Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kemeraltı esnafı: Hayal kırıklığı içerisindeyiz

9.4.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kemeraltı Esnaf Derneği bir basın açıklaması yaptı. Dernekten yapılan açıklamada hükumete yeterli tedbir almadığı gerekçesiyle sitem var.

Kemeraltı Esnaf Derneği Koronavirüs (Kovid-19) pandemisinin ortaya çıktığı tarihten itibaren hükumete ve yerel yönetime çağrılar yaparak destek talebinde bulundu.

Kemeraltı Esnaf Derneği'nden son olarak bir basın açıklaması yapıldı. İşte o basın açıklaması;

"Kırılmak, kızmak, gücenmek yok… Hayat, insanlara doğarken nerede, nasıl, kim için dünyaya gelmek istediğini sormuyor. Anne babasını, toprağını bile seçme şansı yok. Zaman eğrisi, seni genlerinle, hayat koşullarıyla, çevre baskısıyla ve şansınla şekillendiriyor. Hayat, seni ya okumuş meslek sahibi ya da okumamış çalışan veya iş sahibi yapıyor. Ama mutlaka bir şey oluyorsun.

Bu ülkenin ahilik genlerinde hep var olan; devletine sahip çıkan, onu baş yapan, güvenen bir yapı vardır. Yanında çalışanı ile birlikte sokağına, şehrine ve ülkesine değer katmak için çırpınan insan topluluğu... Tek başına da olsa, mekânında bir iki kişi çalıştırıyor da olsa sonuç ekmek parasıdır. Şehir kimliğini, kültürünü, örf ve adetlerini korumaya çalışan, tek başına savaşmak zorunda kalan, hep az sermaye ile tutunmaya çalışan vefakâr insan.

Yakın zamanda tüm dünyayı kasıp kavuran virüs illetinin ülkeleri ve insanları ne hale getirdiğini hep beraber izliyoruz. Paranın, malın, mülkün ne kadar değersiz olduğunun gerçeğini de yaşıyoruz. Ders alan olur olmaz, o toplumların sorunu ama geldiğimiz noktada artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Her ülke, kendi vatandaşı için ilk günden beri önlem almaya çalışıyor ve çabalıyor; esas olanın vatandaşının sağlığı ve devletin sorumluluğunu bilir düzeyde olduğunu hissettirme çabası.
Bizleri, kim ne yapmış, nasıl yapmış ilgilendirmiyor. Biz kendi topraklarımızdan sorumluyuz. Erk olan devlet de vatandaşının her ihtimale karşı sıkıntısını azami düzeyde zarar görmeden atlatmasını sağlamalıdır.

Bizler, Kemeraltı Esnafı olarak hayal kırıklığı içindeyiz. Sadece Kemeraltı değil, tüm esnaflar… Yöneticiler ve kurumlar ne derse desin, ne önlem alırsa alsın; önemli olan gerçekte neyin nasıl yapıldığı ve karşılığının tabana yayılıp yayılmadığıdır. “Türkiye Evinde Kal” dendiği andan itibaren büyük çoğunluğumuz karara saygı duyduk; doğrusu da buydu. İki üç yıldır zaten savaş ekonomisi altında piyasanın mutsuzluğunda bugünlere gelirken beklentimiz, güzel bir yaz işi yapmak ve biraz da olsa nefes almaktı. Yıllardır ne rüzgarlar esti, ne ekonomik sıkıntılar çektik. Peki suçlusu biz miydik? Asla biz değildik. Ya küresel etkiler dendi ya da piyasa koşulları… Kimse çıkıp “Biz kötü yönettik, sorumlusu biziz” demedi, diyemedi. Tokadı yiyen işçiydi, memurdu, esnaftı, köylüydü, emekliydi ve bunların paydaşlarıydı.

Gelelim tekrar bizim sokaklarımıza, Kemeraltı’na… İlk kriz çıktığı anda yayınlanan genelge, ne amaçla neye istinaden gündeme alındığını çözme çabasıyla geçti. Sonrasında arka arkaya yapılan beyanatlar, acaba tabanın ihtiyacını karşılamaya mı yönelik diye temkinli yaklaştırdı bizi. Ekonomik olan açılımlar da bizi mutlu etmedi. Odalar ve Birlikler, esnaf adına talep ettikleri beklentilerini sunmuş, kabul edilen maddelere şükür diyerek kendi misyonunu tamamlamıştı, sağolsunlar...
Ne olmalıydı, neyi beklerdi esnaf “EVİNDE KAL TÜRKİYE” dendiği an? Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait tüm kiracıların kiralarının dondurulmasını… Eğer Vakıf malı ecdat yadigarı ise bugünlerde o malların hayrı olur, anlamı olurdu. Bu taşınmazlar, ülke değeri olarak görülüp insanıyla yaşar diye düşünülüyorsa… Genelgede yayınlanan iş kolları dışındaki esnaf evde kalmakla suç mu işlemiş oluyordu…

