Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kışlalı: Alparslan Türkeş’in partisini kullanıyorlar!..

30.11.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, başta yaklaşan yerel seçimler olmak üzere ülkenin gündeminde olan iç ve dış olaylarla ilgili sorularını cevaplandırdı. İşte görüşleri…

GÖZLEM – CHP – İYİ Parti arasında 31 Mart Yerel Seçimleri için “nokta destek ittifakı görüşmeleri” başlayıp Millet İttifakı’nı da canlandırınca, daha önce “Seçimlere her parti kendi adayları ile girecek” diyen AKP ve MHP arasında da “Cumhur İttifakı’nın yerel seçimlerde de devam etmesi” kararlaştırıldı. Sizce yerel seçimlerdeki yapılmak istenen bu ittifak uzlaşmaları, Cumhur İttifakı’na mı, Millet İttifakı’na mı yarayacak?..

Öncelikle bir noktayı tespit edelim: Daha henüz CHP ile İyi Parti arasında tam anlamıyla bir ittifak oluşmadı. Türkiye'de kadınların demokrasi yarışına, seçimlere, siyasete daha çok girmesi şart. Kadınlar genel olarak gözardı edilmiş bir seçmen grubu. Dolayısıyla Meral Akşener'in bu avantajını etkili bir şekilde kullanması ve en azından belediye başkanlıkları adaylıklarına daha fazla kadın gösterilmesi İyi Parti ve onunla ittifak yapacakların avantajlarına olacaktır. AKP ile MHP'nin ittifakı hiç şüphesiz AKP'nin çok işine yaradı. Kazanması çok şüpheli olan üç büyük ilde adayları İzmir hariç, yeniden en önde gelen aday haline geldiler. CHP henüz İyi Parti ile bir ittifak gerçekleştiremedi. Gerçekleştirse bile ekonomik sıkıntılar konusunu bir kenara koyuyorum, son seçimlere göre ulaşacakları oy oranları Cumhur İttifakı'nın oy oranlarını zor bulur. Tabii yerel seçimler her zaman genel seçimlerden farklıdır, adayların kendileri de sandığı etkiler.

GÖZLEM – MHP’nin 3 büyük şehirde “kayıtsız şartsız", ‘AKP kimi aday gösterirse göstersin destekleyecek ve oy vereceğiz’ şeklindeki kararını nasıl yorumluyorsunuz?..

Bu, Bahçeli'nin neredeyse 20 yıldır süregelen 'AKP'ye stepne olma' stratejisinin devamı niteliğinde. Biliyorsunuz önce DSP ile koalisyonu bozdurmuştu. Daha sonra cumhurbaşkanı seçiminde, başkanlık sistemine geçişte hep Erdoğan'a ummadığı avantajlar sundu. Bunun sonucunda da varlığını sürdürmeye devam etti. Hatta son dönemde iktidarın yarattığı ranta ortak olmaya başladı. Üç büyük şehir ile ilgili çıkışını da bu kapsamda görmek lazım. MHP bu illerde seçimleri kazanamayacağını biliyor. Buna karşın, belediye başkanlıklarını elinde tuttuğu diğer bazı illeri AKP desteği olmaksızın tekrar alamayacağını da anladı. Bu illeri almak için böyle bir ittifaka gitti. Erdoğan da MHP ile ittifakı sayesinde iktidarını devam ettirme imkanı buluyor. Bundan sonra güçleri azalsa bile, Erdoğan'ın sağladığı, sağlayacağı ufak tefek desteklerle bile bu işbirliğini devam ettirebiliyorlar. Bu aşamada şimdi yaptıkları bu. Alpaslan Türkeş'in partisini kullanıyorlar.

GÖZLEM – MHP Lideri Devlet Bahçeli “bu desteği” anlatırken “Beka sorunu” dedi. “Beka” Türk Dil Kurumu’nun sözlüklerine göre, “Kalıcılık / Ölümsüzlük” anlamını taşıyan” bir Arapça kelime. Sizce Türkiye’nin “böyle bir sorunu” var mı? “Varsa” bunun sorumlusunun “16 yıldır iktidarda olan AKP’nin olması” gerekmiyor mu, ortada bir çelişki yok mu?..

