Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Sosyal kriz, krizlerin anasıdır!..

12.10.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bir ülkede, “siyasetten, ekonomiye, iç politikadan, dış politikaya, kültürden, spora kriz varsa”, bakacaksınız sosyal hayata ve göreceksiniz ki, “orada kriz vardır” ve “bütün krizlerin anası” da odur; doğurdukça doğurur!..

Ülkemizde, iyi siyaset bilimciler, iyi ekonomistler, iyi politikacılar, ityi bürokratlar, iyi valiler, iyi belediye başkanları, iyi gazeteciler, iyi yazarlar, iyi dış politika uzmanları, iyi diplomatlar, iyi sanatçılar, iyi sporcular, iyi doktorlar, iyi hukukçular, iyi yöneticiler, kısacası, yaz yaz bitmez “iyiler vardır” ve hepsi ülke sahnesinde ramp ışıklarına çıkmışlar, “önemli roller oynamışlar, görevler yapmışlar, şana şöhrete kavuşmuşlardır”; amma…

63 yıldır gazetecilik yapıyorum; elbette “iyi sosyologlarımız” da “sayıları az da olsa vardır”; ama ülke sahnesinde “hakları olan rolleri alamamışlar, hakları olan yetkilere sahip olamamışlar, ramp ışıklarının olduğu sahne önlerine çıkamamışlar”; öylece gelmiş, öylece gitmişlerdir!..

Onları, “toplum”, onları “halk” tanıyamamış, dinleyememiş, aydınlanamamış ve  bu yüzden “içinde yaşadıkları sosyal krizin çözümü için” ağırlık koyamamış ve de…

“Onların seçtiği” politikacılar için de “sosyoloji” sadece “lisede okutulan bir ders” olarak kaldığından, ülkenin içine düştüğü ve “her krizin anası olan” sosyal krizi fark edememiş, çözümü “ilk olarak onda arayacaklarına”, çözümü “ikinci düğmeden başlayarak” aradıkları için, ülke “krizden krize sürüklenip” durmuştur, durmaktadır!..

Tıpkı, “ilk düğmesi yanlış iliklenen” gömleklerin “ondan sonra başına gelecekler” gibi!..

Etrafımıza bakalım, TV ekranlarına, gazete sayfalarına bakalım, milli eğitime, okula, üniversiteye göz atalım, adalette, sulh hukukundan, Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi salonlarına ve kararlarına, uygulamalarına kadar “adalet” arayalım, Meclis’i, Hükümet’i, en küçük ilçesinden en tepedeki teşkilatına kadar  siyasi partileri gözlemleyelim; “acaba gömleğin bu düğmeleri doğru iliklenmiş midir”; hayır!..

 

+++++++

 

İşte Sosyal Kriz!..

Soru şu; ülkede sosyal kriz var mı; bu sorunun cevabı her gün TV ekranlarında, gazete sayfalarında “durmadan” veriliyor.

İnelim evlere, sokaklara, mahallere, kasabalara, kentlere; her gün “1 kadın öldürülüyor”; komşusuna, ortağına, doktoruna, öğretmenine, arkadaşına öfkelenen, cebindeki tabancaya, belindeki bıçağa el atıyor, üstünde bunlar yoksa, koşup evinden pompalı tüfeği kapıp geliyor; Pooommmm!..”

Küçücük çocuklara tacizler, kadınlara tavizler, vahşi cinayetler…

Aileler arasında, komşular arasında, gruplar arasında, aşiretler arasında, Suriyelilerle, Türkler arasında adeta “sokak savaşı” görüntüsü veren çalışmalar; ölüler, yaralılar…

“Uyuşturucu kullanma yaşı”, ilkokula kadar indi, “devamlı içki içen” gençlerimizin oranı gün be gün artıyor, kumar ve fuhuş, “işsizin, fakirin ve daha iyi yaşamak isteyen insanımızın umut dişlileri” haline geliyor; boşanmalardaki, intiharlardaki artış insanı ürpertiyor; tedbir düşünen, yol gösteren (basın), tedbir alan /iktidar), “alınması için” çabalayan (muhalefet) var mı?..

Ülkede “16 milyon insanın açlık, 40 milyon insanın yoksulluk sınırının altında yaşadığına dair” rakamlar TV’lerde, gazetelerde söylenip yazılıyor. Milyonlarca işsizimiz var ve “bunun 10’da biri eğitimli, üniversite bitirmiş” gençlerimiz!..

Öte yanda “magazin basınımız”, gazetelerde, TV’lerde “bir kesimin nasıl lüks hayat yaşadığına dair” haberler, resimlerle dolu!..

“Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı” aldı başını gidiyor, ilkokul hocaları bile Türk’ün atasına hakaretler yağdırıyor, “Onun için hakaretamiz tivitler atan” Milli Eğitim yöneticileri terfi ettiriliyor. Dahası, “Ruhban sınıfı olmayan tek din” İslam Dini iken, ülke ve hatta okullar tarikatların, onların vakıflarının arka bahçesi haline geliyor ve İstanbul başta, on binlerce şeyhe, şıha sahip” bir ülkede yaşamaya başlıyoruz!..

Yüz binlerce, hatta milyonlarca insanımızı, gencimizi, çocuğumuzu “uzman sosyologların, çağdaş eğitimcilerin yönlendirmesini teşvik ve destekleyecek” formülleri çoğaltmak yerine, çok açık ki, “Kuran’ın, Hazreti Peygamber’in gösterdiği yola ters düşen ‘yüzlerce yolun’ açıcısı olan” ve “Anadolu’yu Arapların cahiliye devrinin geleneklerine döndürmek isteyen” bazı tarikatların şeyhlerinin ellerine bırakıyoruz; bu tablo, toplumumuzda “kökten çatışma” ortamını yaratmaz da, ne yapar?..

Peki, “krizlerin anası olan sosyal krizi çözmeden, nasıl çözeceğiz, “ekonomi başta” diğer krizlerimizi?..

 

+++++++

 

Haftanın Adamı Devlet Bahçeli

MHP Genel Başkanı, “bunca yılın tecrübeli siyasetçisi ve lideri” Devlet Bahçeli, CHP ve İYİ Parti Genel Başkanları’nın grup toplantılarında “McKinsey olayından dolayı Erdoğan’ı ve kendisini eleştirmelerinden sonra” bir açıklama yaptı ve dedi ki: “CHP ile İP aynı mahzende, aynı zehre kaşık sallıyorlar. Mckinsey üzerinden nifak ve şikak saçıyorlar. Ağız birliği halinde; Duyun-u Umumiye, yeni IMF modeli, yeni kozmik oda vakası, kayyum, kapitülasyonların hortlatılması yorumlarını kurşun gibi yağdırıyorlar. Bu hanımefendiye son ihtarım, bölmek ve yok etmek istediğin MHP’ye karşı sinir ve sınırları ihlal eden vandal tutumuna devam edersen sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsın. Demedi deme, büyük lafı dinle!”

Bu açıklamanın ardından daha 24 saat geçmeden, iki gelişme oldu.

MHP Üsküdar İlçe Başkanı’nın başkanlığında MHP’li gençler, Meral Akşener’in evinin önünde toplanıp, tepki gösterdiler: polis müdahale etti, gözaltılar oldu, yakalananlar savcılığa sevk edildi. MHP Genel Merkezi, İlçe yönetimini görevden aldı.

Ve de… “Cumhurbaşkanı Erdoğan, “McKinsey’in sözleşmesinin iptali” talimatını verdi; “Onlardan fikir almaya ihtiyacımız yok. Biz bize yeteriz” dedi.

Bu tablo, “tecrübeli” siyasetçi Devlet Bahçeli’yi köşemde “Haftanın Adamı” yapmaya yetmez mi?..

 

+++++

 

Seni kim eleştirsin, Hocam?..

İYİ Parti Milletvekili Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ, Yeniçağ Gazetesi’ndeki yazısında, “Askeri okullara giriş ve personel alınış sınavlarında sorulan soruları eleştiriyor” ve “3 defa teyit etmeden yazmıyorum” diyerek, örnekler veriyor. İşte bir tanesi: “Harp Okulu sözlü sınavında heyet mensuplarından birisi öğrenciye ‘Çanakkale mi destandır, 15 Temmuz  mu?' diye soru sormakta, ‘Çanakkale destandır' cevabını veren öğrenci sınavdan kalmaktadır.”

Eee, Hocam, sen “bu” soruyu; “Bu nasıl soru; Dünya Tarihine geçmiş Çanakkale Savaşları ile 15 Temmuz nasıl mukayese edilir, aynı terazide tartılır” diye eleştireceğine, “Soruya ‘Çanakkale Savaşları’ cevabını verenlerin elenmesini” eleştirirsen, o sınav(!) heyeti de, neden “beğenmediğin soruyu sormasın ve beğenmediğin kararı vermesin” ki?..

 

+++++

 

Sözün Özü

İlan: “Türkiye İstatistik Kurumu’na ‘Enflasyonu düşük gösterecek” yöneticiler aranıyor. Taliplerin, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a müracaatları gerekmektedir. Durumu o makamlara uyan bütün bürokratlara duyurulur.”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test