Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yetki davaları, sendikal hak ihlali!

19.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Anayasa Mahkemesi (AYM), Şeker-İş Sendikası’nın sendikal hakların ihlali ile ilgili bireysel başvurusunu değerlendirerek, hak ihlali olduğuna hükmetti. Sendika Genel Başkanı Gök, kararın, sendikal hakların korunması anlamında çığır açıcı olduğunu söyledi.

AYSEL KANBER

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun varlığına rağmen, işverenlerin, sendikal örgütlenmeler karşısındaki negatif tutumlarının, hak kullanımının etkin olmasının önüne geçtiğini ifade eden Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, bu sürecin en önemli enstrümanın ise yetki davaları olduğunu söyledi.

Başkan Gök, bir işyerinde, işletmede örgütlenen sendikaların yeter sayıya ulaşmaları ile Bakanlık’a başvurarak yetki tespitinin yapılması aşamasında, süreçten haberdar olan işverenlerin, çoğu durumda, geçersiz, soyut itirazlarla Sendika’nın yetki tespitine karşı iş mahkemelerinde dava açmakta olduğuna vurgu yaparak, “Elbette ki hak arama özgürlüğüdür ama bundan sonrası tam tersi bir sonuca neden olmaktadır. Mahkemelerin insiyatif kullanamaması, normal bir dava gibi yıllarca yargılama yapmaları, işverenlerin işkolu itirazı gibi kendi ürettikleri argümanları bile araştırmaya kalkmaları nedeniyle yetki süreci yıllarca durmaktadır. 3-4 yıl, hatta 7-8 yıl süren davalar vardır.

Nitekim işçiler, bin bir güçlüğü aşıp üye olduktan sonra, yıllarca bekledikleri yararı alamadıklarından sendikadan istifa etmekte, üye olarak kaldıklarında işverenin zamana yayılan incelikli baskılarına maruz kalmakta, birçoğu işten çıkarılmaktadır. Nihayetinde sendika davayı kazansa dahi toplu iş sözleşmesi yapacak mecali kalmamakta, işyerinde gücü ve etkisi kırılmış olmaktadır.” Diye ifade etti.
Şeker-İş Sendikası olarak 2000’li yıllardan bu yana, TÜRKŞEKER fabrikalarının özelleştirilmesine karşı son derece başarılı bir mücadele sürdürmekle birlikte, özel sektörde örgütlenme mücadelesini kararlılıkla yürüttüklerine işaret eden Gök, “Bu çerçevede Afyon’da bulunan, Türkiye’nin en büyük “french fries patates” fabrikasında 2014 yılında başlatılan örgütlenme çalışmalarında yaşananlar, yetki davalarının sendika ve çalışan aleyhine sonuçlarını ortaya koymak bakımından oldukça önemlidir.” dedi.

Sendikanın, Ağustos 2014’de, söz konusu iş yerinde gerekli çoğunluğu sağlayarak Bakanlığa başvurduğunu, Bakanlığın da Sendika’nın gerekli çoğunluğu sağladığı tespitini yaptığını ifade eden İsa Gök, sonraki gelişmeleri şöyle aktardı:

“Akabinde, işveren tarafından yetki tespitine itiraz için, hem İstanbul hem de Afyon’da, iki ayrı dava açılmıştır. Açılan davalar Afyon İş Mahkemesi’nde birleştirilmiş olsa da, davanın açılmasından iki yıl sonra Afyon İş Mahkemesi, yetkili Mahkeme’nin İstanbul İş Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetki ret kararı vermiştir. Sendikamız tarafından, bir yandan karar temyiz edilirken, diğer yandan da, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulunularak, sendikal örgütlenme hakkının ihlal edildiği şikâyetinde bulunulmuştur. AYM değerlendirmesi devam ederken, Afyon İş Mahkemesi’nin yetki ret kararı Yargıtay tarafından bozulmuş, bozma sonrasında Afyon İş Mahkemesi, Sendika’nın gerekli çoğunluğu sağladığını tespit ederek işveren itirazını/davasını reddetmiş, anılan karar Yargıtay tarafından 08.11.2018 tarihinde, davanın açılmasından 4 yıl sonra onanmıştır.

Sendikamız Şeker-İş adına yapılan başvuruyu değerlendiren AYM, 17 Şubat 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 19.11.2021 tarihli kararıyla, Sendikamızın başvurusunun kabulü ile başvuru konusu süreçte Anayasa’nın 51.maddesinde düzenlenen sendika hakkının ihlal edildiğine hükmederken, Sendikamız lehine 25.000,00 TL tazminat ödenmesini de karara bağlamıştır.”

