Facebook ta paylaştweet le
Ana Sayfa / 

Avrupa’da ne yanlış gitti?

9.4.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Virüsle mücadelede büyük bir başarısızlık gösteren Avrupa’nın geldiği durumun sorumlusu yalnızca yetersiz politikalar değil, Avrupa'nın tarihinden de ötürü.

Bugün, Avrupa vatandaşlarının yalnızca %14’ü aşılanmış durumda. Bu oran Amerika’da %38, İngiltere’de ise %58.

Avrupa ülkeleri, Covid-19 döneminde ekonomik açıdan da kötü bir performans sergilemekte. 2020'nin son çeyreğinde Amerika, yıllık % 4,1 oranında ekonomik büyüme gösterdi. Virüsü totaliter titizlikle bastıran Çin'de büyüme oranı bu çeyrekte %6,5 oldu. Euro bölgesinde ekonomi ise halen küçülmekte. Bir yıl önce, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Covid-19'u “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana AB'yi etkileyen en kötü kriz” olarak nitelendirmişti.

 

Peki, Avrupa’da ne yanlış gitti?

Avrupa'nın sorununun bir kısmı demografiktir. AB popülasyonlarının küresel standartlara göre eski olmaları onları kimilerine göre hastalığa daha duyarlı hâle getirmiştir. Kalabalık şehirler ve sınırlar arası geçiş rahatlığı da virüsün lehine işlemiştir.

Ancak Avrupa'nın sorununun büyük bir kısmı da siyasi kaynaklıdır. Avrupa projesinin kurulmasına yardım eden bir Fransız diplomat olan Jean Monnet, ses getiren bir yazısında “Avrupa, krizlere girecek ve bu krizler için benimsenen çözümlerin toplamı olacak” dese de, son krizler entegrasyon seviyesini ileriye taşımak yerine Avrupa Birliği’nin geleceğini tehdit etmektedir. İşler çok kötüye gittiğinde, bu sözler, AB'nin yenilginin ağzından zaferi kapacağını ima etmek için kullanılıyor.

Elbette, Euro krizi sırasında, Avrupa Merkez Bankası sonunda yeni politikalarla günü kurtarmıştı; benzer şekilde, 2015 göç krizi, AB’nin sınır güvenlik gücü olan Frontex’i büyük ölçüde güçlendirmişti. Ama Covid-19 krizi bu diğer örneklere benzememekte.

Bununla birlikte, Monnet’in tezi Avrupalılar için bir iç rahatlatma kaynağı olmuştur. 1990'larda Yugoslavya'da yaşanan iç savaş, “Bu Avrupa'nın saati” dedirtmişti. Bu savaşı, yıllar boyu süren katliamlar zinciri izledi. Benzer şekilde, geçen yıl Avrupa Komisyonu'na 450 milyon kişi için Covid-19 aşılarını satın alma ve paylaşma sorumluluğunu verme kararı, çok büyük bir felaket oldu.

Tıpkı Amerika'daki Warp Speed Operasyonu’nun 50 eyaleti bir araya getirmesi gibi, 27 ülkenin araştırma çabalarını ve aşıların ön satın alımına yönelik fonlarını bir araya getirmesi de ilk başta mantıklıydı. Ancak, AB bürokrasisi, belki de ulusal hükümetler genel olarak halk sağlığını denetlediği için sözleşme müzakerelerini yanlış yönetti. Proje esas olarak, imparatorluğunu genişletme kararını neşeyle bir “Avrupa başarı öyküsü” olarak nitelendiren komisyon başkanı Ursula von der Leyen tarafından ele alındı.

Leyen’in ekibi fiyata çok fazla dikkat ve arz güvenliğine çok az önem verdi. Aşıların zarar vermesi durumunda sorumluluğun kimde olacağı hususunda anlamsızca pazarlık ettiler. Sonraki çekişmeler, puanlama ve aşı ihracatına yönelik abluka tehdidi, komisyonun itibarını geri kazanmaktan çok aşılamaya olan inancı zayıflattı. Hâlâ ulusal bir hükümetin üyesi olsaydı, Ursula von der Leyen'in görevinde nasıl kalabileceğini görmek zor olurdu.

Avrupa, aşılama programının yaz sonuna kadar yetişeceğini düşünerek içini şimdilik rahatlatabilir. AB bu krizde dahi Çin ve Amerika'nın gerisinde kalıyor, çünkü birbirini izleyen her krizle yetkin bir şekilde mücadele etmekte başarısız oluyor. Tehlikeli ve istikrarsız bir dünyada, bu değişmesi gereken bir alışkanlıktır.

Türkiye ise bu olanlardan kendine ders çıkarmalı, aşılanmayı hızlandırmalı ve endişe verici tablolar karşısında sıkı yönetimi ele almalıdır. Tedbirler artmalı, işçi ve iş verene destekten hiç kaçınılmamalıdır.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar