Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bahçeli: İttifak bitmiştir

23.10.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu kronikleşmiş süreci uzatmanın anlamı ve alemi yoktur. Parti olarak 31 Mart 2019 mahalli idareler seçimlerinde herhangi bir ittifak beklentimiz, ittifak arayışımız, ittifak niyetimiz, geldiğimiz bu noktada artık kalmamıştır.

Partsinin grup toplantısında konuşan Bahçeli çok konuşulacak açıklamalarda bulundu.

İşte o açıklamalardan satır başları: 

Petrole sahip olmak servet içinde yüzmek hiç kimseyi daha akıllı ve vicdanlı yapmamıştır, yapmayacaktır.

Yemen'de 13 milyon kişi karnını doyuracak durumdan mahrumdur. İslam ülkelerinde yüz milyonlarca insan yerinden yurdundan kopmuştur. Kıtlıklar yolsuzluklar savaşlar cinayetler haksızlıklar düşmanlıklar çıkar çatışmaları iktidar kavgaları İslam toplumlarını uçurumun kenarına kadar sürüklemiştir.

Allah’tan korkmayan kuldan utanmayan despot yöneticiler nereye kadar saltanatlarını sürdürecektir. Günlerdir Kaşıkçı’yı konuşuyoruz. Tam üç haftadır dünya gündemine oturan bu meseleyle ilgili haberleri duyuyoruz. Konsolosluğa giren bir daha da kendisinden haber alınmayan Kaşıkçı uluslararası krize neden olmuştur.

Cemal Kaşıkçı alenen ve adice katledilmiştir. Kim ya da kimlerin emriyle öldürüldüğü belli değildir ama bütün oklar veliaht prensi göstermektedir. Sayın Cumhurbaşkanının bugün yapacağı açıklamalar ise kafa karışıklığını tamir edecektir. Suç mahalli olarak neden İstanbul seçilmiştir. Kaşıkçı sadece muhalif kişiliği yüzünden mi seçilmiştir. Veliaht Prens Selman cinayetin neresindedir. Suçlular mutlaka yargının karşısında çıkarılmalıdır. Kaşıkçı cinayetinin sır perdesi kesinlikle aralanmalıdır. Kim dost kim düşman bilelim. Kim kiminle düşüp kalkıyor görelim. Adam olsunlar edepli olsunlar, Müslüman gibi davransınlar.

Başkonsolos tıpkı papaz gibi elini kolunu sallayarak nasıl ülkesine dönebilmiştir? Suç mahalli Türkiye'dir, yargı sahası da Türkiye olmalıdır.

AK Parti ile mutabık kalınan Cumhur İttifakı'nın yerel seçimlerde devam ettirilmesi konusunda açıklama yapan Bahçeli, "Milliyetçi Hareket Partisi olarak bundan böyle kendi göbek bağımızı kendimiz kesmeye hazırız, kararlıyız" ifadelerinde bulundu.

"Hiçbir ittifak bir tarafın reddedilmesiyle, geri adıma zorlanmasıyla, yok sayılmasıyla, tez ve önermelerinin görmezden gelinmesiyle ayakta kalamayacaktır. Hiçbir ittifak diğer tarafın tahakküm ve dayatmayasıyla, üstten bakmasıyla, parmak sallamasıyla yaşayamayacaktır. Hiçbir ittifak pozisyon hatırlatmasıyla, devamlı çatladı çatlıyor ihbarlarıyla, zamana oynamayla, şartların kollanmasıyla varlığını devam ve idame ettiremeyecektir. Samimiyet, safiyet, fedakarlık ve dürüstlük olmadan eşitler arası ilişki sürdürülemeyecektir. AK Parti içinde ittifak çabalarını dinamitlemek için sürekli faaliyet içinde olanlar sevinç taklaları atabilirler, heyetler görüştü görüşmedi, oldu olmadı, yasal zemin vardı yoktu tartışmalarına son vermenin vakti gelmiştir.