İki milyon esnafa verilecek kredilerin dağıtımı bankaların insafıyla değil, devletin hoşgörüsüyle olmalıydı. Skoru iyi olan esnaf ile olmayanın durumu böyle zamanda asla ayrıştırılmamalıydı. Her esnafın banka hesabına 25 bin-50 bin TL gönderilir, esnaf bunu çalışanıyla, eviyle paylaşırdı. Elbette lüksüne değil; temel ihtiyaçlar için kullanılmak şartıyla. Yoksa para mı basmak gerekiyordu? Devlet orada gerekeni yapmalıydı; sonrasında verdiğini taksitle isteyebilirdi. Elektrik, su, doğalgaz vb. temel kullanılan sarfiyatlarda iş yerlerinden iki ay ödeme alınmamalı, sadece ev kullanımı yüzde elli oranında olmalıydı. Özel mülk sahipleri, kiraları 2 ay almamalı; bu beklenti, ulusal yayınlarda paylaşılarak mal sahipleri hoşgörüye davet edilmeliydi. Mal sahiplerinin almayacakları kira bedeli, devlete ödeyeceklerini beyan ettikleri meblağ üzerinden gelir vergisinden düşürülebilirdi. Tabii ki mal sahiplerinin de kendi hayatlarını idame ettirmesi gerekli; onların da borçları, ihtiyaçları var. Bu nedenle kiracısı ile ortak paydada anlaşabilirlerdi. Bununla birlikte 2 ay kira yükü devlet garantisinde olabilirdi.

Devlete ait KDV, stopaj, sigorta, muhtasar ve tüm Vergi Dairesi, sigorta işlemleri 2 ay ödenmeden gelecek aylardan itibaren ötelenebilirdi. Geçmişten yükle gelen esnafın hem eskiyi hem yeni ötelenen meblağı, hem de güncel ödemesini üst üstte koyunca bunları ödemesi imkansızdı.

Esnafın güncel ev kredi borçları, kredi kartı, okul taksitleri ve piyasa borçları varken, beklenen sahiplenme olmayınca gönlünün kırık olması, yalnız bırakıldığını hissetmesi yanlış mı sizce? Esnaf evinde devletine inanarak bekliyor ve gücünü kelimelerde değil gerçekte hissettirmesini, kendileri gibi düşünülmesini talep ediyor.

Sonuç olarak, sahip çıkılmayan esnafın yerine başka esnaf bulamayacaksınız. Kapatılan her mekânın yeni kiracısı aynı örf ve adetlere sahip olmayacak. Türkiye’deki işletmelerin yüzde 99.8’inin küçük ve orta ölçekli esnaf olduğunu ve istihdamın yüzde 72.7’sini yine esnafın sağladığını düşünürsek; bizler nasıl yok sayılacağız?!

Yüreğimizden geçenleri, siyaset yapmadan paylaşmak istedik. Buna da hakkımız olduğunu düşünüyoruz naçizane… Bizler, bu devletin bekası için her zaman yanında durduğumuz hükümetlerimizin hoşgörüsünü bekliyoruz; ayrımcılık yapılmadan davranılmayı, sahiplenilmeyi.

Bu vesile ile Kemeraltı Esnafları olarak, COVID-19 nedeniyle kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, hasta yatanlara acil şifalar diliyoruz. En önemlisi, gerçeklerden kaçınılmadığını, değerlerin bilim, ilim, eğitim, kültür ve ahlaktan geçtiğini bize hatırlatan tüm sağlık personelimize saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz."

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Mehmet Akif Öpöz

10.04.2020 - 11:09
Çok güzel anlatım Emeği geçenlere teşekkürler.Kemeraltı kalabalık bir ailedir. Herkese sağlıklı günler dilerim.
Diğer Haberler

İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu tarafından "Pandemi döneminde de adrese teslim, kişiye özel kadro ilanları devam ediyor" başlığıyla yapılan basın açıklamasında mevzua...

Tire’de Zeytin Sineği Zararlısına karşı Olipe (plastik şişe ile yapılmış) Tuzaklarla Toplu ve Eş Zamanlı Mücadele Uygulaması, Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması Proj...

İzmir'in Tire ilçesinde inanılmaz bir olay yaşandı. Pazar tezgahı altında doğum yapan kadın İzmirlilerin gündemine oturdu.

Haziran ayına iki gün kala Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesine kar yağdı!

İzmir'de Koronavirüs (Kovid-19) kaynaklı hayatını kaybedenlerin sayısı açıklandı. İzmir'de ve diğer şehirlerde hayatını kaybedenlerin sayısı A Haber canlı yayınında te...

İstanbul, Ankara ve İzmir’in de bulunduğu 15 ilde ise giriş-çıkış yasağı 3 Haziran’a kadar uzatılmıştı. İzmir'de normalleşme adımları olarak şehre giriş çıkışların açı...

Ünlü Deprem Profesörü Şener Üşümezsoy, Akdeniz’de son zamanlar sıkça yaşanan depremleri Instagram hesabından yorumladı.

Yazarlar
Website Security Test