.

Dünyadaki bir başka gelişme teknoloji alanındadır. Yapay zeka dönemine girilmektedir. Teknoloji hemen hemen her alanda işgücünün yerini alacak gibidir. Bu da istihdam hacminin daralması ve işsizliğin artması demektir. İster istemez ihracatın yapısı da değişecektir. Yüksek teknoloji içermeyen ihraç maddelerinin rekabet gücü giderek azalacaktır. Sürdürülebilir bir büyüme için ihracat en sağlıklı kalemdir. Ancak bugünkü yapısıyla ve rekabet gücü ile önemli artışlar göstermesi beklenmemelidir.

Kısacası, gelişmekte olan ülkelerden biri olarak, hızla geleceğe yönelik düzenlemelere gitme zamanıdır. Gözümüzü dışarıya çevirmeliyiz. Çünkü önümüzdeki dönemde ülkemizi etkileyecek riskler daha çok dış kaynaklı olacaktır. Bu riskleri karşılayacak gücümüz sınırlıdır ama iyi bir planlama ve etkin bir uygulama ile bu riskleri asgari düzeyde tutmak elimizdedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test