Bu kronikleşmiş süreci uzatmanın anlamı ve alemi yoktur. Parti olarak 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimlerine yönelik herhangi bir ittifak beklentimiz, ittifak arayışımız, ittifak niyetimiz geldiğimiz bu aşamada artık kalmamıştır.

İşin tadı kaçtığından zoraki görüşmelerle bir yere varmanın imkanı olmayacaktır.

Oyalanmaya, milleti aldatmaya, sabırları sınamaya, umutlarla oynamaya lüzum da yoktur.

29-30 Eylül 2018’de Kızılcahamam’da düzenlediğimiz Milletvekilleri ve MYK üyeleri ortak toplantımızla birlikte, 20 Ekim 2018’de yaptığımız İl Başkanları toplantımızda aldığımız kararlar gereğince kendi yolumuzu sadece kendimiz çizeceğiz" 

Bahçeli, 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimlerine kendi adaylarıyla, kendi amblemiyle katılıp, Türkiye’nin her seçim bölgesinde demokratik mücadeleyi yapacaklarını kaydetti.

"Kanun teklifimizi sadece cezaevleri boşalsın diye vermedik. Böyle bir ucuz ve kestirme düşüncelere tevessül etmedik. Fakat cezaevlerindeki karanlık manzarayı da gözden uzak tutmadık. Kanayan, kangrene dönmesi an meselesi olan bir yaraya parmak bastık. Günden güne ağırlaşan ve insani olmaktan çıkan cezaevi şartlarını gündeme taşıdık. Muhtemel kalkışmalara ve çatışmalara dikkat çektik" dedi.

"Tam ismiyle 'Bazı Suçlarla İlgili Ceza Sürelerinden Şartlı İndirim İle Tutuklu Ve Hükümlülerin Salıverilmesine Dair Kanun Teklifidir.' Yürürlük ve yürütme maddesiyle birlikte toplam 7 maddeden oluşmaktadır. 19 Mayıs 2018 tarihi dahil olmak üzere, bu tarihten önce işlenen, kanunda ayrık tutulanlar hariç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile özel kanunlardaki suçlar yönünden tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekilmesi gereken ceza sürelerinden beş yıllık şartlı indirim yapılmasını, bunun sonucu olarak infazı gereken, cezası kalmayan hükümlü ve tutukluların salıverilmesini teklif ettik. Maksat ve muradımız halisane ve tamamen bundan ibarettir. Kanun teklifimizin 3. maddesinde hangi suçları istisna tutuğumuz da gayet açık ve aşikardır" 

