Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Umutsuzluk yolu, Atatürk’ün Yolu olamaz!..

23.11.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Napolyon der ki; “Cesaret, sevgi gibidir; gelişmesi için umut gereklidir.”

İşte CHP’nin, Atatürk’ten, hadi “biraz kayırma ile ‘İnönü’den de sonra’ gelen genel başkanları” diyeyim, genel ve yerel parti önderleri çalışma odalarındaki masalarının tam karşısına “bu sözü yazsalar” ve “bu sözün gereğini yerine getirmek için” ellerinden geleni yapsalar, bugün Türk insanı “siyasi, sosyal ekonomik sıkıntılar içinde” kıvranmaz, “geleceğine umut dolu bir güven ile” bakmaz mıydı?..

“Atatürk’ün partisiyiz” diyorlar, Atatürk’ün “o yokluk, yoksulluk, ümitsizlik ülkesinde” nasıl bir “umut yaratarak” o “hasta adamdan da öte, bitkisel hayata girmiş”  Osmanlı’dan, “nasıl Orta Doğu’nun en güçlü devletini, Türkiye Cumhuriyeti’ni çıkardığının” farkında bile olamıyor, “ondan dersler alamıyor”, kimleri, hangi insanları, hangi grupları “o şartlarda” bir araya getirerek, önce İstiklal mücadelesini, sonra devrim zaferini kazanıp, nihayet “milli ve üniter devlet mucizesini gerçekleştirdiğini” hatırlamıyorlar!..

Onun için değil halka değil “iktidar umudunu”, hatta “gerçek bir Ana Muhalefet Partisi umudunu” bile vermiyorlar, veremiyorlar!..

GELİRKEN VE GİDERKEN…

 

İsmet Paşa ve Ecevit dahil, “omuzlarda taşıyarak göreve getirdikleri” her genel başkanlarını, çok geçmeden “arkasına teneke bağlayarak gönderdiklerinin ‘sonu aksi olan’ bir tane örnek” var mı, siyasi tarihimizde?

Cumhuriyet Tarihimizin ‘İkinci Adamı’ İnönü “öldüğünde” kurucularından olduğu CHP’nin üyesi değildi (Onu, Ecevitçiler gönderdi); “Umudumuz” Ecevit de “öyle” değil miydi (Onu da İnönücüler)?..

Evet, “siyaset nankördür” ama “bu ‘ürpertici’ söz, CHP’de kişiler için olarak da, tutulan politik ve ideolojik yol bakımından da çok başka ve ileri anlamları” ifade ediyor.

“Atatürk’ün partisiyiz” diye sahneye çıkanlara sormak gerek; “Önce merkez sol, sonra sosyal demokrasi ve demokratik sol başta, merkezin solundaki ‘dikenliler dahil’ her çiçeği koklamayı sevenlerin yolu” ile, “Atatürk’ün yolu” bir midir?..

“Merkez sağdan ve sağdan gelen liderleri”, bir türlü “Atatürk’ün Çankayasına layık görmeyenler”, nasıl oluyor da “Yalova Kaymakamlığını bile yapıp yapamayacağı şüpheli olan” bir meydan siyasetçisini, “Çankaya’ya layık” görüp aday yapıyorlar?..

Ve de “aday olduğunun açıklandığı gün”, O’nun yakasındaki “6 Oklu CHP rozetini” çıkarıp, “Ben herkesin adayı bir cumhurbaşkanı olacağım” dediğini çok çabuk unutup da, “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olmak istediğini açıklarken” benzer bir adım atıp, “Rozetsiz aday olacağım” diyen Mansur Yavaş’a , genel başkan yardımcılarının aracılığı ile “Seçime katılan adayların mutlaka rozetleri olur” diyebilen bir CHP, söyler misiniz bana, bu zihniyet ve yöneticilerle, dahası “nasıl” seçim kazanacaktır?..

İZMİR ÖRNEĞİ NANKÖRLÜK!..

Sadece İzmir’de her seçimde partisinden en az yüzde 2 – 3  fazla oy alan, çiftçisinden, işçisine, kadından, gencine İzmirlinin “Baba Başkan” dediği, “Bizi bırakıp gitme” diye feryat ettiği, dahası Türk  Belediyelerine “örnek” bir “İzmir Modeli yarattığı için”, Dünya ve Avrupa Belediyeleri için de “örnek gösterilen ve de ödüller alan bir Belediye Başkanı’nı “kırmak, küstürmek, aktif siyasetin dışında bırakmak” ve nihayet ona “Aday olmayacağım” dedirtmek için, Ankara’da ve İzmir’de kapalı kapılar ardında nelerin yapıldığını öğrenmenin, yaşamanın sonunda, Öcal Uluç’a  “Evet siyaset nankördür, ama CHP’de bu nankörlük  bambaşkadır” dedirtmek, bir “siyasi marifet midir”, ey Kılıçdaroğlu ve arkadaşları, söyleyin bana?..

Ve de, bu “kaçıncı” örnektir; şöyle bir etrafınıza bakın, orada kalanlar ile, gönderdiklerinizi “CHP Genel Başkanı olarak değil, insan olarak elinizi vicdanınıza koyup” kıyaslayın, içinizde “bir sızlama” hissetmeyecek misiniz?..

Ne oldu, işte Aziz Kocaoğlu bırakıyor, İzmir karmakarışık, “yüreğinde aslan yatan” ilçe belediye başkanları başta “CHP adayları” birbirlerini yiyorlar, kulislerde, “birisini isteyen ve sevenlerin, ötekilerle ilgili olarak ortaya attıkları, kulaklara fısıldadıkları” çirkin iddiaların bini bir para… Bilesiniz ki, sanki Pandora’nın kutusu açılmış; AKP’liler, MHP’liler ellerini ovuşturarak, memnuniyet içinde bu tabloyu izliyorlar!..

Hedefe İstanbul’u, Ankara’yı, Adana’yı, Antalya’yı, Manisa’yı, Mersin’i koyarken, kendi başınıza bir de “İzmir işi” açtınız, burada açık ara seçimi kazanacak iken; şimdi “Cumhur İttifakını” ümitlendirdiniz; bu nasıl bir siyasettir?..

Bu soruya, cevap olarak en hafifi ile, “siyasi dolambaç aymazlığı” diyeceğim ama, “bu niteleme” az gelir; ortada “tam bir nankörlük” var; işte o kadar!..

Ve de her şeye rağmen, 31 martta oy kullanacak halkıma da “umut” konusunda bir başka sözüm, var, söz Goethe’nin: “Başka bir hayat için umut beslemeyen, sırf bu yüzden ölmüştür.”

 

 

Haftanın Adamı

Mircea Lucescu

Uzun zamandır “Haftanın Adamı” bölümümüze bir “spor adamı” girmiyordu!..

Milli Takımımızın teknik direktörü “Romen” Mircea Lucescu “tersinden, yani ‘eksileri’ ile” bu hafta “Haftanın Adamı” olmayı hak etti!..

Bir zamanlar Türkiye’ye, “Çavuçescu Romanyası’na benzeterek” ağır şekilde hakaret eden,Lucescu, “Hocalık kariyerinde yükselişini”, Çavuçescu döneminde Dinamo Bükreş ve Romen Milli Takımı’nda yaptı. Sonra Avrupa’da “orta boy” takımlar çalıştırdı. Asıl şöhretini Ukrayna’nın “değişmez şampiyonu” Shaktar Donetsk’te yaptı. 3 yıl önce Shaktar yönetimi ona “Artık yeter” dedi, bir Rus takımına gitti. Oradan da “sezon bitmeden” ayrılmak zorunda kaldı.

Yıldırım Demirören Federasyonu, “Fatih Terim ile kendisine büyük tazminata mal olan sözleşme feshinin akabinde”, Lucescu’yu “yıllık 2.5 milyon euro ile” milli takımın başına getirdi. Önce “umudunuzun devam ettiği” Avrupa Kupası’ndan elendik. Sonra hep başarısızlık; Hoca olarak başında çıktığı 18 milli maçın sadece 4’ünden galibiyet, 3’inden beraberlik çıkarabildik. 9 da mağlubiyet…Uluslar Ligi’nde kendi sahamızda İsveç’e yenilerek küme düştük. Ve yoğun eleştirilere, tribünlerden gelen gür “İstifa” tezahüratlarına karşılık “Benim beğenilmeye ihtiyacım yok” diyen bir teknik direktör var karşımızda!..

 

Ve “ne yapacağını bilmeyen” bir Federasyonu, adeta parmaklarında oynatıyor, “bunca başarısızlığa karşı” tam bir pişkinlik abidesi,

“Ben takımı gençleştiriyorum, sabırlı olun” diyen 73 yaşındaki Mircea Lucescu “daha yıllarca her yıl 2.5 milyonumuzu yemeye” niyetli” niyetli. Ne diyelim dersiniz; “Helal olsun” mu, “zehir zıkkım olsun” mu?..

 

Sözün Özü

Vatan gazetesinin kurucusu ve o zamanlar başyazarı Ahmet Emin Yalman için “hicivcimiz” Neyzen Tevfik; “şöyle” yazmıştı; “Şu bizim dönme dolap Ahmed Emin / Dîn-ü îmânımıza çatmadadır / Başımız ağrımaz etsek de yemin / Vatanı on kuruşa satmadadır.”

Şimdi “Vatan”, Milliyet Gazetesi’nin içinde ‘bedava’ satılıyor; çok yazık!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük burç yorumları 17 Aralık 2018, astroloji yorumları tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık...

Günlük burç yorumları 16 Aralık. Pazar Astroloji yazıları tüm burçlar ve yükselenleri. Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık, Koç, Boğa, İkizler.

Günlük burç yorumları 15 - 16 Aralık. Hafta sonu Cumartesi Pazar Astroloji yazıları tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akre...

Yazarlar
Website Security Test