Aslında bu Türkiye'den çok Devlet Bahçeli'nin kendisinin bir "beka" sorunu. AKP'nin, Erdoğan'ın desteği olmadan MHP yine Türk siyasetinde kendi yerini bulabilir. Ancak Devlet Bahçeli'nin siyaset dışı kalması büyük olasılıktır.

GÖZLEM – Erdoğan, “Çankaya, Beşiktaş, Kadıköy, Şişli gibi yerlerdeki seçim sonuçlarına bakın hiçbirinin ülke gerçekleriyle ilgisi olmadığını görürsünüz. Türkiye yansa da şaha kalksa da bunların umurlarında değildir. Buralardaki seçmen profili Türkiye pastasının kaymağını yiyen kesimden oluşuyor. Bu ilçelerde yaşayan sağduyulu vatandaşlarımız bilir ki bu ilçeler bugünkü seviyesine, belediyelerin değil büyükşehir belediyesinin ve hükümetin yatırımları sayesinde gelmiştir” diyor, “Çankaya’da oturan bir gazeteci olarak” bu sözle ilgili yorumunuz nedir?..

Son yerel seçimlerde CHP'nin Çankaya'dan aldığı oy sayısı yaklaşık 388 bin, Beşiktaş 97 bin, Kadıköy 260 bin, Şişli 109 bin olmuş. Bunları topladığınızda zaten sadece bu dört ilçeden CHP'ye oy veren 850 bin kişi oluyor. Bu kadar büyük bir rakam için "kaymak tabakası" denilebilir mi? Örneğin Çankaya 1960'lardan itibaren gelişen bir ilçe. Ben 1965'den beri burada oturuyorum. Çankaya'ya geçmişte sadece Ankara Belediye Başkanları’nın değil, Çankaya Belediye Başkanları'nın da çok hizmeti olmuştur. AKP Ankara Belediye Başkanlığı'nı kazandığında Çankaya çoktan gelişmiş, Türkiye'nin en ileri ilçelerinden biriydi. Ancak özellikle Melih Gökçek'in belediye başkanlığı döneminde, rutin asfalt, yol çalışmaları haricinde Çankaya'ya ciddi bir belediye yatırımı yapıldığını söyleyemem, çünkü Gökçek buradan kendisine büyük bir oy potansiyeli çıkmayacağını biliyordu. Diğer taraftan CHP'li belediyeler, CHP'li seçmene dönük kültürel, sosyal projelere, yeşil alanlara daha fazla önem verip, yatırım yaptılar.

GÖZLEM – Batı dünyasında “Türkiye konusunda olumsuz raporlar” devam ederken, bu defa da “NATO Parlamenterler Asamblesi” sert bir rapor hazırladı. Türkiye’den “Özgür olmayan ülke” olarak söz edilen rapor ile “NATO’da ilk kez Türkiye’de demokrasi ve insan hakları alanındaki gelişmeler” eleştirildi. “Türkiye’nin 15 Temmuz 2016’da ‘vahşi’ bir darbe girişimine maruz kaldığı belirtilen raporda ‘Darbe girişimi bastırılmasaydı (Türkiye’de) iç savaş çıkabilir, bölgesel güvenlik açısından yıkıcı sonuçlara yol açabilirdi” denildi ama “darbe girişiminin faili FETÖ’den ise hiç söz edilmedi. Raporda, 15 Temmuz Darbe girişiminden sonraki süreçte “hükümet ve OHAL uygulamalarının dengesiz olduğu” öne sürüldü. “Medyaya baskı” ile beraber, Anayasa değişikliği ile başlayan “Cumhurbaşkanlığı Hükümeti sürecinin denetimsiz kaldığı” da ifade edildi, görüşünüz?..

Bu NATO raporuna katılıyorum. Sizin de bahsettiğiniz gibi FETÖ'den bahsetmemesi bir eksiklik olmuş. Yeni cumhurbaşkanlığı sisteminin getirdiği yanlışlıklar ortada. Sistemin denetimsiz kalmasının yanı sıra artık Türkiye'de batı anlamında bir demokrasi kaldığından da söz etmek mümkün değil. Özellikle tamamen iktidarın güdümünde olan yargısal uygulamalar ile medya dahil çeşitli muhalif gruplara baskılar da bunu gösteriyor.

