Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Parlamenter sistem, temel hak ve özgürlükler

27.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasında belirttiği, “Kendimizi başka yerlerde değil, Avrupa'da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz.” sözleri Avrupa Birliği(AB) müzakerelerinin yeniden başlatılması istendiği çıkarımını yapmama neden oldu. Bizim zamanımızda çıkarılan “Kopenhag Kriterleri” çerçevesinde, Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin alanı genişletilmişti. Basın özgürlüğü, idamın kaldırılması gibi yasalar çıkmıştı.
Şimdi bu açıklama ile yine temel hak ve özgürlüklerde genişletilmelerin olabileceği sinyali verildi. Bu durum basın özgürlüğü, temel hak ve özgürlükler, yargı kararları, işçi hakları gibi bir dizi konuda yeni kararlar alınması gerekliliği getirir. Bu açıdan da olumlu karşılanabilecek bir açıklamadır. Yeni bir AB uyum süreci başlatılırsa bu hepimiz için olumlu olacaktır. 2001 yılında yapılan “Anayasa Değişiklikleri” de bu kapsamda ele alınmıştı.

Türkiye’de yargının sorunları ve yapılması gerekenleri bellidir. Anayasamızın içeriği ile ilgili bir sorun yoktur asıl sorun uygulamanın olmayışıdır. Yapılacak en temel ve öncelikli değişiklik “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nden bir an önce vazgeçmek ve parlamenter sisteme geri dönülmesidir. Bunun için 16 Nisan 2017 tarihinden önceki anayasa metninin yeniden yürürlüğe koyulmasını öngören 2 maddelik değişiklik yapmak yeterlidir. Bu sistem ülkemize meşrutiyet yönetimini getirmiştir ve bunun başarılı olamayacağını söylemiştik ancak süreç içinde de olamayacağını uygulamalı olarak görmüş olduk. Fakat AKP’nin ve bilhassa Genel Başkanı Erdoğan’ın bu değişikliği yapmaya hazır olduğunu düşünmüyorum.

Yargımızdaki bir diğer sorun nitelikli ve yeterli sayıda hâkim olmamasıdır. Bu durum bir hâkimin hem çok fazla davayla ilgilenmesine hem de nitelik konusundaki birtakım eksiklikler sebebiyle karar alma sürecinin yavaşlamasına sebep vermektedir. Ülkemizde davalar çok uzun sürmektedir. Oysa anayasamızda ve insan hakları sözleşmesinde de yer alan “makul süre” vurgusu davaların hızlı bir şekilde görülmesini ve sonuçlanmasını zorunlu kılmaktadır.

Davaların uzun sürmesinin yanında bir diğer sorun ise tutuklu yargılamalardır. Türkiye’de hâkimler çok kolay bir biçimde tutuklama kararı veriyor. Ancak T.C. Anayasası’nın 19. Maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. Maddesi’nde belirtildiği gibi; tutuklama kararı, ortada ciddi bir suçlama ve kaçma, delilleri ortadan kaldırma gibi bir neden varsa tutuklama kararı anca alınabilir. Fakat Türkiye’de biri tutuklanınca aylarca yıllarca yargılanmadan cezaevinde yatıyor. Dava dosyası delillerinin tamamının toplanarak açılması gerekiyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test