"Seçim Beyannamemiz’de ne demişsek onu seslendiriyoruz. Milletimize neyi söylemişsek onu yerine getirme çabası içindeyiz. Gevşeme yok, vazgeçmek yok, geri dönüş yok. Şu anda demir parmaklıkların ardında özgürlük düşü kuran kader mahkumlarının elinden tutulmasını bekliyor, milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclis’e kuşkusuz güveniyoruz. Kanun teklifimizi sadece cezaevleri boşalsın diye vermedik. Böyle bir ucuz ve kestirme düşüncelere tevessül etmedik. Fakat cezaevlerindeki karanlık manzarayı da gözden uzak tutmadık. Kanayan, kangrene dönmesi an meselesi olan bir yaraya parmak bastık. Günden güne ağırlaşan ve insani olmaktan çıkan cezaevi şartlarını gündeme taşıdık. Muhtemel kalkışmalara ve çatışmalara dikkat çektik. Bir yatakta dönüşümlü ve sekizer saat arayla yatan mahkum veya tutukluların feryat boyutuna varan seslerinin duyulmasını arzu ettik. Muhtemel risk ve tehlikelere vurgu yaptık. Çok şey mi istedik? Konuşmayalım mı? Düşünmeyelim mi? Kaygılanmayalım mı? Görüşlerimizi dile getirmeyelim mi? Bizim cezaevlerini boşaltmak için böylesi bir teklifi yaptığımızı dile getirenler ya ne dediğimizi anlamıyorlar, ya da safa yatıp havayı bulandırmak, keçeyi suya atmakla oyalanıyorlar. Şartlı ceza indirim teklifimize sürekli itiraz ve tepki gösterenler, 671 sayılı KHK ile 1 Temmuz 2016’dan önce işlenen suçlar açısından ayrı bir denetimli serbestlik ve infaz sisteminin kanunlaştığından haberdarlar mıdır? Denetimli serbestlik süresinin 2 yıl olarak uygulandığından, süreli hapis cezalarına mahkum olanların cezalarını çektikten sonra 1/2’sini infaz kurumunda çektikleri takdirde şartlı salıverme hükümlerinden yararlandıkları unutulmuş mudur? Türk Ceza Kanunun 81-82. maddelerinde tanımlanan kasten adam öldürme suçundan tutun da, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan milli güvenliğe ve anayasal düzene karşı işlenen suçların kapsam dışında bırakıldığı ne zaman hatırlanacaktır? Biz de bir benzerini teklif etmiyor muyuz? 2016’da doğru olan, 2018’de niye yanlış olsun? Mesela, 1 Temmuz 2016 tarihinden önce işlenip de 671 sayılı KHK’nin infaz rejimi kapsamında olan suçlarda 5 yıldan az ceza alanların, en fazla 3 gün içinde iyi halli olduğu tespit edilince açık ceza evine geçiş ve diğer şartları varsa derhal denetimli serbestlik uygulamasından yaralandıkları bilinen bir gerçektir. Peki, 671 sayılı KHK cezaevlerini boşaltmak için mi yayımlandı? Bizim teklifimizi sulandırıp cezaevlerini boşaltmak üzerine planlandığını doğrudan değilse bile, dolaylı ima etmek gerçekten haksızlıktır, günahımıza girmektir" 

"Hadi uyuşturucu baronlarının yakasından tutalım"

