Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Son üç ayda neler oldu?

16.11.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ağustos, Eylül ve Ekim ayları ile Kasım ayının bir bölümündeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdiğimizde şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz.

Ağustos ve Eylül aylarında yaşanan ve bütün dengeleri bozan çalkalanmalar yerini nispi bir yumuşamaya bırakmıştır. Kurlar gevşemiştir. Faizler bir ölçüde de olsa gerilemiştir. Bankalar dış kaynaklardan borçlanmada, faizleri yüksek olmakla birlikte, çok zorlanmamıştır. Dış ticaret rakamları iyi gelmiştir. Bir önceki yılın Eylül ayında 4,4 milyar dolar açık veren cari denge, bu yılın aynı ayında 1,8 milyar dolar fazla vermiştir. Kur artışları ve satın alma gücünün etkisiyle ürün satışlarında güçlük çeken mobilya, beyaz eşya ve otomotiv sektörlerinde vergi indirimlerine gidilerek, enflasyonun iki ay için bile olsa gerilemesi öngörülmüştür.

Havanın yumuşamasında çeşitli etkenler rol oynamıştır. Eylül ayında Merkez Bankası, piyasaların bile beklemediği ölçüde faiz arttırmış ve gerektiğinde siyasetten bağımsız şekilde hareket edebileceği algısını pekiştirmeye çalışmıştır. ABD’li rahip Brunson’un tahliyesi iki ülke arasındaki gerginliklerin yumuşamasına yol açmıştır. İran’a uygulanan ambargodan ülkemizin muaf tutulması olası bir ekonomik sıkıntıdan kurtulmamıza yaramıştır. FED, faiz hadlerinde şimdilik bir artırımına gitmemiştir. Dış politika uygulamalarında, gerginlikler yerine daha yapıcı ilişkiler tercih edilmeye başlanmıştır.

Bu gelişmelere rağmen ülke ekonomisinin normalleştiğini söylemek kolay değildir

Enflasyon halen çok yüksektir. Yıllık TÜFE  % 25,24 ve ÜFE% 45’tir. Gelecek yıl için yapılan tahminler de % 20’lerdedir. Bu açıkça yüksek enflasyonun daha uzunca bir süre devam edeceği anlamındadır. Zaten ÜFE’nin bu kadar yüksek seyretmesi, önümüzdeki aylarda bu enflasyonun TÜFE’ye ister istemez yansıyacağını göstermektedir.

Ticari faizlerin %40-50’lerden % 30’ların altına gerilemesi olumlu bir gelişmedir ama yine de çok yüksektir. Bu faiz hadleri ile üretim yapmak ve rekabet edebilmek kolay değildir. Doğal gaz ve elektrik fiyatlarına yapılan ve kurlardaki gerilemeye rağmen, fiyat indirimine gidilmeyen enerji fiyatları, maliyetleri arttıran ana unsurlar olmaya devam etmektedir.

İran’a karşı ABD ambargosundan muaf tutulmamız altı aylık bir süreyi kapsamaktadır.  Yani geçicidir. Bu sürenin dolmasından sonra ne olacağı bilinmemektedir. Bu itibarla ikili ilişkilerde gerginliğe yol açabilecek davranışlardan kaçınmak gerekir. Görebildiğimiz kadarıyla öyle de yapılmaktadır. Aynı yumuşama politikasının AB ile olan ilişkilerde de gösterilmeye başlanması son derece iyi olmuştur. Paris’te geçen hafta yapılan zirvede Türkiye’nin hedefinin AB ile bütünleşmek olduğunun açıklanması ekonomik açıdan büyük fayda sağlayacaktır. Uygulama bu yönde olduğu takdirde, hem krediler, hem ihracatımız ve hem de doğrudan yabancı yatırımların ülkeye girmesi açısından gerekli ortamın sağlanmasına katkıda bulunacaktır. Elbette böyle bir sonucun alınması, yapısal reformların gerçekleştirilmesine ve ortak değerlere uyulmasına bağlı olacaktır.

Cari dengenin fazla vermesi olumludur ancak bu duruma büyüme oranının düşük olması, ithalatın sürekli şekilde gerilemesi sebep olmuştur. İthalat hem tüketim, hem üretim hem de ihracat için gereklidir. Büyüme oranının düşük olması işsizlik sorununa yol açabilecek ve durgunluğa sebep olabilecektir.

Sıkıntı içindeki sektörlere vergi indirimleri yoluyla teşvik verilmesi, geçici bir rahatlık sağlayacaktır. Aynı şeyleri açılan çeşitli kampanyalar için de söylemek mümkündür. Ancak bu tür uygulamaların sürmesinin, mali disiplini bozma tehlikesi de vardır. Şimdi de konut sektöründeki arz fazlasının kamu tarafından satın alınacağı veya bir şekilde kamu sektörünce sübvanse edileceği şeklinde söylentiler dolaşmaktadır. Varsa hazırlıkların detayları henüz bilinmediğinden, piyasayı ne ölçüde etkileyeceği de belli değildir. Bu konuya açıklık getirilmesi faydalı olacaktır.

Bu arada reel sektör ile finans kuruluşları arasındaki işbirliğini arttırmak ve ortak çözüm yolları aramak için TOBB ile Bankalar Birliği’nin çeşitli şehirlerde düzenledikleri toplantılar faydalıdır. İki sektör de birbirlerine muhtaçtır. Buna rağmen asıl belirleyici unsurun ekonomik şartlar olduğunu unutmamak gereklidir. Türk ekonomisinin istikrara kavuşması ve sürdürülebilir bir büyüme hızı yakalayabilmesi için kaynakların reel sektöre yönlendirilmesi gerekmektedir.

Sonuç itibariyle şunu söyleyebiliriz. Ne geçtiğimiz aylardaki gibi aşırı karamsarlık ne de son zamanlardaki gibi aşırı iyimserlik doğrudur. Esas olan piyasaların kalıcı istikrara ve güvene kavuşturulmasıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Yazarlar

Günlük burç yorumları. 12 Aralık Çarşamba, günlük astroloji yazıları. Tüm burçlar ve yükselenleri. Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak,...

11 Aralık Salı günlük burç yorumları. Günlük astroloji ve burç yazıları. 11 Aralık Salı.

Yazarlar
Website Security Test