Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Çin pazarını kaçırmayalım!

15.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Her ne kadar COVİD-19 ile gündem olsa da Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye için ticarette bir umut… Türkiye-Çin İş Geliştirme ve Destekleme Derneği, 2021’in ikinci yarısında iki ülke sektör temsilcilerini, iş adamlarını Türkiye’de buluşturacak… 200 milyar dolarlık tıbbi aromatik bitkiler pazarında Türkiye’nin treni kaçırmaması gerekiyor…

AYSEL KANBER

Çin Halk Cumhuriyeti ile ticari ilişkiler her ne kadar Çin’e gönderilen ihracat treni ile gündeme gelmiş olsa da, bu konuda 2018’den bu yana ciddi çalışmalar yürüten bir sivil toplum kuruluşu söz konusu. Türkiye-Çin İş Geliştirme ve Destekleme Derneği… Her ne kadar resmi kuruluşunu 2018 yılında gerçekleştirmiş olsa da Çin ile ticaret konusunda geçmişi 2011 yılına kadar giden bir çabası var kurucularının.

Merkezi Ankara olan Türkiye-Çin İş Geliştirme ve Destekleme Derneği Başkanı İhsan Beşer… Aslında bireysel olarak 2006’dan bu yana Türkiye-Çin ticaretinin geliştirilmesinde birçok organizasyona imza attığını, 2011 yılı ile birlikte bir sivil toplum kuruluşu olma yoluna girdiklerini ve 2018’de bu hedefi gerçekleştirdiklerini anlatıyor İhsan Beşer.  

Derneğin hem Çin, hem de Türkiye tarafından akredite olduğuna dikkat çeken Beşer, gelişmeleri şöyle aktarıyor;

“2018’de resmi kuruluşumuz sonrası Çin’deki birçok resmi oda ile görüşmelerimizi yaparak gerekli protololleri imzaladık. Çin İthalat ve İhracatçılar Odası ile anlaşmamızı gerçekleştirdik. Çin Madenciler Odası ile de görüşmelerimiz tamamlandı imza aşamasına gelindi ancak pandemiden dolayı beklemedeyiz. Aynı zamanda Çin Halk Cumhuriyeti’nden tıbbi aromatik bitkiler ile ilgili 35 şirketten CEO ve alım heyetini Türkiye’ye getirdik.

Derneğin 50 kadar üyesi var ve yüzde 97’si ihracat yapıyor. Çok küçük bir oranda ithalatçımız var. Ama onlar da yine hem ihracat, hem de ithalat yapıyorlar. 2019 itibariyle kaldı ki pandemi süreci devam ediyor. Bir yılda derneğimizin 9 ilde temsilciliği açıldı. İzmir, Aydın, Manisa, Muğla, Karaman, Afyon, Siirt, Malatya ve Hatay gibi illerde temsilciliklerimiz tamam. Bu temsilciliklerimizdeki üyelerimizin hemen hemen hepsi Çin Halk Cumhuriyeti ile ticaret yapıyor.

Anlaşması yapılmış, müşterisi hazır olan bağlantılar var. Şu anda buradan Çin’e gittiğinizde 15-20 gün arasında karantinada kalmak zorundasınız.  Sonrasında iş görüşmelerinizi yapacaksınız. Geri geleceksiniz yaklaşık bir aylık bir zamanı kaçırmış olacaksınız. Pandemiden dolayı Nisanı bekliyoruz.”

AVRUPA’YA ALTERNATİF PAZAR

Çin pazarına açılmanın önemine vurgu yapan Beşer, şunları söylüyor:

“Çin’e ihraç edilen ürünler vardı mermer gibi. Bununla birlikte yeni süreçte özellikle Tarım Bakanlığı ile Çin Tarım ve Gümrük Bakanlığı’nın yaptığı pek çok anlaşma oldu.  Gıda güvenliği, yaş meyve ve sebzenin kalem kalem açılması, su ve su ürünleri, bazı balık ve deniz ürünlerinin ihracatı, şimdi süt ve süt ürünlerinin ihracatı, kanatlı hayvan ihracatına yönelik anlaşmalar. Bunlar parti parti açılınca bizim KOBİ’lerimiz için de büyük bir pazarın yolu açılmış oldu.

