Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İzmir’in Kumaşı (5): Türkiye’nin Hollywood’u İzmir

12.10.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kentler, yaşamı sürdürebilmek için bir coğrafyaya kalıcı olarak yerleşerek birlikte yaşanan alanlardır. Bu nedenle fiziksel, toplumsal, kültürel ve ekonomik ihtiyaçların sürekliliği ve kent yaşamının sürdürülebilirliği ile kentlerin yaşam süreleri arasında bire bir bağıntı vardır. İzmir, sahip olduğu birçok potansiyelin yanında kültürel altyapı çeşitliliği, zenginliği ve derinliği yanında tasarım, eğitim ve sanat duyarlılığı ile benzerlerinin önüne geçen bir kent. Bu kaynağı kent yaşamına değer üreten, bunun için kaynak yaratan katma değere dönüştürmek gerek. Sanat kaynaklarını entelektüel sermayeye dönüştürmek; bu sermayeyi, değerli sanat ürünlerini üretmek için kullanmak ve çekiciliği yüksek ürünleri üretme kabiliyetini arttırarak bundan fayda sağlamak, İzmir’in benzer kentlerle karşılaştırıldığında ayırt edici üstünlüğüdür. Yerel ve küresel koşullar bunun için fazlasıyla mevcut!

ABD yönetimleri ile Hollywood ve Üniversitelerin iş birliği Güçlü Amerika algısını kurgular, aktarır ve etkisinden yararlanır. Özellikle Amerikan Savunma Sanayii – Sinema - Üniversite işbirliği, dijital oyun ve oyuncak sektörünü de işe koşarak, geleceğe yönelik küresel algıyı, yapay kültür değerleri ve mitolojiler yaratarak biçimlendirir ve bunları ticarileştirir. Bu model, artan ihtiyaca rağmen, Türkiye’de henüz sanat ve tasarımı birlikte düşünen ve buna bünyesinde yer açmayı akıl eden kentler olmadığından, etkili ve verimli kullanılamıyor. İzmir, sinemanın büyük ölçekli algı yönetimi ve siyaset aracı olarak kullanılması için Ar-Ge, tasarım, eğitim-öğretim, proje ve etkinlik organizasyonlarını gerçekleştirerek kent yaşamına hareket, ekonomisine yeni bir fırsat yaratır.

Hollywood gelirlerinin sadece 1/3’ü sinema ürünlerinden sağlanır. Üretilen ekonomik değerin geri kalan 2/3’üfilm platoları ile Disneyland ziyaretleri ile oyun-oyuncak ve hediyelik eşya satışından kazanılır. Sektör, Disneyland ürün, yapı ve kurulumlarını, ABD’ye gelemeyenlerin ayağına götürmek için, ülke dışına taşıyor. Sinema ürünlerini tanıtma ve pazarlamak için düzenlenen medya destekli Oscar, Grammy vb. festival ve ödül organizasyonları ile sinema ve ilgili yandaş endüstrilerin çekim gücü besleniyor. Film Turizmi alanında Türkiye’de düzenlenen Antalya Altın Portakal, Adana Altın Koza ve İstanbul festival girişimleri sektörü destekleyecek yeterlikte, kurumsal, odaklanmış ve temalı değil. İzmir, sinemayı sadece film üretim alanı olmanın ötesinde değerlendirerek temalı, çok bileşenli ve cazip bir turizm alanı olarak kurumsallaştırırsa bundan kârlı çıkar.

Hollywood ve İtalyan Sineması başta olmak üzere Avrupalı sinema sektörü, ülkelerindeki maliyetlerin yüksekliği nedeniyle, daha cazip coğrafyaları araştırıyor. Avrupalı sektör temsilcileri gün ışığı ve güneş enerjisinin sağladığı avantajlar nedeniyle önce Libya başta olmak üzere Kuzey Afrika’yı denedi ancak bu coğrafyanın sosyal ve kültürel zenginlikler başta olmak üzere alt yapı yetersizlikleri caydırıcı etki yarattı. Küresel finans sorunları Amerikan ve Avrupalı yapımcıların belini bükmeye devam edecek, bu açık. Arayışların daha da yoğunlaşacağı kesin!

Sektörün, maliyeti düşük yenilenebilir enerji kaynakları yanında sosyal, kültürel ve lojistik zenginlikleri nedeniyle, İzmir ile bu nedenle yakından ilgilendiği bilinmelidir.

Sadece uzun metrajlı film piyasası değil kârlılığı açısından dizi film sektörü de cazibesi artan sinema ürünlerinden biridir. Brezilya dizilerinin bir salgın yarattığı dönemi anımsayalım. Dizi filmlerin üreticisine sağladığı kârın uzun metrajlı filmlerden 1,5 kat fazla olduğu biliniyor. Brezilya’nın bu noktadaki çekiciliği, sanatçı ve teknisyenlerin emek ve üretim maliyetlerinin düşüklüğü olmuştu. Uluslararası dizi film yatırımcılarının şimdiki durağı ise Hindistan’dır. Brezilya ile karşılaştırıldığında Hindistan’ın çekiciliği, sahip olduğu sinemaya yatkın teknoloji üstünlüğünden kaynaklanmaktadır. Kısacası; Hindistan Brezilya’dan daha ucuz ve teknolojik açıdan daha verimkârdı.

Türkiye ve İzmir’in Brezilya ve Hindistan’a üstünlüğü ise maliyet düşüklüğü ve teknolojik altyapı zenginliği yanında oyuncak ve moda, mobilya, set ve kültürel ürünler tasarımında sahip olduğu altyapı olanaklarıdır. Özetle Yeşilçam’ı İzmir’e çeken koşullar Amerikan ve Avrupalı film ve dizi film yapımcıları için de fazlasıyla mevcut. Bu potansiyeli uluslararası yatırımcıya anlatıp onları ikna etmek gerek.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test