GÖZLEM – ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) Kongre’ye sunduğu “gizli ibareli” raporda “Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemlerini satın almasının yalnızca F-35 uçakları teslimatını değil, diğer ABD’li şirketler tarafından üretilen CH-47F Chinook helikopteri, F-16 uçakları ve UH-60 Black Hawk helikopterlerinin alımını da etkileyebileceği” belirtildi. Uçak ve helikopter stokunun “yenilenmesi gereğini” ortaya koyan kazaların arttığı bir dönemde, “böyle” bir tablonun ortaya çıkışı konusundaki yorumunuz?..

Öncelikle daha genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, ABD Akdeniz'de yani Türkiye'nin güneyinde kendine bağlı, kendi kontrolünde bir 'devlet' kurmak istiyor. FETÖ'yü desteklemiş olmaları da bu planlarının bir parçası. FETÖ'nün eliyle Türkiye'yi mümkün olduğu kadar ABD kontrolünde bir devlet haline getirmek istediler ama onu yapamadılar. Ama Irak-Suriye bölgesinde, Türkiye'nin hakimiyetinin önlenmesi ve oraya ABD egemenliğinin, gücünün hakim kılınması için PKK'lıların çekirdeğini oluşturan PYD/YPG'yi oluşturup, Türkiye ile Rusya'nın yakınlaşmasını da engellemek istediler. Tabii ki S-400 hava savunma sistemlerinin alınması ABD'nin bu genel stratejisine çok aykırı, çok karşı bir hareket tarzı olduğu için, şimdi ellerinde olan bütün imkanları kullanarak Türkiye'nin Rusya ile yakınlaşmasını önlemeye çalışıyorlar.

GÖZLEM – İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan ve İtalya, “Doğu Akdeniz gazının Avrupa'ya Akdeniz altından yapılacak boru hattıyla gönderilmesi için” iş birliği anlaşması imzaladı. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Devleti’nin proje harici bırakıldığı “yıllık 20 milyar metreküplük kapasiteye sahip olacak hattın inşası için” gerekli yatırım miktarı yaklaşık 7 milyar dolar. Doğu Akdeniz’deki çok büyük doğal gaz rezervi üzerine, “Türkiye’yi dışarıda bırakacak” gelişmelere bir halka daha ekleyen bu “AB şemsiyeli” adım konusunda görüşünüz?..

Kıbrıs'taki anlaşmazlık devam eden bir süreç. Türkiye'nin AB'ye alınmamasının ardında yatan en büyük nedenlerden birisi de bu. Türkiye, Kıbrıs çevresindeki kıta sahanlığı için bazı adımlar attı. Ancak geç kalmış gözüküyor.

GÖZLEM – Son yapılan ve 5 saat süren Milli Güvenlik Kurulu toplantısından sonra yayınlanan bildiride “Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerinin Türkiye için son derece önemli ve vazgeçilemez olduğu” vurgulanarak “Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerine aykırı hiç bir gelişmeye müsaade edilmeyeceği teyit edilmiştir” denildi. Türkiye “bu adımlar atılmaya devam ederse” ne yapabilir?..

Deniz altı, deniz üstü, kıta sahanlığı belli hakların kimlere ait olduğu ve nasıl kullanılabileceği konusu ciddi olarak görüşülüp, üstünde anlaşılmazsa, Yunanlılar da bu şekilde adımlar atmaya devam ederlerse, bu iş kanımca çatışmaya kadar gidebilir.

GÖZLEM – Karadeniz’de gene Rusya – Ukrayna arasında “savaş gerilimi” yaşanıyor. Kırım’ı ve Ukrayna’nın Doğusu’ndaki iki bölgeyi Ukrayna’dan koparan Rusya, şimdi de Azak Denizi’ne girilen Kireç Boğazı’nda “izin almadan Azak Denizi’ne giriyorlar” diyerek 3 Ukrayna gemisine ateş açı ve el koydu. Ukrayna da “bu olayı savaş sebebi sayarak” ordusunu “savaş hâli” durumuna getirdi, Birleşmiş Milletlere başvurdu. NATO hareketlendi. Türkiye “endişe” ifade eden bir bildiri yayınladı. Bu anlaşmazlık sürer ve Karadeniz’de gerilim giderek artarsa, “endişe ifade eden bildiri” yeterli olabilir mi?..

Türkiye, Ruslarla da görüşerek ortamı yumuşatma yönünde devreye girmiş gözüküyor. Türkiye bu konuda Rusya ile Ukrayna arasında dostane bir rol oynamaya çalışıyor ve iki ülkeyle de iyi ilişkilerini muhafaza ediyor.

GÖZLEM –Olağanüstü Hal döneminde okulu kapatıldığı için TSK ile ilişiği kesilen bir askeri meslek yüksekokulu öğrencisinin “KHK ile harp akademileri, askeri liseler ve astsubay hazırlama okullarının kapatılmasının anayasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle Ankara 17. İdare Mahkemesi’nde açtığı davada, mahkemenin Milli Savunma Bakanlığı’ndan istediği savunmada “tartışılacak” görüşler yer aldı. Hulusi Akar adına gönderilen savunmada, “Özellikle hedef alınan TSK’da kadrolaşma süreci askeri öğrenciliğe girişte başlamış, bu şekilde önemli mevkilere kendi mensuplarının yerleştirilmesi amaçlanmıştır. Darbe girişimi sonrasında ülkemizin iç ve dış güvenliğini sağlamakla görevli bir kurum için personel yetiştiren askeri okullar hakkında düzenleme yapılması kaçınılmaz olmuştur. Bu nedenle, yapılan düzenlemelerin OHAL’e uygun olmadığından söz etmek mümkün değildir” denildi, görüşünüz?..

Bu sistemde büyük değişiklikler oldu. Ama şimdiden sonra askere alma işlemleri nasıl yapılıyor, asker olacaklar nasıl belirleniyor? Harp akademileri, askeri liseler ve astsubay okullarının kapatılmasının TSK'nın durumunu nasıl etkileyeceğini anlamak için, bu okullar yerine getirilen şimdiki, yeni sistemin ayrıntılarının iyice irdelenmesi lazım. Öte yandan bu öğrencinin söz konusu değişikliklerin KHK'lar ile yapılmasının anayasaya aykırı olduğu şeklindeki başvurusu tamamen hukuki bir konudur.

GÖZLEM – Galatasaray ile Futbol Federasyonu, Disiplin, Tahkim Kurulları ve hakemler arasında adeta savaş çıktı. Karşılıklı açıklamalar ve Galatasaray Başkanı, hoca ve futbolcularına verilen ağır cezalarla süreç devam ediyor; bu konuda görüşünüz?..

Galatasaray'ın son dönemde yaşadığı futbolla ilgili teknik 'görece' başarısızlığın en büyük nedeni takımdaki santrafor ve lider oyuncu eksikliği gibi gözüküyor. Bunu tespit ettikten sonra, sizin yukarıda bahsettiğiniz idari sorunlara ilişkin bir görüşü, özetle, bu konuda uzman, yazarınız Öcal Uluç'un yazdıklarında bulmak mümkün: "Ne hakemler, ne onlara ve de Federasyonun Disiplin ve Tahkim Kurullarına “Galatasaray’a karşı bu kadar pervasız kararlar verme” yolunu açanlar, ne Yıldırım Demirören, ne Kulüpler Birliği, değil birkaç maçlık bir süreçte, koca bir sezon ellerinden geleni artlarına koymasalardı bile, Galatasaray’ı bu duruma düşüremezlerdi. İftihar edin Mustafa Cengiz / Abdürrahim Albayrak ikilisi, Galatasaray’ı bu duruma siz düşürdünüz; onlara bugünlerin fırsatını siz verdiniz!.."

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük burç yorumları 17 Aralık 2018, astroloji yorumları tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık...

Günlük burç yorumları 16 Aralık. Pazar Astroloji yazıları tüm burçlar ve yükselenleri. Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık, Koç, Boğa, İkizler.

Günlük burç yorumları 15 - 16 Aralık. Hafta sonu Cumartesi Pazar Astroloji yazıları tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akre...

Yazarlar
Website Security Test