Çin Halk Cumhuriyeti gibi büyük bir pazar ile KOBİ’ler, ihracatçılar, fabrikalar olarak çalışıyorsanız en sonunda üreticiye kadar yansıyan bir kazanç söz konusu oluyor. Bunu şunun için söylüyorum; Türkiye uzun yıllar Avrupa standartlarında, Avrupa ile ticaret yapabilen firmalardan oluşan bir konumda. Bu tarafta işler zaten devam ediyor. Ama Avrupa’ya alternatif başka büyük bir pazara da mal satmaya başladığınız zaman arz talep dengesi değişiyor. Özellikle tarımda, süt ve süt ürünlerinde ki süt üreticileri ciddi anlamda sıkıntı içerisindeler. Fiyatlar, girdi maliyetleri gibi… İşte farklı bir pazara mal satmaya başlandığı zaman arz talep dengesi değişiyor. O zaman da sizin ürününüz daha katma değerli hale geliyor. Avrupa ile Amerika ile firmalarımız ihracata devam ederken Çin pazarının da alternatif bir pazar olması üreticiye kadar bu işin avantajlı bir yansıması oluyor.”  

Beşer, gıda ürünleri için Çin pazarının uzak olması gibi bir sıkıntının söz konusu olmadığını belirterek şöyle devam ediyor:

“Sattığınız ürüne göre gemi yaklaşık 35-45 gün arasında Çin’e ulaşıyor. Hızlı tren bu noktada 12 güne Kars’tan Pekin’e kadar ürünleri ulaştırıyor. Tabi hızlı tren çok ciddi anlamda ihracata doğru kullanıldığında artı sağlayacak. Şu an sadece beyaz eşya ile ilgili iki tren gitti. Önümüzdeki süreçte mermer de çok rahat buradan devam eder. Daha sonrasında ise soğuk konteynerler de eklendiği zaman meyve sebze de çok daha rantabl hale gelmiş olacak. Gemi ve tren dışında çok acil gönderilmesi gereken yaş meyve gibi ürünleri uçaklar ile gönderiyoruz. Bir günde ürün Çin’de olabiliyor.

Yaş meyve ihracatı kapsamında özellikle kiraz ticareti konusunda bu yıl Çin den bir heyet gelecek ve firmaları yeniden akredite edecek. Bu sürecin Tarım Bakanlığı tarafından Mart-Nisan aylarında çok hızlı gerçekleşmesi gerekiyor. Çünkü Çin bu alanda çok önemli bir pazar. Portakal, limon ve nar ile ilgili de çalışmalar devam ediyor. Özellikle Türk süt ve süt ürünlerinin, farklı tatlarla Çin pazarına girmesinde fayda var.”

Türkiye-Çin İş Geliştirme ve Destekleme Derneği olarak dernek üyelerine sağladıkları avantajlardan ise şöyle söz ediyor;

“Çin malum çok büyük bir Pazar. Dernek olarak ihracatçıyı doğrudan muhatabı ile hızlı bir şekilde görüştürüyoruz. Bu noktada bilinen, tanınan muhataplar seçiyoruz. Bu bağlamda çok geniş bir ağımız var. Bu konuda kendi protokolümüz olan odalardan da yararlanıyoruz.  Alıcı ve satıcı buluşmalarını çok hızlı bir şekilde sağlıyoruz. Birbirimize yine çok hızlı bir şekilde tecrübelerimizi aktarıyoruz. Nasıl hızlı sonuçlar alınacağını paylaşıyoruz. Çin’den Türkiye’ye iş adamlarını ve protokolü davet ediyoruz. B2B görüşmeler fabrika ziyaretleri ayarlıyoruz. Tamamen iş odaklı çalışıyoruz. Aynı şekilde buradan da oraya giderken program belirleniyor.  Hangi saatte, neresi ziyaret edilecek, hangi toplantı yapılacak bellidir ve dolu dolu bir program ile hareket ediyoruz.

Bir diğer avantajımız ise aşağı yukarı Çin ile ilgili hangi sektörde neyi ihraç edebiliriz, neyi satabiliriz, Çin’in hangi bölgesinde açık pazar var? Bu noktada da duruma çok hakimiz. Bütün bunları yaparken hem Çin Halk Cumhuriyeti hem Ticaret hem de Turizm Müsteşarlığından doğrudan destek alıyoruz.

Türkiye ile Çin arasında doğru firmaların eşleşmesi de çok önemli. Üretimleri ile kapasiteleri ile bu eş olma durumu sağlanmalı. Bu anlamda dernek olarak yetkin olduğumuzu düşünüyoruz.”