Teklifin 3. maddesinde kapsam dışında tutulan suçların tek tek sıralandığını aktaran Bahçeli, "Teröristleri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kast eden suçluları, katilleri, istismarcıları, tecavüzcüleri, kadın cinayeti işleyen alçakları istisna tutuyoruz. Diyorlar ki, uyuşturucu kullananlar şartlı ceza indirimiyle salıverilecekler. Kanun teklifimizi sadece bu temele indirgemek, sadece bu eksene sabitlemek tarifi olmayan insafsızlıktır. Yaptığımız vicdanımızın sesini dinlemek, adaletin çağrısına riayet etmektir. Samanlıkta iğne aramaya gerek yoktur. Cezaevlerinde uyuşturucu suçundan dolayı 36 bin 212 hükümlü, 14 bin 174 tutuklu olmak üzere toplam 50 bin 386 kişi bulunmaktadır. Bunların çoğu kullanılan, tutsak düşürülmüş, muhtaçlıkları sömürülmüş, vicdanları rehnedilmiş, aklı kiralanmış kişilerdir. Bunların önemli bir bölümü ıslah olmuşsa, pişmanlık göstermişlerse, hatalarını anlamışlarsa ve de bir fırsat istiyorlarsa, görmeyelim mi, duymayalım mı? Konuşmayalım mı? Allah için söylensin, istisnalar hariç, cezaevlerinde bulunanlar insan değil mi? Onların hayata dönme, topluma karışma hakları yok mu? Ne yapalım, alayını birden fırınlara atıp da yakalım mı? Ne isteniyor, hepsini birden vagonlara doldurup meçhul ve geri dönüşü olmayan sürgüne mi yollayalım? Bunları topluma kazandırmak için siyaset sorumluluk almasın mı? Uyuşturucu en hassas olduğumuz sorunlardan birisidir. Milliyetçi-Ülkücü Hareket’i uyuşturucu konusunda tartışmaya açmak hiç kimsenin harcı, hiç kimsenin haddi değildir. Biz bu musibetle kıran kırana mücadele ettik, ediyoruz. Ülkü Ocaklarımız Türk gençliğine damarlarındaki asil kanı kirletme diyerek mesaj veriyor, duruş sergiliyor, öncü rol oynuyor. Hakikat haysiyettir, ne hakikatten ne de haysiyetten asla ödün vermeyiz. Sokak araları uyuşturucu kullanan çocuklarla doludur. Mezarlık çevreleri, metruk binalar, köprü altları nice vatan evladının perişan ve yürek yaralayıcı dramına sahnedir. Uyuşturucuyla Milliyetçi Hareket Partisi’nin ismini yan yana getirmek biliniz ki, cehalet değilse, cinayettir. Bunları geçtik de uyuşturucu baronlarını konuşan yoktur. Uyuşturucu ticareti yapan, bu işten servet kazanan, doğu batı uyuşturucu trafiğini yönlendiren şerefsizlerin, hatırlı ve arkası olan insanlık müsveddelerinin üstüne giden hiç yoktur. Ne isteniyor garibanlardan? Ne bekleniyor kader kurbanlarından? Gün yüzüne çıkmak onların hakkı değil mi? Sevdiklerine, temiz ve terbiye olmuş bir vicdanla kavuşmak onların amacı olmasın mı? Hadi baronların yakasından tutalım. Hadi siyasetten iş dünyasına kadar yer tutmuş uyuşturucu tacirlerini analarından doğduklarına pişman edelim. Bu konuda sorumluluk almayan, zehir tacirlerine dünyayı dar etmek için her teşebbüse destek vermeyen bin defa namert olsun. Biz maşeri vicdana müzahir kanun teklifimizi sunduk. Söz ve karar sırası artık TBMM’nindir. Teklifimiz Adalet Komisyonu’nda görüşülmeyi beklemektedir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin değerli milletvekilleri başta olmak üzere, mezkur Komisyonun diğer üyeleri ister kabul ederler, ister reddederler. Bu onların bilecekleri bir husustur, kararlarına saygı duyarız. Ancak Milliyetçi Hareket Partisi teklif metninden asla taviz vermeyecek, ilk gün ne söylemişse, karar anı geldiğinde aynısını cesaretle dile getirecektir. Oyunbozanlık yapmıyoruz. Yürüyen tekere çomak sokmuyoruz. Pişmiş aşa su katmıyoruz. Yalnızca verdiğimiz ve meşru gördüğümüz bir kanun teklifimizin yasalaşmasını istiyor, toplumsal barış ve huzura katkı yapmayı hedefliyoruz. Unutmayınız, özgürlük bir insan hakkıdır. Sıcak bir yuvayı teneffüs etmek, sevinç ve ümitle geleceğe bakmak her insanın en temel meşru ve müstesna özlemidir. Aziz milletimizin muhterem temsilcileri de bunu sağlamak ve şartlarını oluşturmakla mükelleftir" diye konuştu.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

İki Parti arasındaki “Yerel seçimlerde nokta ittifak için 14 büyükşehrin seçilmesi” konusunu uzmanlara sorduk, işte görüşleri…

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in yerel seçimler için bazı büyükşehirlerde ittifaka gidebileceğinin yansımaları sürerken, İzmi...

Binali Yıldırım'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasını isteyen İstanbullu taksiciler sosyal medyada Binali Yıldırım için kampanya başlattılar. Bakalım #Esnaf...

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, terörle mücadeleye işgal diyen HDP'li vekillere çok sert çıktı: ''Terör örgütünün temsilcisi olarak burada konuşamazsın sen. Neyin işga...

Muharrem İnce'den adaylık açıklaması. 31 Mart 2019'daki yerel seçimlerde aday olacak mı?

MHP'nin bazı büyükşehir belediye başkan adayları belli oldu.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ, CHP ile yerel seçimlerde ittifak konusuna ilişkin önemli açıklamalar yaptı.

Yazarlar
Website Security Test