Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türkiye’de yüzler gülmüyor...

21.12.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gözlem gazetemizin bürokrasi kökenli bir yazarıyım... Her daim olumlu olmaya gayret ederim, insanları “takdir” etmek ve onlara “teşekkür” etmek gerektiği yerde bunu mutlaka yaparım ve bunda bir devamlılık göstermek gayreti içinde olurum. Bunun nedeni de, insanlarla olan ilişkilerde iyilik ve güzellikler ve yanı sıra yüzlerde gülümsemeleri arıyor olmam olsa gerek...

Sokakta yürürken insanları izlemekten çok zevk alırım. Bilhassa gençler arasındaki muhabbetler, her ne kadar zaman zaman biraz yabancı gelse de, dikkatle izlediğim sahnelerdir. Mutluluklarını  görünce hoşuma gidiyor.

Fakat nedense son birkaç yıldır sokaklarda bir telaş, acelecilik ve biraz da endişeli yürüyüşler gözlemliyorum.

İnsanların yüzleri ise biraz fazla “asık ve endişeli.” Yani gülmeyi unutmuş bir hal var vatandaşlarımızın, kadın ve erkeklerimizin yüz ifadelerinde...

Bu ise ister istemez benim de endişelerimi ve üzüntülerimi arttırmaktadır.

Diğer milletlerin ve AB ülkelerinin insanlarında da üzüntülü yüzler vardır, ancak yüzleri gülenler ve karşılıklı selamlaşmalarda “güler yüz” hakim. Toplumsal ilişkilerimde ve toplantılarda karşılıklı görüştüğüm dostlarda da aynı kaygı ve tespitler var. Bu benim de endişelerimi arttırmaktadır. Vatandaşım gülmeli, rahat olmalı, karşılıklı sevgi ve saygı içinde ilişkilerini yürütmeli. Zaman zaman endişe ve sıkıntılarında karşılıklı yardımlarla bunu atlatabilmeli ve hatta devlet, hükümet ve belediyeler de aldıkları tedbirlerle vatandaşına yardımcı olabilmeli...

Fakat olmuyor.

Ancak bu iş, yani mutsuzluk ve endişeler ne yazık ki “sağlıklı” bir teşkilatlanmayı ve etkilerini de zayıf düzeylere itmiş durumda. İlgisizlik, toplumsal sevgi ve saygı ile birlikte insanların dikkatlerini, odaklanma durumlarını ve olumlu bakış açılarını azaltmış ve çok zamanda ortadan kaldırmış durumda.

Genel bir sıkıntı ve “moral” bozukluğu, toplumu kucaklamış görünüyor.

Bunların en başlıca sebepleri arasında, televizyonların içeriklerinin gelişmesi ve bilhassa “yabancı kökenli” ellerin yönetim ve sahipliğinin artması ölçüsünde ortaya çıkan kalitesizlik ve kötü niyet bulunuyor. Medyada maksatlı ve zararlı yayınlar artmakta. Bunun etkileri de toplumun ilgisizliğini, moral düşüklüğünü ve kötümserliğimizi arttırmaktadır.

İlk sırada verilan haberlere bakınız; cinayetler, kötü toplumsal olaylar ve iç karartıcı dış etkiler... En tehlikelisi ise Atatürk’e yönelik ve ülkede ayrımcılığını arttıran, dini ve siyasi bölücülük haberleri...

Bunların etkisini azaltmak veya yok etmek için çalışması gereken Diyanet İşleri Başkanlığı ve ülkeyi bölücü yayınlara karşı koruması gereken TRT ve diğer birkaç kanal hariç tüm kanalların yayınladığı açık oturum ve tartışma programlarındaki yorum ve yönlendirmelere karşı gelmesi gereken savcılar ve diğer birimlerimiz var…

İşte “gülmeyen yüzlerin” ana sebepleri bunlar... Ve bunun yanında ekonomide yaşanan sıkıntılar...

Halbuki toplumsal bilincimiz yerinde olsa ve siyasi ayrımcılık ve partilerin, yöneticilerin aralarandaki “düşmanlık ve nefret” dolu davranışlar bulunmasa, bunların hiçbiri olmaz veya çok az bir miktarda zuhur eder.

 

Seçimler geliyor...

İşte “yüzleri gülmeyen” toplumdaki ikiye bölünmüşlüğün yansıması, bu etkilerin akisleridir...

Eğer üzüntü ve toplumsal gerginliklerin tarihi geçmişlerine bakar ve araştırırsanız, bunun o ülkelerin geleceğini ne kadar tehdit ettiğini ve hatta devletlerin varlıklarının sona ermesine kadar uzanan sonuçlara vardığını göreceksiniz.

Son zamanlarda özelilkle sokakta yürürüken “kadınlarımızın”, bu değerli varlıklarımızın, anne ve kardeşlerimizin ağlamaklı halleri de artmaktadır. Bunun en önemli nedenleri, ahlaki ve toplumsal değerlerimizin gittikçe düşük seviyelere gelmesi ve dinsel yobazlık davranışlarının artması. Bunlara ekonomik skıntılar da eklenince tablo daha da olumsuz bir hal almaktadır.

Çare? Bugünkü tabloda bunun en büyük suçluları, maalesef siyasetin tüm kadroları ve bunların sahip olduğu etkinin büyüklüğüdür.

Seçimler yaklaşıyor. Ekonomik sıkıntılar söz konusu. Etrafımız adeta “ateş çemberi” ile sarılı. Müttefik ve yanlış bir tabir olarak kullandığımız “STRATEJİK” ortaklarımızın ihanetleri artıkça bunların da artması mümkündür.

Çareler tükenmez.

Türk toplumunun bir özelliği vardır; her ne kadar 16 tane devlet kurmuş ve batırmış olsak da, tekrar da kurma özelliğimiz açık ve ortada...

Türkiye’nin insanları; gelin hepimiz “devletin ortak ve vazgeçilmez KIRMIZI çizgilerinde birleşelim.”

Gerisi kolay... Ancak “Birleşemezsek ne olacak” endişesini de unutmayalım.

TÜRKİYE YENİ BİR SENARYO YAZMALIDIR. BAŞINDA DA “EĞİTİM” SİSTEMİNİ KOYARAK, ONU DEĞİŞTİRİP GELİŞTİREREK...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük Burç Yorumları 24 Ocak 2019 Perşembe. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 23 Ocak 2019 Çarşamba. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 22 Ocak 2019 Salı. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 21 Ocak 2019 Pazartesi. Astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Günlük Burç Yorumları 19 20 Ocak 2019 Cumartesi Pazar. Hafta sonu astroloji tüm burçlar ve yükselenleri.

Yazarlar
Website Security Test