Sendika Başkanı Gök, sendikal hakların korunması anlamında çığır açıcı sayılabilecek kararın gerekçesinde şunlara yer verildiğini belirtiyor;

“Anayasa’nın 51. maddesinde düzenlenen sendikal örgütlenme hakkının, örgütün varlığı ve işleyişinin korunması, bireyin örgüt içinde faaliyette bulunma ve örgütle ilişki kurma özgürlüğü, olmak üzere iki temel hakkı barındırdığı, demokrasilerde sendikaların, devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahip kabul edildiği, bu hakların etkin bir şekilde kullanımı anlamında, devlete pozitif yükümlülükler getirildiği, bu çerçevede, bu hakka dair yargısal süreçlerin sürüncemede bırakılmadan, hızla tamamlanması, ilgili ve yeterli gerekçelerle karar verilmesi gerekti vurgulanmıştır.”
AYM kararında ayrıca 2014-2018 tarihleri arasında, dört senelik oldukça uzun bir sürede Sendika’nın işyerindeki işçileri temsil etme, işçi ve işveren arasında köprü oluşturma, gerektiğinde işvereni işçilerle ilgili konularda ikna etme, işçi sayısını arttırarak sosyal ve finansal kaynaklarını güçlendirme gibi haklardan yoksun bırakıldığı gibi önemli bir tespiti de yaptığına değinen Başkan Gök, sözlerini şöyle sürdürdü:

“AYM kararında, sendikanın yanı sıra bireysel olarak işçiler adına da yorum yapılarak; işçilerin toplu iş sözleşmesi (TİS) ile buluşamamalarının sendikal haklardan bir bütün olarak yararlanamadıkları anlamına geldiği, TİS’in getireceği sendikal hak ve korumalardan faydalanamadıkları, vurgulanmıştır. Bu gerekçe ile ihlal sonucuna varan AYM, yetki tespitine itiraz davasının sürüncemede bırakılmasının hakimlik kararından kaynaklandığı, ancak yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından, Sendikamız lehine, ihlalin tespiti ile giderilemeyecek manevi zararlar için 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir.”

Pandemi sürecinde çalışma hayatına yansıyan sorunlara da işaret eden Gök sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugün pandemi süreciyle de bir dönüşüm içine giren çalışma hayatımızda, çalışanların yüz yüze gelme olasılığı dahi bulamadıkları, işverenlerle müzakere olanakları son derece sınırlı olması da göz önünde tutularak, çalışanların kabuk değiştirme sürecinde bulunan sendikalara üye olarak kollektif bir şekilde Anayasal hükümlerin sağladığı korumadan yararlanmaları büyük önem kazanmıştır. İnanıyoruz ki bu ve benzeri nitelikteki yargı kararları, toplumsal barışın sağlanması ve ulusal gelirin adil bir şekilde dağıtılması süreçlerinde ilgili taraflara, gerekli ve yeterli donanımı sağlayacaktır.”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

MÜSİAD Stuttgart, MÜSİAD Konya ve MÜSİAD İzmir Şubesi "Otomotiv Sektörüne Yönelik: Almanya’ya ihracatın Sırları" konulu online toplantıda bir araya geldi.

Yaşar Üniversitesi Ekonomi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Serpil Kahraman, yaşadığı dalgalanmalarla son zamanlarda adından sıkça söz ettiren ve küresel ölçekte işlem hacmi 1...

Türk şekerleme ve çikolata sektörü dünyanın ağzını tatlandırdı. Türk çikolata ve şekerleme ihracatçıları, pandeminin gölgesinde geçen 2020 yılında 1 milyar 276 milyon ...

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Şubat Meclisinde “Sanayimizin Rekabetçiliği İçin Alternatif Kurumsal Finansman Modelleri” konuşuldu.

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı pandemi tedbirleri kapsamında çevrimiçi ortamda yapıldı. Meclis üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleşen ...

Bereketin simgesi olan nar meyvesi, 2020 yılında ihracatta da bereketli bir yıl geçirdi. Türkiye’nin nar ihracatı 2020 yılında yüzde 29’luk artışla 97 milyon 489 bin d...

Türkiye’den blok doğal taş ithal eden Çin pazarında yaşanan daralmadan yara almak istemeyen Egeli doğal taş ihracatçıları işlenmiş ürün talep eden Ortadoğu ülkelerine ...

Yazarlar
Website Security Test