Facebook ta paylaştweet le
Ana Sayfa / 

Murat Kışlalı: “İktidar tek hedefe, Millet İttifakı’nı bölmeye oynuyor!..”

26.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gazeteci yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in iç ve dış politikayı doğrudan etkileyen gelişmelere ilişkin sorularını cevapladı. Kışlalı, Gara operasyonu, Merkez Bankası’nın eritilen 128 milyar dolarlık rezervi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı hakkında söylediği ağır sözler, pandemi ve ekonomik kriz, Yunanistan’ın Ege’de gerilimi artırma hamleleri, ABD’nin Yunanistan ile yapacağı tatbikat hakkında açıklamalarda bulundu. İşte görüşleri…

GÖZLEM – “Gara Operasyonu ve şehitler konusu ile Berat Albayrak ve Merkez Bankası’nın 128 milyar dolarlık rezervi olayı” siyaset zirvelerindeki ortamı iyice gerdi. Bu gelişme, sizce, kamuoyu araştırmalarında Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı’nın “yüzdelik oranlarını” nasıl etkiler?

K –İktidar, Gara’da 13 yurttaşımızın katledilmesini, PKK’ya ve onu kollayan Barzani’nin Kuzey Irak’taki Kürt devletine saldırmak varken, iç siyasette HDP’yi bertaraf etmek ve onu da CHP’ye eklemleyerek CHP’nin etkinliğini zayıflatıp Millet İttifakı’nı dağıtmak için kullanmak istiyor. CHP’nin Berat Albayrak çıkışı ise üzerinden çok vakit geçmiş olmasına karşın, ilginç bir şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP nezdinde karşılık buldu. Bunda sanırım iki etken rol oynadı. Birincisi, Albayrak döneminde Merkez Bankası’nın 128 milyar dolarlık rezervinin dolar kurunu yaklaşık 6,8 TL seviyesinde tutmak için harcamış olmasındaki çarpıklığın halka anlatımındaki “kolaylık”. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Merkez Bankası rakamlarından da kolayca görülebilecek kaybı, halkın anlayabileceği basitlikte “128 milyar doları ne yaptın, kime sattın?” sorusuna çevirdi. CHP’nin bu atağı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Berat Bey’in en büyük talihsizliği, ‘damat’ sıfatının bu alanlardaki birikimi, gayreti ve başarısının önüne geçirilmiş olmasıdır” diye yanıtladı ve “O zaman niçin görevden aldınız?” sorusunu havada bıraktı. Yine bir hayali dış düşman yaratarak bu paranın harcanmasını “Ekonomik tuzaklarla mücadele ederken, yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere elimizdeki tüm araçları kullanarak fırsat vermedik” şeklinde açıkladı. “Elimizdeki tüm araçlar”dan kastı tabii 128 milyar dolardı ve bu mücadele başarılı olmuş olsa hiç şüphesiz damadı Berat Albayrak’ı azarlamayıp istifasına neden olmayacaktı. Erdoğan’ın damadını savunmaya çalışması, durumdan vazife çıkaran kurmaylarının “26 milyar doları Türk vatandaşlarının yastık altında duran altın ithalatında kullanılmıştır, 41 milyar doları Türkiye’deki bankalarda mevduat olarak durmaktadır, hiçbir yere gitmemiştir” şeklinde “Gitmiştir ama yine de gitmemiştir” anlamına gelecek komik cevaplar vermelerine ve iktidarı iyice gülünç bir duruma düşürmesine neden oluyor. CHP’nin Albayrak açılımının etkili olmasındaki ikinci etken ise Cumhurbaşkanı’nın her şeyi olduğu gibi bunu da kişisel algılaması ve savunmaya geçmesi oldu. Savunulması olanaksız bir konu, çünkü zaten 128 milyar doların harcanmış olması, yani Merkez Bankası rezervlerinin eksiye düşmüş olması bizzat Erdoğan’ın damadı Albayrak’ı azarlayarak görevden çekilmesine neden olan konuydu. Şimdi bunu geçiştirecek yerde savunmaya kalkışmak hem iktidar cephesini zor ve halk nezdinde gülünç bir duruma düşürdü, hem de Berat Albayrak’ın bu kadar savunuluyor olması, AKP’nin Mart ayında yapılacak Büyük Kongresi sonrası genel başkan yardımcılığına veya Enerji veya Dışişleri bakanlığına getirileceği iddiaları da dikkate alındığında, son dönemde dinginleşmiş ekonomi piyasalarında yeniden “kaygılanmaya” yol açtı. Dolayısıyla Gara operasyonu, özellikle HDP Eş Başkanı Pervin Buldan’ın “Çözüm sürecinde bizlere neler vaat edildiğini yeri ve zamanı geldiğinde açıklamazsak namerdiz” sözünün gerçekleşmesi durumunda, iktidarın terör konusundaki zikzaklarını göstermesi açısından önemli oldu. Öte yandan Berat Albayrak konusunun ise Erdoğan’ın yumuşak karnı olduğu ve özellikle ekonomi üzerinden AKP’yi zorlayacağı anlaşıldı. Bu şartlar altında 2-10 Şubat tarihleri arasında yapılan Avrasya Araştırma’nın son kamuoyu yoklamalarında zaten düşmekte olan ve yüzde 34,1 olarak gözüken AKP’nin oylarının üç ila beş puan daha ineceğini öngörüyorum. Bu oylar kanımca MHP ile İyi Parti arasında paylaşılır. Çünkü İyi Parti’nin muhalefeti Cumhur İttifakı’ndan oy çalıyor. Öte yandan MHP, terör operasyonu ve HDP’ye yönelik baskılarla birlikte kendine güçlü olduğu bir alanda oyun oynama imkânı yarattı. Dolayısıyla aynı araştırmada yüzde 41.6 olarak görülen Cumhur İttifakı’nın oy oranı yüzde 38’lere inecek, yüzde 41.3 olarak görülen Millet İttifakı’nın oy oranı ise yüzde 45’lere çıkacaktır. Bu oranlar arasındaki makasın açılmasında hiç şüphesiz Pandemi nedeniyle büyük sıkıntı çeken ve AKP kongrelerindeki kalabalığa karşı dükkanlarının açılmamasını anlamlandıramayan esnafın da çok önemli, hatta Gara ve Albayrak’tan da önemli bir etkisi olacağını düşünüyorum. Öte yandan iktidarın HDP’yi ötekileştirip Millet İttifakı’nı bozma planı etkisini gösterir ve merkez sağda yeni bir ittifak doğmazsa, yakın zamanda Cumhur İttifakı’nın yeniden yükselişe geçmesi de olası olabilir.

