Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

ABD'nin 'evine dönmesi' hiç de inandırıcı değildir

28.12.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

1991 yılında ABD öncülüğündeki Koalisyon Güçleri’nin Irak’ı işgalinden sonra yaşananların benzeri bugün Suriye’de yaşanmaktadır. 90’lı yıllarda Irak’ta ABD tarafından Türkiye’ye verilen inisiyatif, bugün yine ABD tarafından Suriye’de verilmeye çalışılmakta, Türkiye de gönüllü olduğunu ifade etmektedir. O yıllarda müdahil tarafların (Türkiye dahil) Irak’ta icra ettiği bütün faaliyetler, başta KDP olmak üzere Irak’taki Kürt hareketinin lehine olmuş, Barzani liderliğindeki Irak Kürdistanı olarak adlandırılan bölge ve bu bölgenin yönetimi bütün dünyanın kanıksadığı bir gerçek haline gelmiştir. PKK ise bu durumdan yararlanarak Türkiye’ye karşı geniş bir hareket alanı elde etmiştir. Bugün de Türkiye’nin PKK’nın Suriye’deki uzantısı olan PYD/YPG konusundaki hassasiyeti, ülkemizin Suriye bataklığına çekilmesi sonucunu doğurabilecek önemli ve riskli bir gelişmedir. Çünkü bu sefer karşımızda sadece PKK ve uzantıları değil bir de Türkiye’nin ortadan kaldırmayı taahhüt ettiği IŞİD olacaktır.Konuya sadece ABD, PKK, IŞİD yönüyle baktığımızda bile durum oldukça karmaşıktır. PKK’nın uzantısı olan PYD/YPG; ABD’nin IŞİD’le mücadeleyi bahane ederek yıllardır silahlandırdığı ve Suriye’nin şekillenmesinde rol verdiği bir unsurdur. IŞİD; ABD liderliğindeki Koalisyon Güçlerinin Esad rejimine karşı giriştiği mücadelede oluşan boşluktan yararlanarak bölgede etkinleşen (güdümlü) radikal İslamcı bir oluşumdur. Halen her ikisi de birbiriyle savaşıyor görünmektedir. Bu durumda ülkemiz yaklaşık 400 km. derinlikteki bölgede birbiriyle savaşan iki düşmanla (!) aynı anda savaşacaktır. Bir de Suriye yönetiminin tavrı ve itirazı düşünüldüğünde işin içinde başka hesapların olduğu akla gelmektedir.

Böyle bir durumdan Suriye’deki bir başka tarafın kazançlı çıkması muhtemeldir. Bu da henüz sahnede olmayan, 2004 Nisan ayında Erbil’de Barzani’nin himayesindeki Suriyeli dört Kürt hareketinin (Suriye Kürt Demokrat Partisi (El-Parti), Azadi Partisi, Azadi Kürt Partisi ve Kürdistan Birliği) birleşmesiyle, ABD’nin desteğiyle kurulan Suriye KDP’si olabilir. ABD’nin hedefinin, Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye ile sınır komşusu olacak bir Kürt yapılanması olduğu ve bundan bir anda vazgeçmeyeceği düşünüldüğünde; bunu Türkiye’nin 40 yıldan fazla süredir mücadele ettiği PKK ile gerçekleştirmesi yerine; bölge ülkelerinin daha ılımlı karşılayabilecekleri, Rusya ve İran dahil pek çok devletin (sözde) demokrasi, insan hakları, özgürlükler… kapsamında makul göreceği bir oluşumla gerçekleştirmesi -tıpkı Irak’ta olduğu gibi- daha az tepki çekecektir. Geçtiğimiz hafta ilan edilen anayasa komisyonunda hangi gurupların bulunduğu açıklanmamıştır. Anayasa Komisyonuna Suriye KDP’sinin de dahil edilmesi halinde durum daha da netleşecektir.

Bu durumda ABD’nin Suriye’den tamamen çekilerek “evine dönmesi” hiç de inandırıcı değildir.  Nitekim son haberlerde ABD askerlerinin Irak’ta, Suriye sınırına yakın Hariri Üssüne çekilmekte olduklarından bahsedilmektedir. Trump da sürpriz bir şekilde Irak’ta ortaya çıkarak “Suriye’de yapılacak bir operasyonda Irak’taki üsleri kullanabileceklerini” ifade etmiştir. Bence bu ABD’nin Suriye’den çekilmesi değil “işi Türkiye’ye ihale ettiği” anlamına gelmektedir. Ayrıca her ne kadar gündeme getirilmese de Suriye’deki Koalisyon Güçlerinin (başta İngiltere ve Fransa olmak üzere) varlığı ve tutumları da önemlidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test