200 MİLYAR DOLARLIK PAZAR

Dernek olarak önemsedikleri bir diğer konunun ise tıbbi aromatik bitkiler olduğunu kaydeden Beşer, bu alanın önemini şöyle aktarıyor:  

“Tıbbi aromatik bitkiler bizim derneğimizin farklı bir alanı. Şunu biliyoruz ;Türkiye coğrafyasında flora olarak tıbbi aromatik bitkilerde çok zengin bir endemik yapı var hemen hemen her şeyi yetiştirmek mümkün. 2010 yılında 50 milyar dolar olan tıbbi aromatik bitkiler pazarı, 2019 yılına gelindiğinde kozmetik ile birleştiğinde 200 milyar doları aştı. Çin, burada en büyük üretici durumunda ama Türkiye ve İran da tıbbi aromatik bitkilerde önemli merkezler. Buradaki tıkanıklık bizde her şey yetişiyor olmasına karşın satamıyor olmamız. Bu yüzden de ekim yapılmıyor. Çin önemli bir üretici ama bir o kadar da önemli bir tüketici. Türkiye dünyada en fazla defne üreticisi, Çin de bunu en çok tüketen ülkelerden birisi. Sadece Çin değil Asya pazarında defne ile ilgili bir tüketim var. Gül suyu, gül yağı gibi çok önemli katma değerli ürünlerimiz var. Buradan yola çıkarak 200 milyar dolar olan tıbbi aromatik bitkiler pazarında neler yapabileceğimizi, Çin pazarında doğrudan nasıl olabileceğimize ilişkin değerli çalışmalar yaptık. Sadece bitkilerde değil aromatik yağlar, daha çok katma değer elde edilen yağlar noktasında da Çin pazarına doğrudan ulaştık.”

Çin Halk Cumhuriyeti ile turizm alanında da önemli işler yapılabileceğini ifade eden Beşer, “Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşlarının turizm noktasında yola çok alışık olduklarını görüyoruz. Denizden çok tarih, doğaya ilgileri var. Yani kültür turizmini çok seviyorlar. Dolayısıyla Kapadokya çok ön plana çıkmış ama Göbeklitepe, yeni keşfedilen yerler tanıtıldıkça Çinlilerin Türkiye’ye ilgisi çok daha artacaktır.” Değerlendirmesinde bulunuyor. Spor turizminin de bu anlamda çok önemli olduğunu dile getiren İhsan Beşer, Dernek olarak bu konuda da yapılacak her türlü bağlantıya destek verebileceklerine vurgu yapıyor.

TÜRKİYE-ÇİN İLİŞKİLERİNİN 50. YILI

2021 Ağustos ayından itibaren Türkiye-Çin ilişkilerinin başlamasının 50’nci yılı olduğunu hatırlatan Beşer, bu vesile ile yapacakları organizasyondan şöyle söz ediyor:

“1 Kuşak 1 Yol Üzerinde Lokomotif Sektörler ve Yeni Pazarlar’ başlıklı bir organizasyonumuz var. Antalya’da gerçekleştireceğimiz toplantıya Çin’den Türkiye’ye kadar olan bütün ülkelerin ve yine iki ülke ilişkilerinin iyi olduğu Rusya, Tayland, Ukrayna’dan alım heyetleri davetli. 5 gün sürecek toplantıda Çin’den bakanlar ve 100 kadar iş adamı ile birlikte farklı ülkelerden de alım heyetleri olacak. 200 kadar firma tanıtımı için stand açacak. Yine firmaların B2B görüşmeler, toplantı sonrası işletme ziyaretleri gibi programlar gerçekleştirilecek. Bir de sonuç bildirgesi hazırlayıp onu da kamuoyu ile paylaşacağız.”

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Teknolojinin sağladığı tüm olanakları kullanarak altyapısı, arıtma tesisi, yolları ve diğer kullanım alanları ile modern bir sanayi bölgesi olan Menemen Plastik İhtisa...

BM, Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentiler Raporu'na göre; gelişmiş ülkelerin ekonomileri geçen sene yüzde 5,6 küçülürken, gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri yüzde 2,...

2020 yılı Küresel İnovasyon Endeksi Raporu’na göre; Türkiye, 131 ülke arasında 51’inci sırada. Bu sıralamada Türkiye’yi daha da yukarıya taşıyacak, girişimciliğin en g...

MÜSİAD Stuttgart, MÜSİAD Konya ve MÜSİAD İzmir Şubesi "Otomotiv Sektörüne Yönelik: Almanya’ya ihracatın Sırları" konulu online toplantıda bir araya geldi.

Yaşar Üniversitesi Ekonomi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Serpil Kahraman, yaşadığı dalgalanmalarla son zamanlarda adından sıkça söz ettiren ve küresel ölçekte işlem hacmi 1...

Türk şekerleme ve çikolata sektörü dünyanın ağzını tatlandırdı. Türk çikolata ve şekerleme ihracatçıları, pandeminin gölgesinde geçen 2020 yılında 1 milyar 276 milyon ...

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Şubat Meclisinde “Sanayimizin Rekabetçiliği İçin Alternatif Kurumsal Finansman Modelleri” konuşuldu.

Yazarlar
Website Security Test