GÖZLEM – Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı hakkında söylediği ağır sözlere, CHP hakkında da çok ağır sözler ekledi. Bu üslubun sebebi sizce ne olabilir?

K –Bu tamamen bilinçli bir şekilde sürdürdüğü HDP’yi “teröristleştirme” ve CHP’yi de HDP ile aynı “geniş şemsiye” altında gösterip Millet İttifakı’nı parçalama stratejisinin bir parçası. Önce CHP ile ilgili “terörle iltisaklı” algısı yaratmaya yönelik bir altyapı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu altyapının içi, Erdoğan’ın iki hafta sonra açıklayacağını ifade ettiği adalet reformu ile beraber Siyasi Partiler Yasası ve belki Anayasa’da getirilmek istenecek değişikliklerle doldurulacak düşüncesindeyim.

GÖZLEM – Cumhur İttifakı partilerinin ve yöneticilerinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “giderek artan” ağır söylemlerine paralel olarak 2018 milletvekili genel seçiminde 11 milyon 354 bin 190 (yüzde 22,65) oy alan CHP ile 5 milyon 867 bin 302 (yüzde 11,70) oy alan HDP’ye karşı yürüttükleri bu politikanın sonu nereye varabilir?

K –HDP açısından kapatma değil ama dokunulmazlıkların kaldırılması ve mali yardımın kesilmesi yoluyla partinin hareket alanı daraltılmaya çalışılıyor. CHP açısından ikilem ise dokunulmazlıkların oylanmasında ve belki Anayasa’da yapılacak değişikliklerde vereceği oyların “terörü destekliyormuş” algısına dönüştürülmek istenmesi sürecinde yaşanacak. CHP, hele hele İyi Parti, getirilecek, başta ve en önemli olarak Anayasa’da olmak üzere, yasal düzenleme önerilerine “terörü destekliyormuş” algısı yaratacağı için karşı çıkmakta zorlanacaklardır. Burada siyaset ve algı yönetimi devreye girecek. Daha önceden dokunulmazlık ile ilgili Anayasa değişikliğinde görüldüğü gibi iktidarın tuzağına düşecekler mi? Düşmemek için nasıl bir yöntem izleyecekler? Göreceğiz. Burada esas planın Erdoğan’ın iktidarının devamını sağlamak için özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik getirmek isteyeceği Anayasal değişikliklerin içine “terörle mücadeleyi” katması olacağını düşünüyorum.

GÖZLEM – 83 milyon insanımız Pandemi ve Ekonomik krizden doğrudan etkilenirken, siyaset zirvelerindeki bu tablo ve bölünme kime yarayacaktır?

K –Hiç şüphesiz iktidar, bu bölünmenin kendilerine yarayacağını düşünüyor. Eğer İyi Parti ve muhalefette birleşene diğer muhafazakâr, milliyetçi, sağ partiler bir an önce, en azından kendi aralarında, bir ortak payda bularak bir araya gelmeyi başaramazlarsa, ki bu paydanın “güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçilmesi” olduğu anlaşılıyor, muhalefetin sağ cephesi sıkıntı yaşayacak gibi gözüküyor. HDP ise muhalefetin, ayrılıkları en azından bir süreliğine öteleyerek daha geniş ve “katı olmayan” bir şemsiye altında birlikte hareket etmeyi umuyor. HDP eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş hafta içinde cezaevinden yazdığı mektupta “Önümüzdeki seçimler; partiler, kimlikler, inançlar arasında değil, iyiler ve kötüler arasında olacak. İyilerin tarafındaysanız yeriniz bellidir. Buna kavramsal olarak ‘Demokrasi İttifakı’ da denilebilir” derken bu cepheye işaret ediyor. Demirtaş “İnsanların etnik yapısı, giyim kuşamı, cinsel yönelimi (ne göre değerlendirilmesi), kadına yönelik şiddet, çalışanların emeklerinin sömürülmesi, doğanın katledilmesi, rüşvet ve yolsuzluk, devletin tek bir kişi tarafından yönetilmesi sizi rahatsız ediyor mu?” sorusuna “Evet” yanıtı verenlerin “İyiler tarafında yer alacağını” yazıyor. (Tabii bu rahatsızlıklara “Terör”ü de aynı yoğun vurguyla eklese, zaten iktidarın muhalefeti, Millet İttifakı’nı bölme planları büyük ölçüde sekteye uğrardı.) Dolayısıyla muhalefet cephesinin ilk hedefi iktidarı indirmek. Bunun için önemli de görülse, partiler arası farklılıkların “bir süreliğine”-seçimlere kadar gözardı edilmesi gerekiyor. İktidarın hedefi ise muhalefeti bölmek, bunun için de kutuplaştırıcı, sizin bahsettiğiniz “bölünmeci” bir siyaset izlemek durumunda kalıyorlar. Bunda da, Saadet Partisi’ne dönük “Oğuzhan Asiltürk’ün paylaşımlarını ‘Milli Görüş Lideri’ imzasıyla atmasından, AKP’nin İstanbul İl Başkanlığı’na milli görüşçü Osman Nuri Kabaktepe’nin atanmasına kadar gelişmelerden” yola çıkarak, bir ölçüde başarılı olmaya başladıkları görülüyor. Bu “başarı” ne ölçüye kadar çıkacak ve nerelere sıçrayacak, yakında göreceğiz.

GÖZLEM – İşte Yunanistan, sırtını ABD’ye ve AB’ye dayayarak, Trakya sınırından, bütün bir Ege Denizinde “gerilimi arttırmak için” elinden geleni ardına koymamaya başladı. Bu krize karşı ülkenin “birlik ve beraberlik içinde olması” gerekmiyor mu?

K –Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış siyasete ilişkin konularda muhalefet ile beraber hareket etme, muhalefeti bilgilendirme ve fikrini alma gibi bir yöntem izlediği gözlemlenmiyor. Burada çoğu zaman muhalefetin destekleme yönündeki demeçlerini zaten “olması gereken olağan durum” olarak kabul ediyor. Dış siyasette, özellikle Amerika’nın yeni Başkan Joe Biden yönetiminde çok daha “sertleşeceği” anlaşılan Türkiye’ye dönük politikasını “boşa düşürmek” için iktidarın muhalefetten ziyade yeni dış ittifaklara her zamandan daha fazla ihtiyacı olacağı bir döneme giriyoruz. Rusya, İran ile “Astana Paktı” hatta buna Çin’in eklemlenmesi ve İhvancılık, Müslüman Kardeşçilik ideolojisinden vazgeçilmesi hep dile getirilen, makul olan ve uygulanması gereken politikalar. Ancak maalesef bu iktidarın doğasında ideolojik bakıştan çıkıp yeni ittifaklar arama yöntemi yok. Bu nedenle de bu zafiyet başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Yunanistan ve onun genelinde Avrupa Birliği tarafından çok etkili bir şekilde kullanılıyor.

GÖZLEM – Ekonomik kriz, iflaslar, kapanan şirket ve dükkanlar, satılan ev, traktör, işyerleri ve bankaları konut ve otomobil zengini eden ödenememiş krediler bir yana, “boşanma ve intihar istatistiklerindeki artışa kadar” uzandı. Ne diyorsunuz?

K –Çok acıklı bir dönemden geçiyoruz. Sadece İzmir’de son bir ayda üçüncü müzisyen intiharı yaşandı. 1,5 yaşındaki yavrularını akrabalarına bırakan genç bir çift ile genç bir işsiz girdikleri ekonomik sıkıntının buhranıyla intihar ettiler. Bir çift 1,5 yaşındaki yavrusunu bırakıp intihar edecek noktaya nasıl gelebilir? Devlet böyle bir süreci nasıl daha yardımcı olacak bir şekilde yönetemez? Bu insanlara nasıl kaynak ayırılamaz, bulunamaz? 1.3 milyon esnaftan 100 bini işyerlerini kapattı. CHP lideri Kılıçdaroğlu esnafa toplamda 7 milyar lira (esnaf başına ortalama beş-altı bin liraya geliyor) destek sağlanırken, hafta içinde sadece bir havalimanının iki yıl için 18 milyar liralık kira bedelinin ertelendiğini söyledi. Eğer böyle bir kaynak varsa, niçin kapalı tutmak zorunda bıraktığınız esnafı da bu imkânlardan faydalandırmıyorsunuz? İktidar bu durumun oy potansiyelini nasıl düşürdüğünü görmüyor mu? İstanbul Ekonomi Araştırmasına göre halkın yüzde 75’i “Havaalanı, otoyollar, köprüler, tüneller ve hastanelerde kullanılan Kamu ve Özel Sektör İşbirliği yatırımlarında özel şirketlere ödeme garantisi verilmesini” yanlış buluyor. Bu oranlar AKP’ye oy verenlerde bile yüzde 50’leri geçiyor. Ama yine de iktidar tüm mücbir sayılabilecek sebeplere rağmen bu ödemeleri ötelemiyor. Yeni kaynak yaratıp bunu darda kalan kesimlere yönlendirmiyor.

GÖZLEM – Sağlık Bakanlığı Korona virüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yeşim Taşova, “Yasakların kalkması ile birlikte 3. dalga tehlikesi de beraberinde gelecek. Bu yüreğimizi de hoplatıyor. Restoranlar için de geçerli olmak üzere çok kalabalık ortamlarda bulunulması, gerekli tedbirler alınmadan yapılan çok sıkışık ortamlardaki faaliyetlerde virüsün yayılacağını hepimiz gördük” derken, AKP İl kongrelerinde ve tarikat büyüklerinin cenazelerindeki “Maske / Mesafe / Hijyen ilkesini ortadan kaldıran” kalabalıklar görülüyor. Görüşünüz?

K –Ben restoran, kahvehane gibi işletmelerde yasakların kalkacak olmasının Pandemi açısından “lebalep” doldurulan AKP kongrelerindeki veya iktidar partisinin önem verdiği cenazelerdeki kadar büyük bir hasta artışına neden olacağına inanmıyorum. Bir defa bu işletmelerde ciddi bir denetim yapılıyor. Kapasite indirilecek ve kapasiteye uymayanlara ceza verilecek. Esnaf da biraz fiyatları arttırarak en azından işçisinin maaşını ödeyecek, kâr etmese de çok büyük zarar etmeden yaşamaya devam etmeyi hedefleyecek. Aslında yapılması gereken ekim-kasım aylarında bir aylık tam bir kapanma sağlamaktı. O takdirde şimdi içine düştüğümüz bu intiharlı-iflaslı ekonomik buhrana maruz kalmazdık. Son dönemde ise nüfusa oranla en yüksek vaka sayılarının yaşandığı iller hep AKP’nin il kongrelerinin yapıldığı iller oldu. AKP’nin il kongreleri 8 Şubat’ta Giresun, 15 Şubat’ta Rize, 16 Şubat’ta Trabzon, 18 Şubat’ta Ordu’da yapıldı. Sağlık Bakanı’nın iller bazında vaka sayılarını verdiği tabloya göre geçen hafta 100 bin nüfusa göre en fazla vaka olan iller sırasıyla Ordu (günlük ortalama 228.4), Giresun (217,5) ve Trabzon (207.5) oldu. Orta ve Doğu Karadeniz’deki Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize hattında toplam günlük ortalama vaka sayısı bin 119. Buna karşın bu beş ilin nüfusunun 4,2 katı olan İstanbul’daki günlük ortalama vaka sayısı bin 507. 2020 itibarıyla İstanbul’un nüfusu 15,5 milyon kişi iken, bu beş ilin nüfusu 3,7 milyon kişi. Bu rakamlar günlük vaka sayılarındaki artış ile AKP’nin kongre yaptığı iller arasında çok ciddi bir bağlantı olduğunu ortaya koyuyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar