Facebook ta paylaştweet le
Ana Sayfa / 

Türk turizmine “aşı” tuzağı mı?

5.3.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye turizmi 2020’de çok sıkıntılı bir yılı atlattı. Şimdi 2021 yılının üçüncü ayındayız. Covid-19 salgını ise dünya ülkelerinde hala etkisini ve sıkıntılarını bir artırıp bir azaltarak tehlikeli ve belirsiz bir alan yaratmaktadır.

Kısacası şu günlerde herkes gidişatın yönünü, etki ve sonuçlarının ne olacağını, durumun turizm sezonu başlayana dek ne göstereceğini bilmemenin ve tahmin edememenin sıkıntısı içindedir.

Buna mukabil, turizm yönünden salgının uluslararası ilişkilerde bir “siyasi” etki olarak kullanılması da gündeme gelmektedir. Bunun adı da “güvenli aşı sertifikası”dır. AB ülkeleri arasında konu gündemdedir. Ancak birtakım aciz ufak devletler ve rekabet içinde olanlar, maalesef bu konuyu Türk turizminin “sabote” edilmesinin bir enstrümanı olarak kullanmak istemektedirler.

AB neleri konuşuyor?

Genel olarak konu şu an masadadır. Kanımca bir şekilde tatbikata geçecektir. Özellikle Yunanistan, Fransa ve bazı küçük ülkeler bunu Türkiye için bir yaptırım mekanizması olarak kullanma hayalinin peşinde gizli gizli çalışmaktadır.

En çok üzerinde durdukları Çin aşısı Sinovac ve Rus aşısı Sputnik V’yi; veya İngiliz aşısı AstraZeneca-Oxford ve Alman aşısı Pfizer-BioNTech’ten hangisinin kullanılacağı kararı konuşuluyor.
Burada önemli olan, Türkiye’yi bekleyen tehlike konusunun genel bir kararla mı alınacağı, yoksa bu hususun her ülkenin kendisine mi bırakılacağıdır.

Tehlike buradadır.

Yunanistan Başbakanı Mitsotakis, bu işin baş aktörü durumundadır. İşi her ülke kendi kararını versin noktasına getirmek istemektedir.

Çünkü Türkiye de AB ülkelerinin bazıları gibi Çin aşısı Sinovac’ı kullanmaktadır. Ancak Sinovac, AB ülkelerinde kabul edilmiş bir aşı değildir. Onayı yoktur.

Türk Dışişleri ve turizm sektörü bu büyük tehlikenin üzerinde durmalıdır.

Halbuki Türkiye, “Güvenli Turizm Sertifikası”nı bütün turizm tesislerinde 50 odaya kadar da olsa mecburi kılmıştır. 2020’de de çok sıkı kontrollerle olaysız ve başarılı bir yıl geçirmiştir.

Aşı Türk turizminin ve Türkiye’nin AB ve Amerika ile yaşanan bu çok ihtilaflı tablosunun en tehlike dolu konusudur.

Türkiye sektör olarak turizmde ciddi ve tecrübelidir. Bu yıl 2020’ye nazaran daha da fazla tecrübe kazanmıştır.

Ancak Covid-19 salgınının bu sezon turizme yönelik ortaya koyduğu en büyük risk aşı konusu ve ülkelerin yüzde olarak ne kadar aşılı olup olmadığı hususudur.

En aşağı yüzde 50-60 nispetinde aşı olma durumu konuşulmaktadır. Ancak bir yandan da aşı üretimi yeterli değildir. Ülkeler arasında aşı savaşları yaşanmaktadır.

Bu durumda 5-10 milyon gibi küçük nüfuslu ülkeler avantaj kazanmaktadır. Örneğin İsrail gibi.
Türkiye’nin avantajı, tesislerinin mükemmel donanımlı oluşu ve ülkenin erişilmesi çok zor olan turistik cazibe ve potansiyelidir. Ayrıca dünyada ilk ve tek olarak güvenli seyahat konseptlerini oluşturup hayata geçirmiştir.

130 maddeden oluşan bir tedbir planı olan Güvenli Seyahat Sertifikası’nı 2020 yılında uygulamaya koymuştur.

Sonuç; şu anda Covid-19’un gidişatı inişli çıkışlıdır. Hava bulutludur. Sezonun akıbetinin nasıl olacağı Nisan sonunda aşağı yukarı ortaya çıkacaktır. Ancak aşılama hızı ve oranı tatmin edici seviyede olursa sezon açılabilir ve seyahat hırsı ve hevesi dorukta olan insanlar, turizmi gerçek mevsimine taşıyabilir.
Ancak benim için en önemli husus, ülke insanımızın tedbirlere ne kadar uyacağı endişesidir.

İkinci husus ise aşı konusundaki siyasi oyunların açık veya gizli olarak Trük turizminin yükselişi karşısında bir sabotaj olarak kullanılması tehlikesidir.

Dikkatli olalım derim.

Unutmayalım ki su uyur, düşman uyumaz. Bill Gates bile bu yıl insanların seyahat etmemesi için algı yaratmaya çabalıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar