Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

‘Kırsal mahalle’ kavramının düşündürdükleri...

23.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu iktidar döneminde;ülkenin150 yıllık geleneği olan parlamenter demokrasi sistemi ile oynanmakla kalınmadı, idari sistemde daha birçok tartışmalı değişiklik yapıldı. Bunlardan biri de muhalefetin tüm itirazlarına ve eleştirilerine karşın gerçekleştirilen, birçok köyün ve kasabanın mahalle haline getirilmesi düzenlemesiydi.

Köyler ve beldeler mahalle olmuştu

Anımsarsanız, gerçekleştirildiği zaman siyasal çevrelerde ve yerel yönetimlerde sert tartışmalar yaratan bir düzenlemeyle, asırlık geçmişe sahip köyler ve beldeler bir anda mahalle olmuştu. 12 Kasım 2012’de Büyükşehir Yasası değiştirilerek, 30 ilde 16 bin 220 köy mahalleye dönüştürülmüştü. Böylece, Türkiye’deki 34 bin 434 olan köy sayısı neredeyse yarı yarıya azalarak 18 bin 214 köye düşmüştü. Yine bu değişiklikle, 1053 belde mahalleye dönüştürüldü. Yasa, çıkarıldıktan sonraki ilk yerel seçim olan 30 Mart 2014’ten itibaren uygulanmaya başlandı.

Aradan geçen zamanda önemli sıkıntılar yaşandı. Mahalleye dönüşen köylerin ve beldelerin ortak kullanılan tüm malları, meraları, taşınmazları ellerinden alındı. Köylerin meraları büyük ölçüde korunamadı. Bu değişiklik tarımsal üretime zarar verdi. Bazı yerlerde tarım alanları imar değişiklikleri ve benzeri uygulamalarla amaç dışı kullanıma açıldı.

‘Kırsal mahalle’den haberiniz var mı?

Bugünlerde ‘kırsal mahalle’ diye yeni bir kavramla karşılaştık. Bu kavram, ağırlıklı olarak tarımsal faaliyetle uğraşılan eski köyleri ve beldeleri ifade ediyor. Doğrusu bu kavramdan ve yeni düzenlemeden, bırakın buralarda yaşayan yurttaşlarımızı, yerel yönetimlerde görev yapanların ve siyasal çevrelerin bile yeterince bilgi sahibi olmadığını düşünüyoruz.

16 Ekim 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7254 Sayılı Kanun’ ile mahalleye dönüşen köy ve beldelerle ilgili önemli bir düzenleme yapıldı. Buna göre, ‘kırsal mahalle’ olacak yerleşim alanlarında yaşayanlara muafiyetler ve indirimler getirildi. Bu değişiklik yapılırken de sonrasında da kamuoyu yeterince bilgilendirilmedi.

Yanlışlığın utangaçça kabulü

Geçmişte değişiklikler yapılırken, konuyla ilgili olarak o dönemde şunları yazmışız: “Yerleşim yerleri ile ilgili böylesi yaşamsal kararlarda, mutlaka o bölgede yaşayanların görüşüne başvurulmalıdır. Bu hem insani bir zorunluluk hem de çağdaş demokrasinin bir gereğidir. Yeni yasanın en büyük zaafı işte burada ortaya çıkmaktadır. Bırakın o yerleşim yerlerinde yaşayan yurttaşların görüşlerine başvurulmasını, konuyla ilgili meslek odalarının, uzmanlık kuruluşlarının ve üniversitelerin bile görüşü alınmamıştır. Ayrıca, yasal değişiklikten etkilenecek o yörede, yerleşim biriminde yaşayan yurttaşların onayı alınmadan, böylesi bir köklü değişikliğe gitmek, uluslararası antlaşmalara ve uygulamalara da terstir.”

Şimdi yıllar sonra böylesi bir düzenlemeye gidilmesi ve üstelik bunun sessiz sedasız kamuoyunun yeterince bilgilendirilmeden yapılması; yapılan yanlışlığın ve hatalı politikanın utangaçça kabulü anlamına geliyor.

Muhalefet ve yerel yönetimler, ortak tutum belirlemelidir

Aslında iktidarın yanlışlıklarını sergilemek ve yapılan değişikliklerle ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirmek muhalefetin görevidir. Aradan geçen zaman ve bu süreçte yaşananlar muhalefeti haklı çıkarmıştır. Başta ana muhalefet CHP olmak üzere, muhalefet partileri ve toplumsal muhalefet, bu konuyu kamuoyunun gündemine taşımalıdır.

Konu yalnızca siyasetin de meselesi değildir. Basta geçmiş dönemin köyleri, beldeleri olup da sonradan mahalleye dönüştürülen yerleşim alanlarında yaşayan yurttaşlar olmak üzere, bu mahallelerin bağlı olduğu yerel yönetimlerin de meselesidir. Dolayısıyla muhalif belediyeler de bu konuda ortak bir tutum belirlemeli ve duruş sergilemelidir.

Köyümü, beldemi istiyorum

Bu değişiklikler yapılırken karşı çıkan muhalefet partileri ve yerel yönetimler, maalesef konunun yeterince fikri takibini yapmamışlardır. Bugün de ne düşündükleri tam olarak bilinmemektedir. Örneğin, muhalefet iktidara geldiğinde, geçmişin asırlık köyleri ve belde belediyeleri ile ilgili olarak nasıl bir düzenleme yapılacaktır? Beldelere belediye hakkı iade edilecek midir? Siyaseti bunca yakından izleyen bizlerin bile, bu konulardan haberi yoktur.

Dolayısıyla, muhalefet ve muhalif belediyeler, ‘kırsal mahalle’ konusunda kamuoyunu bilgilendirmeli ve bu konuda ortak bir duruş sergilemelidir. Gerekirse, ‘köyümü, beldemi istiyorum’ diyerek, toplumsal bir kampanya başlatılmalıdır. ‘Başka bir tarım mümkün’ yaklaşımıyla kırsalda yeni bir hareket başlatan İzmir’in ve İBB’nin, bu konuda da öncülük yapacağını düşünüyoruz.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test